Magaluf`a 20 dakikalık bir mesafede olan plaj iki küçük koydan oluşuyor. Plaj yerine koy demek daha doğru olur. Genelde yatların uğrak noktası olan bu küçük plajın bir bölümü Nudist denize girmek isteyenler için ayrılmış. Plajda küçük bir restaurant bulunuyor. Plaja giriş ücretsiz olsada oldukça küçük olduğundan yer bulmak biraz sıkıntı olabiliyor.
İspanya`ya gelmişken Akdenizin incisi dedikleri Mallorca adasına gitmeden olmazdı. İspanya`ya bağlı olan Balear takım adaları özerk bölgesinin en büyük adası ve başkentidir Mallorca. İkinci büyük adasıda İbiza adasıdır. Günümüzde İbizanın ününü duymayan kalmamıştır.
NASIL GİDİLİR
Mallorca ya gitmek için öncelikle yeşil pasaportunuz yada Shengen vizeniz olması lazım. Palma Mallorca adasının en büyük şehridir, Palma de Mallorca olarak bilinir. Türkiyeden Mallorca ya direk uçuş olmadığı için bu güzel adaya gelmek için öncelikle Barselonaya gelmeniz gerekiyor. Mallorca adası özellikle yaz aylarında çok fazla turist aldığı için günde en az 4-5 feribot ve 10 dan fazla uçuş bulabilirsiniz. Feribot yolculuğunu tercih etmeyin çünkü hem 8 saatinize yazık oluyor hemde uçaktan daha pahalı. Rainair gibi hava yollarının sık sık seferleri var adaya 20-30$ a bilet bulmanız mümkün.
MALLORCA ARABA KİRALAMA
Mallorca büyük bir ada , buraya gelmeye karar verdiyseniz ve adanın tadını çıkartmak istiyorsanız mutlaka araba kiralayın. Adada araba kiralamak çok yaygın, daha uçaktan iner inmez bütün araç kiralama şirketlerinin ofisleri yan yana dizilmiş. Adaya gelmeden internetten araç rezervasyonu yapmanız mümkün, eğer yaptıysanız anahtarınızı hemen alıp gazlamaya başlayabilirsiniz. Ben 5 günlüğüne 150€ vererek Avis firmasından mini cooper kiraladım, daha uygun fiyatlara araç bulmak mümkün elbette.
Kiralık araç ile havaalanına dönüşte dikkat etmeniz nokta ise tam hava alanı girişinde For Rental Car tabelasını takip etmek. Eğer bu tabelayı takip ederseniz sizi doğruca araç kiralama ofislerinin araç teslim alma otoparkına götürüyor ve hemen firmanın görevlisi sizi karşılayarak aracınızı teslim alıyor.
NEREDE KALINIR
Mallorca ada genelinde 5 binden fazla otel bulabilirsiniz, ancak Almanlar başta olmak üzere ada çok fazla türist aldığından otel fiyatları biraz pahalı. Ortalama bir otelde kalmak için günlüğüne en az 80€ ayırmalısınız. Ben yüksek sezonda gittiğimden en uygun oteli Can Picafort bölgesinde buldum, denize 50 metre uzaklığındaki otele kahvaltı dahil 60€ günlüğüne ödedim, araç kiraladığım için adanın diğer bölgelerindeki plajları gezmek sorun olmadı. Ama ben illa eğlencenin göbeğinde olacak diyorsanız mutlaka Magaluf bölgesinde kalmalısınız. Magaluf bölgesi Almanların yoğun olarak tercih ettiği bölge ve adanın en eğlenceli yeri. Burada caddeler barlarla dolu, aradığınız her türlü eğlenceyi strip klüplere kadar Magaluf bölgesinde bulabilirsiniz. Palma haricinde adanın diğer bölgeleri hep sakin yerler ama her bölgesinde birbirinden güzel İspanyol restauranları bulunuyor. Tasviye istiyorsanız tek tercih Magaluf derim.
MALLORCA GECE HAYATI
Gece hayatı denince Mallorca`da akla gelen tek yer Magaluftur. Magaluf sahil kenarında ve bi arka caddesinde bütün barlar, clubler, strip külüpler hepsi yan yana dizilmiş ve hepside birbirinden güzel ışıklandırmayla geceyi şenlendirmeye hazır vaziyette sizi bekliyor olacak. Magalufta almanlar çoğunlukta oluncada özellikle gece ilerleyen saatlerde sarhoş insanların çıngınlıklar yaptığına şahit olabilirsiniz. Ortalama bira fiyatları 4-5€ civarında, genellikle içeri giriş parası istenmiyor barlarda.
İBİZA`MI MALLORCA MI
Gitmeden önce iki ada arasında kararsız kalmıştım ama Mallorca`yı tercih ettiğim için pişman olmadım. İbiza Mallorca`ya göre daha küçük bir ada ve daha çok eğlence, partiler ve gece hayatı üzerine yoğunlaşmış. Mallorca İbizaya göre daha ucuz ve kalacak yer seçeneği daha fazla. Mallorca da hem birbirinden güzel plajlarda gündüz güneşlenip sakinliğin tadını çıkarabilir, gece ise Magaluf bölgesine giderek gece hayatının tadına bakabilirsiniz.
Mallorca`başta Almanlar olmak üzere birçok Avrupalı ve Amerikalı zenginlerin yazlıklarının bulunduğu bir ada. Michael Douglas`ın da burada bir yazlığı bulunuyor. Adanın yerel mimarisi sarı taştan evleri ve yeşil kapılarıyla Endülüs dönemini yansıtsa`da adada ev demeye dilimin varmadığı hepsinin birer malikane olduğu sayısız yazlık bulunmakta. Dudak uçuklatan cinsten pahalı malikanelerin bulunduğu adada elbette sayısız yat görmek mümkün. Adanın her yerleşim yerinde bir liman bulunuyor ve bu limanlarda binlerce birbirinden lüks yatlar adeta bir yat ormanı oluşturmuş.
Açılışı 1995 yılında yapılan akvaryum Avrupanın en büyük olma özelliğine sahip. O kadar büyükkü içinde dalgıçlar köpekbalıklarıyla birlikte yüzebiliyor. La Rambla caddesinden dümdüz denize doğru inince Yat Limanının olduğu yerde akvaryumu bulabilirsiniz. Giriş ücreti 20€, biraz pahalı gelsede oldukça güzel bir yer.
Makedonya yolculuğunuz sırasında dereler hep karşınıza çıkacak. Doğa inanılmaz güzel bol bol fotoğraf çekilin.
VİZESİZ TATİL MAKEDONYA
Balkanlar deyince akla ilk gelen şehirlerden biridir Üsküp ve Balkan turlarının vazgeçilmez uğrak noktası. İpsaladan başlayan yolculuğumuz İskeçe ,Selanik ,Manastır ,Ohrid ve Matka Kanyonundan sonra ki durağımız Üsküp oldu. Osmanlı’nın izlerini taşıyan bu kentte Vardar Nehri üzerinde bulunan taş köprü kenti ikiye bölmüş izlenimi vermekte. Köprünün bir tarafı modernleşme çabasında olan bir başkent diğer tarafı ise Türklerin oluşturduğu bir mahalle.15 yıllık geçmişe sahip olan bu ülke 10 sene sonra diğer Avrupa ülkelerini yakalayacakmış gibi gözüküyor.
NEREDE KALINIR NE YENİR
Üsküp’e Matka Kanyonu’nun büyüsünden kurtulamadığımız için akşam saatlerinde vardık. Üsküp`te kalacak yer için otel bulabileceğiniz gibi günlük olarak kiraya verilen daireler de mevcut ve bizim tercihimiz apart bir daire oldu.Buraya yerleştikten sonra karnımızı doyuracak yer aramaya başladık.Türk mutfağına oldukça benzeyen bir mutfağa sahip Üsküp yemekleri ve porsiyonları bizimkilerden daha büyük. Kafana Toto adlı mekanda lezzetli Üsküp köftesinden salatadan ve açık şarabından tatmanız şiddetle tavsiye olunur.Ayrıca üzerine peynir rendelenmiş salatalarından tatmanızı öneririm .
Üsküp`te ne yenir diye düşünüp bol et az hesap diyorsanız Kafana Toto tam size göre, adres yazmıyorum arayıp bulun :), google maps te çıkıyor. Üsküp`ün nesi meşhur diye düşünürseniz köfte meşhurdur baştan söyliyeyim yemeden gelmeyin. Burada köfte tane ile satılıyor çok ucuz olduğu için bol bol söyleyin. Biz iki kişi 20 köfte bir salata ve bir sürahi açık şarap için 13$ civarı para ödedik ve köftesi inanılmaz lezzetli.
İnsanların birçoğu Türkçe bildiği için iletişim problemiyle de çok karşılaşmayacaksınız. Ayrıca Türk çarşısında bulunan lokantalarda da etli çorba içmenizi tavsiye ederim. Türk çarşısında esnafların büyük çoğunlugunu Türkler oluşturuyor, burada kuru fasülye köfte, börek gibi Türk mutfağından aşina olduğumuz yemekleri çokça görebilirsiniz.
ÜSKÜP GEZİLECEK YERLER
Gösterişli heykellerden meydana doğru yürüdüğünüzde sizi Üsküp ün yeni yüzü karşılayacaktır.Bu meydanda sizi Büyük İskender Heykeli ve Rustik Saray`ı göreceksiniz. Diğer bir yapı ise Mimar Sinan ‘ın yaptığı düşünülen Taş köprüdür. En önemli tarihi yapılarından biri ise Üsküp kalesidir. Bu kaleden baktığınızda Üsküp’ün tüm güzelliklerini görebileceksiniz.Birçok han, hamam ve camiiyle burada karşılaşacaksınız. Vardar Nehrinin karşı kıyısında bulunan Üsküp Türk çarşısında gezerken ise kendinizi Anadolu`nun bir kentinde gezermiş gibi hissedeceksiniz. Üsküp Arkeoloji müzesi, Üsküp Ulusal Mücadele müzesi, Rahibe Teressa Evi gezilecek diğer yerler arasında sayılabilir. Yeni Yapılan iki köprü ve bunların üzerinde bulunan heykeller de görülmeye değer diğer eserlerdir. Üsküp kaç günde gezilir diye soracak olursanız Üsküp’ü gezmek için iki veya üç günün yeterli olacağını düşünüyorum.
Geceleri ışıl ışıl olan üsküp meydanı
Üsküp şehir meydanı
ÜSKÜP GECE HAYATI
Buraları gezdikten sonra nehrin kenarında bulunan mekanlarda kendinizi müziğe kaptırıp bir şeyler içebilir ve eğlenebilirsiniz. Üsküp gece hayatı tahminimden çok daha hareketli çıktı, meydandan karşıya köprünün üzerinden geçtikten sonra bizdeki barlar sokağı gibi bir sokak var ve bir sürü bar, müziğin ritmine kendini kaptırmış gençler barları hınca hınç doldurmuşlar ama bu sokaktaki barlar o kadar kaliteli değil bana göre. Asıl eğlence ise resimde gördüğünüz geminin hemen yanında nehir kenarında dizilmiş olan yan yana 3 barda, biz gittiğimizde içerisi ve dışarısı ağzına kadar dolu adım atacak yer yoktu. İçki fiyatları oldukça makul bardakiler Türklere karşı oldukça ilgililer, Türk erkeklerine buradan tüyoyu vermiş olayım. Nehir kenarındaki üç mekandan en iyisi kesinlikle Havana Club, burada çok çok iyi vakit geçireceğinizden şüpheniz olmasın.
Vardar nehri kenarında bulunan gemi şeklinde bir eğlence yeri.
Üsküpten Edirneye doğru yola çıktık ve yolculuğumuz yaklaşık 7 saat kadar sürdü ve Sofya ve Filibe (Plovdiv)’ de kısa molalar verdikten sonra Türkiyeye ulaştık.Yol boyunca muhteşem doğal güzelliklerini de izleyeceksiniz, özellikle Üsküp ile Bulgaristan sınırı arasındaki doğaya hayran kalabilirsiniz, Üsküp coğrafi olarak yemyeşil ve biraz dağlık bir ülke, hal böyle olunca da akarsular, dereler çaylar yol boyunca hiç eksik olmuyor. Doğal olarak bu coğrafyada elde edilen yöresel ürünlerinde lezzetine doyum olmuyor, yol kenarında bal satan birilerini görürseniz kesinlikle almanızı tavsiye ederim hem çok ucuz hemde çok iyi bal satıyorlar.
Tayland hakkında tüm internette bol miktarda çeşitli bilgiler bulabilirsiniz. Ocak 2014 te yapmış olduğum 15 günlük Tayland yolculuğumu tamamen kişisel deneyimlerimle ve bol fotoğraflarla anlatmak istedim bende.
Öncelikle Tayland a gitmek için en iyi mevsim Aralık, Ocak ve Şubat aylarıdır.Tayland`a turla gitmenize gerek yok, az biraz İngilizceniz ve kendinize güveniniz varsa alın uçak biletlerini atlayın ve gidin. Gidecek arkadaşların kesinlikle dolar veya euroyu Türkiye`de ceplerine koyup gitmelerini tavsiye ederim çünkü orada bankamatikten çekeceğiniz para bizim bankaların uyguladığı düşük kur sayesinde 500tl ye kadar zarar edebilirsiniz, ve her çektiğinizde de 10tl masraf alır bankamatik. Hırsızlık olur diye korkmayın böyle bir şeyle çok zor karşılaşırsınız. Tayland güvenli mi diye düşünmeyin Tayland gayet güvenli ve rahat bir ülke, Turiste saygı çok büyük o yüzden cebinizde bol miktarda dolarla gitmekte bir sakınca görmüyorum.
Tayland´a uçağınız uluslararası Suvarnabhumi hava alanına iniyor ve gerçekten çok gelişmiş, büyük bir hava alanı göreceksiniz karşınızda. Yanınızdaki dolarların çok az miktarını burada bozdurun çünkü dışarıdaki dövizciler de kur daha yüksek. İlk iş olarak kendinize içinde internet paketi olan bir gsm hattı edinin , böylece Tayland`da internet işini halletmiş olursunuz, bu hatlar hemen hava alanının çıkış kapısı yanında gsm şirketleri tarafından satılmakta içinde 4gb internetiyle birlikte yaklaşık 40tl para ödersiniz.
Biz Bangkok´u gezmeyi dönüşe bırakarak hava alanından direk Pattaya´ya gitmeyi tercih ettik. Bangkok hava alanından Pattaya ya gitmek için hava alanı içinde ve kapısı önünde bir çok taksi ve minibüs var. Pattayaya gitmek için bekliyorlar taksi 100tl ye bulabilirsiniz, ama biz hava alanından çıkıp 50m yürüdükten sonra yoldan geçen bir taksiyi durdurduk ve 65tl ye Pattayaya gittik (150km yol). Dışarıdaki bir taksiye binmenin bazı dezavantajları var mutlaka, örneğin biz biner binmez taksici “bum bum massage” diye tutturdu ve sürekli ısrar etti, anladık ki bizi bir masaj salonuna götürmek istiyor. Hatta bir ara bir otopark içinde durup bizi başka bir yere transfer etmek istedi, ama biz taksiden inmeyince ve ben polisi ararım deyince yoluna devam etti. Öncelikle kesinlikle paranızı peşin vermeyin taksiciye ve binmeden önce pazarlık etmekten çekinmeyin.
Bangkok Pattaya arası yaklaşık 2 saat sürüyor, taksiyle gidiyorsanız yol üzerinde mücevher fabrikası var taksiciye 10tl fazladan ödeyip burasını da ziyaret edebilirsiniz. Pattaya ya vardığımızda ilk işimiz booking.com dan daha önceden rezerve ettiğim The Privi Suites otelini bulmak oldu. Pattayada kalacak yer arıyorsanız bu oteli tavsiye ederim. Bu otel ünlü Walking Street e 5dk yürüme mesafesinde ve 2.cadde üzerinde bulunuyor gerçekten konum itibariyle harika bir yerde ve odanın büyüklüğü de çok güzel, dolayısıyla çok memnun kaldık, temizlik konusunda da oldukça iyiydi, 3 kişi 110tl ye kaldık bu otelde. Bu oteli tavsiye ederim ve şunu unutmayın Tayland da her yer otel önceden rezervasyon yaptırmanıza kesinlikle gerek yok. Gidin bakın beğenin pazarlığınızı edin ve yerleşin.
Otelde biraz dinlendikten sonra hemen kendimizi Walking Streette bulduk, hava kararmış her yerde eğlence çoktan başlamıştı. Tayland`da ne yenir, Tayland da aç kalırım diye asla düşünmeyin, yeme içme çok çeşitli ve herkesin damak tadına hitap edecek yiyecekler bulmakta hiç güçlük çekmezsiniz. Adım başı burger king, mc donalts, pizza hut var, bir çok deniz ürünleri lokantası bulabilirsiniz. Mercimek çorbası, kuru fasülye bile yapan Türk lokantaları var, en iyileri ve en meşhurları Central world alışveriş merkezi içindeki Alaturka Türk restauranttır. Burada rakı , fasülye , adana kebap, pide ve birçok türk lezzetini bulabilirsiniz. Biraz ekonomi yapmak isterseniz 7eleven marketlerden hamburger 3tl , sosisli 2tl, noddle 1tl gibi yiyecekler yiyebilirsiniz. Dilerseniz avmlerin içinde bulunan büyük marketlere gidip oradan hazır yemek alabilirsiniz, zira bu marketlerde herşeyi hazır olarak bulmak mümkün, çünkü Tayland`ta büyük marketlerde aldığınız bir çok şeyi anında pişirtebilir veya önceden hazır olarak pişmiş ve paketlenmiş yiyeceklerden alıp afiyetle yiyebilirsiniz. Örneğin balık ızgara, tavuk ızgara, poğaça , börek, kek, aklınıza gelecek her türlü tropikal meyve hazır dilimlenmiş ve tabaklanmış olarak satılmaktadır. Böylece hem ucuza yemiş hemde kaliteli yemek yemiş olursunuz
Pattaya sokaklarında bol miktarda seyyar yiyecek içecek satan yer göreceksiniz, bu seyyarlar oldukça ucuz ama yiyecekler gerçekten kokuyor damak tanınıza hitap edeceğini sanmıyorum, ama gitmişken bir kere deneyin derim. Seyyar satıcılardan tek hoşunuza gidecek yiyecek hamburger olacaktır , genelde İranlı müslümanlar yapıyor ve bizim hamburgerin aynısı oldukçada lezzetli tavsiye ederim.
Karnınizı doyurduktan sonra canınız mutlaka soğuk birşeyler içmek isteyecektir. Tayland da içki su gibi akıyor ama ilginçtir buna rağmen hiç kavga eden kişi görmedim. İsterseniz adım başı bulunan 7eleven marketlerden içkinizi alıp yürürken içebilir, isterseniz yol üzerlerinde olan minibüs publarda ayak üstü içebilir ilerleyen saatlerde de gece kulüplerine doğru yol alabilirsiniz. Marketlerde bira 2tl civarı satılmakta, ama özellikle 33cl lik şişede satılan (4tl civarı) ve içersinde %7 votka bulunan smirnof ice ı sizi iyi serinletecektir.
Bu minibüs publardan yol boylarında bol miktarda göreceksiniz, barlara göre içki olukça ucuz bu minibüslerde ve iyi müzik çalıyorlar, bunlarda oturup susuzluğunuzu giderebilirsiniz.
Gezmekten yorulduysanız hiç dert etmeyin, adım başı bulunan masaj salonlarından birtanesine hemen girin ve ayak masajı yaptırın. Bu masaj 1 saat sürüyor ve ayak tırnaklarınızdan baldırınıza kadar size öyle bir masaj yapıyorlar ki kendinizi yeniden doğmuş gibi hessedeceğinizin garantisini veririm, ve bu hizme yaklaşık 13tl karşığılında veriliyor. Masajınızı yaptırdıktan sonra artık korkmayın, hiç yorulmadan sabaha kadar bile yürüseniz birşey olmaz.
PATTAYA GECE HAYATI
Artık club´a gitme vakti geldi diyorsanız size iki yer öneririm, Pattaya gece hayatının en meşhur yerleri diyebilirim. Bu iki yere gittikten sonra bunun dışındakileri çok beğenmeyebilirsiniz. Forsquare den de baktığınızda en favori bunların olduğunu göreceksiniz. İnsomnia ve Mixx club gerçektende walking street´in en iyileri. Ama ben size en çok Mixx club ı öneririm. Mixx walking street in sonunda bulunuyor bir pasajın üst katında, yine bu pasajın alt katında başka bar daha var ama ismini unuttum orasıda gerçeten iyidir, eğlenmek istiyorsanız bence bu pasaja gitmelisiniz. İnsomnia ise walking street in tam ortasında sağ tarafta yeşil lazer ışıklarla süslenmiş 3 katlı bir yer, üst kat daha çok disko şeklinde alt kat pub tarzında ve buranın tek avantajı ise denize sıfır bahçesi olması, sıcaklarsanız denizden esen rüzgarla biraz serinleyebilirsiniz. Mix club ı ruslar başta olmak üzere genelde yabancı turistler tercih ediyorlar, insomnia yı ise Taylandlılar ve Filipinliler çoğunlukla tercih etmektedir. Zaten Pattayada neredeyse yerliden çok rus görebilirsiniz.
PATTAYA GEZİLECEK YERLER
2.gün etrafı gezmek istedik, daha önce yaptığım araştırmalara dayanarak Pattayada ki Nong Noch botanik bahçesinin çok ünlü olduğunu duymuştum, bunun yanı sıra million years stone park ve bunun içinde bulunan timsah çiftliğinide aynı güne sığdıracağımızı düşünürek otelden çıktım ve hemen cadde üzerinde duran taksicilerden birine bu iki yere gitmek istidğimi söyledim ve pazarlık sonucu tüm gün 50tl ye anlaştık. Önce otele yaklaşık 20km mesafede olan botanik park a götürdü bizi taksici. Buraya giriş kişi başı 35tl. biletlerimizi aldıktan sonra taksici bizi girişte bıraktı ve biz içeri gezmeye başladık, gezdikçe gördükki buranın ucu bucu yoktu her yerini gezmeye kalksanız bir gününüzü alabilecek büyüklükte bir botanik bahçe olduğunu görürsünüz, girişte sizi filler karşılıyor. Dilerseniz fil üzerinde veya saat başı kalkan golf arabalarına benzeyen bunların biraz daha büyüğü olan araçlarla da dolaşabilirsiniz ama vaktiniz varsa bizim gibi yürüyerek gezmenizi tavsiye ederim. Hem fotoğraf çekme açısından hemde park içinde bulunan aktivitelerden yararlanmak açısından yürümek daha güzel oluyor.
Dünyanın sayılı orkide bahçelerinden bir taneside bu botanik park içinde bulunuyor. Pattayaya gelince mutlaka uğranması gereken tek yer bu botanik park diyebilirim gerçektende cennetten bir köşede hissedeceksiniz kendinizi.
Bu devasa hayvanın başını okşarken fotoğraf çektirebilirsiniz, tabiki Tayland ta heryerde olduğu gibi bunuda parayla yapıyorsunuz ama çok değil 6,5tl karşılığında kaplanla istediğiniz pozu verebilirsiniz. Zaten Tayland da hiç birşey pahalı değil ama tamamen turizme endeksli bir ekonomi olduğu için gerçektende burdaki insanlar turistin cebinden parayı almak için akıl almaz aktiviteler bulmuşlar ama verdiğiniz her kuruşa değiyor emin olun.
Botanik parkın ortalarında fillerin resim yapıp futbol oynadığı, bisiklete bindiği gösteriler yapılıyor ve yine Taylan`a özgü tai boks şovunu izleyebilirsiniz , yöreye özgü kaberalarda düzenlenmekte burada, kısa bir mola verip bunları izleyebilirsiniz bunlar için ekstra herhangi bir ücret alınmıyor, park içindeki herşeyden giriş biletinizle faydalanabiliyorsunuz.
Mısır kocanından ağaçlar yapmışlar ve bu ağaçlara kuşlar bayılıyor buradan beslenen güvercinler çoğunlukta.
Bu kadar alanı gezmemiz 4 saat falan sürdü , üstelik sürekli hızlı hızlı yürümemize rağmen sanıyorum daha bir bukadar yeri vardı gezilecek ama 4 saattir beklemekten ağaç olmayı bırak meyve vermeye başlayan taksicimiz bizi görünce ıslık öttürdü, çünkü daha million years stone park ve timsah çiftliği vardı ziyaret edilecek. Bizde taksiciyi kırmayıp atladık taksiye ve yola devam.
Yine stone park içinde bulunan timsah çiftliği parkın en heyecanlı noktalarından birtanesi olmakla öne çıkıyor. Gölün içinde yüzlerce timsah var, dileyenler 6,5tl karşığılınad ipin ucuna tavuk bağlayarak timsah besleyebilirler.
Timsah gösterisinide izledikten sonra saat neredeyse akşam 6 olmuştu yavaş yavaş çıkışa doğru ilerlemeye başladık, sadık ve oldukça kibar taksicimiz kapıda bizi bekliyordu. Gerçektende 50tl karşılığında tüm gün bizi gezdirdi, taylandda ulaşım ve taksi çok ucuz.
Akşam otelimize gelip biraz dinlendikten sonra yine pattaya sokaklarında pazar yerlerini ve avm leri dolaşmaya karar veriyoruz. Central Festival buranın en büyük Avm si, içersinde büyük bir market bulunuyor ve bir çok restaurant var.
Central festivala gelirseniz kesinlikle AKA restaurantı gördüğünüz anda hiç düşünmeden içeri girin, burası bir japon lokantası ve eminim bu tatilde yiyeceğiniz en güzel yemeği burada yiyeceksiniz. Masaların ortasında içinde mangal kömürü yanan bildiğimiz mangal var ama güzel bir sistem yapmışlar hiç bir şekilde duman dışarı çıkmıyor ve sizde kömür ateşinde etinizi kendiniz pişirip oturduğunuz yerden afiyetle yiyorsunuz. Her masada iki adet mangal bulunuyor, siz siparişini verdikten sonra bir kovanın içinde kömürler yeni yanmış şekilde geliyor ve yerine yerleştiriliyor. O kömürler asla ne sönüyor nede etinizi yakıyor öyle bir sistemle ayarlanımş. Japonlar işte yine yapmış yapacaklarını :)). Burada her çeşit eti bulmak mümkün ve deniz ürünleride bulmam mümkün resimde gördğünüz gibi karışıkta söyleyebiliyorsunuz. Dana, kuzu, ördek, karides, somon hepsi var bir tepsi et getiriyorlar ve karşılığında 35-40tl gibi bir ücretle doya doya et yiyorsunuz.
Taylan da bir diğer ünlü avm ise “Belive it or not” içerisinde inanmakta güçlük çekeceğiniz ilginç şeyler bulabilirsiniz ve en üst katında çeşitli gösterileri izleyebilir korku tüneline girebilirsiniz.
Taylan da bir diğer ünlü avm ise “Belive it or not” içerisinde inanmakta güçlük çekeceğiniz ilginç şeyler bulabilirsiniz ve en üst katında çeşitli gösterileri izleyebilir korku tüneline girebilirsiniz.
Pattaya sokaklarında her yerde bol miktarda meyve satan yer bulabilirsiniz. genelde taneyle satılan bu meyveler orada anında dilimlenip tabakta size veriliyor ayak üstü atıştırabilirsiniz.
Bu kadar gezmenin üstüne yorulursanız yine masajcılardan birine giribilir veya 2.caddenin sonuna doğru yürüyüp mutlu masaj dedikleri yerlerden birine girebilirsiniz. Bunların hepsi yan yana oldukça büyük binalar zaten gelince binaları görünce anlayacaksınız doğru yere geldiğinizi.
3. gün biraz deniz ve doğal güzellik görmek istiyoruz mercan adasına gitmeye karar veriyoruz. Mercan adasına gitmek için walking streetin sonuna kadar yürüyün ilerde limanı göreceksiniz buradan adaya giden feribotlar var az bir miktar ödeyerek gidiş dönüş bilet satın alıp kendiniz gidebilirsiniz , tura falan gerek yok.
Feribottan indiğiniz gibi motor kiralayan kişileri göreceksiniz, adayı gezmenin en iyi yolu bu motorlardan birini kiralamaktır genelde saatlik kiralıyorlar benzini içinde veriyorlar iyi bir pazarlık yapıp uygun fiyata motoru kiralayıp adayı rahat rahat gezebilirsiniz çünkü ada oldukça büyük.
Adada acıkırsanız bunun gibi bir çok yemek tezgahı var fiyatlar oldukça ucuz ama lezzet bize pek hitap etmiyor.
Taylandlılar dinlerine oldukça bağlılar büyük çoğunluk budist, ülkenin her yerinde hatta adalarda bile büyük Buda tapınakları görebilirsiniz. Taksiye bindiğinizde taksilerin torpidoların üzerinde , aynalarında ve bir çok yerinde buda heykelini görebilirsiniz bu ülkede hiç kimse Budaya selam vermeden hiç bir işe başlamıyor, taksici önce budayla selamlaşıp sonra yola koyuluyor. Bu adada bile bir çok tapınak vardı, onlardan bir tanesine kısa bir ziyarette bulunduk. Tapınağın içine girerken saygı olarak ayakkabılırınızı çıkartıyorsunuz. Dinlerinde oldukça hassaslar saygısızlık etmemeye dikkat edin. Ülkenin genelinde olduğu gibi tapınaktada keşişler oldukça güler yüzlü ve hoş karşılıyorlar sizi tabi çıkarkende bahşiş kutusuna ufak bir bahşiş atmanızı istiyorlar.
Taylandlılar dinlerine oldukça bağlılar büyük çoğunluk budist, ülkenin her yerinde hatta adalarda bile büyük Buda tapınakları görebilirsiniz. Taksiye bindiğinizde taksilerin torpidoların üzerinde , aynalarında ve bir çok yerinde buda heykelini görebilirsiniz bu ülkede hiç kimse Budaya selam vermeden hiç bir işe başlamıyor, taksici önce budayla selamlaşıp sonra yola koyuluyor. Bu adada bile bir çok tapınak vardı, onlardan bir tanesine kısa bir ziyarette bulunduk. Tapınağın içine girerken saygı olarak ayakkabılırınızı çıkartıyorsunuz. Dinlerinde oldukça hassaslar saygısızlık etmemeye dikkat edin. Ülkenin genelinde olduğu gibi tapınaktada keşişler oldukça güler yüzlü ve hoş karşılıyorlar sizi tabi çıkarkende bahşiş kutusuna ufak bir bahşiş atmanızı istiyorlar.
Pattayada yapacak o kadar çok aktivite var ki hepsini yapmak günler alabilir o yüzden 4.gün içlerinden birini seçerek yılan çiftliğine gitmeye karar veriyoruz. Yine aynı şekilde otelden çıktığım gibi ilk gördüğüm taksiciye yapışıyorum ve bizi yılan çiftliğine götürmesi için 20tl ye anlaşıyoruz. Ancak taksi yerine Tuk-tuk denen araçla götürüyorlar bizi, dahada işimize geliyor açık hafada etrafı seyrede seyrede gidiyoruz.
Giriş 35tl içerde bir sürü yılan var , yılan derisinden yapılmış çantalar kemerler satılan bir market var. 1 saatlik bir yılan şov yapılıyor, yılanlar gerçekten zehirli, özellikle cobralar ile yapılan şov tehlikeli olduğu kadar da ilginç. Benim yılanlarla aram pek iyi olmadığı için burayı tavsiye etmiyorum verdiniz paraya değeceğini sanmam vakit kaybı olarak gördüm burasını.
Yılan çiftliğinden çıkışta yolun karşı tarafında bir haraketlilik görüyoruz, tur otobüsleri falan gelip gidiyor merak edip bakmaya karar veriyoruz ve günü kurtaranda burası oluyor. Meğer tesadüfen flooting market (yüzen çarşı) e gelmişiz. Kişi başı 20tl gibi bir ücreti ödedikten sonra içeri giriyoruz. Burası gölün üzerine inşa edilmiş oldukça büyük içerisinde bir çok yiyecek içeceğin yanı sıra giyim eşyası, hediyelik eşya gibi bir çok dükkan var.
Türk izlerini heryerde görmem mümkün, yine yüzen çarşı içinde Türk dondurması satan bir işyerine rastlıyoruz ama sahibi Türk değil.
Yılan çiftliği ve yüzen çarşı derken yine akşam oluyor otelimize gelip dinleniyoruz. Pattaya da son gecemiz yarın Phuket e yola çıkacağız.
PATTAYA`DAN PHUKET E NASIL GİDİLİR
Phuket e gitmek için bu kez otobüs yolculuğunu seçiyoruz hem biraz ekonomi yapmak istiyoruz hemde uçağa binmek için tekrar bangkok a dönene kadar buradan direk gece otobüsüne binip sabah Phukette uyanmak daha mantıklı geliyor bize. Hem kişi başı 60tl ye bilet alıyoruz hemde o gece konaklama için para vermemiş oluyoruz. Phukete gitmek için bu yönetemi seçerseniz cebinizde 150tl ye yakın para kalmış olur bir gecede. Son gecemizide walking street te değerlendirdikten sonra 5.gün sabah erken kalkarak moto-taksi ile şehirler arası otobüs terminaline gidiyorum. Otobüs terminaline 100m mesafede VİP turizm seyehat acentesi var. Pattayadan Phuket e giden tek otobüs biletini de bu firma satıyor. Otobüs akşam 6 da kalkıyor sabah 9 gibi Phukette oluyorsunuz yol yaklaşık 1000km.
Otobüsler Türkiyedeki kadar lüks olmasada koltuklar oldukaç geniş ve koltuk arasındaki mesafeler uzun olduğu için rahat rahat uyuyarak gidebilirsiniz. Otobüse biner binmez size bir battaniye verecekler bu sıcakta bunu niye veriyorlar diye düşünmeyin çünkü gece size ilaç gibi gelecek bu battaniye. Taylandta bütün araçlarda olduğu gibi şehirler arası otobüslerde de klima hiç kapanmıyor, içerdeki insanlar donsa bile klima yine kapanmıyor o yüzden battaniye dağıtıyorlar, ilginçtir herkesin üşüyüp battaniye sarılmasına rağmen klima asla kapanmıyor buna bir türlü anlam veremedik. Zaten otobüste ben hariç herkes uzun kollu kalın birşeyler giymişti. Eğer sizde otobüs yolculuğu yapacaksanız mutlaka kalın giyinin.
Otobüs varana kadar bir mola verdi ama yolculuk zevkli özellikle güneye indikçe yağmur ormanlarının içinde müthiş manzaralı bir yolculuk yapıyorsunuz.
Biraz yorucu bir yolculuktan sonra sabah 9 gibi Phuket adası otobüs terminaline varıyoruz. Phuket anakaraya bir köprü ile bağlanan çok büyük bir ada. İçersinde Phuket town merkezi olmakla beraber birçok yerleşim yeri var, ama eğlencenin kalbinin attığı yer Patong bölgesi. Bizde hemen bir taksiyle 35tl karşılığında anlaşarak terminale 50km mesafede olan Patong bölgesine gidiyoruz. Burada da walking street gibi bir cadde var ismi Bangla road en haraketli yeri burası ama bölgenin genel olarak her yeri haraketli hiç endişe etmeyin.
Adaya varır varmaz buranın Pattaya ya göre daha sıcak bir havası olduğunu daha ormanlık ve taha tropik bir yer olduğunu hissedecekseniz. Eminim Phuket i Pattayadan çok daha fazla seveceksiniz. Eğer zamanınız kısıtlı ise ve iki yerden birini tercih edecekseniz, Phuket mi Pattaya mı diye hiç düşünmeyin direk Phuket e gelin. Burası Pattaya göre biraz daha pahalı bir yer ama Tayland ucuz bir ülke oluduğu için bu sizi çok fazla etkilemez. Aslında burda paranın sınırı yok ne kadar varsa o kadar harcarsınız geceliği 5 bine bile otel bulabilirsiniz geceliği 20tl ye bile bulursunuz. İlk günler mutlaka kazık yiyeceksiniz ama üşenmez biraz araştırma yaparsanız bölgeyi iyi öğrenirseniz gayet ekonomik şekilde günlerinizi geçirirsiniz ve pazarlık yapmayı unutmayın.
Adada tiger grup adlı bir şirke hakim otelleri , pubları diskoları var, bizde bu otellerden birini seçtik. Bangla road a 100m mesafede oldukça iyi bir konuma sahip fiyat/fayda/denge bakımından 10 puan verebileceğim bir otel. 3 kişi kahvaltı dahil 115tl ye kaldık. Otelin altı restaurant pub aynı zamanda akşam yemeğinizi burada da yiyebilirsiniz
Bir çok restaurant önünde loabstar (ıstakoz) görebilirsiniz leğenlerde canlı canlı. ancak bunlar bizim bildiğimiz ıstakoz değil sanırım ıstakoz diye yutturmaya çalışıyorlar turistlere. kilosu da 100tl civarında. Phukettede yemek için bir çok alternatif var ama hem kaliteli hem ekonomik yemek istiyorsanız Jungceylan alışveriş merkezi içersinde bulunan büyük marketi tercih etmelisiniz. Market içinde herşeyi pişmiş bulabileceğiniz gibi aldığınız ürünü pişirebilir kiloyla salata alıp yiyebilirsiniz.
Bangla road girişinin çaprazında olan bu alışveriş merkezi gerçektende bugüne kadar gördüklerimin en büyüklerinden birtanesiydi, içersinde japon , çin , tai, amerikan restourantarını hatta irish pub bile bulabilirsiniz.
PHUKET GECE HAYATI
Akşam olur olmaz kendimizi Bangla road a atıyoruz. Caddeyi baştan sona yürüdükten sonra caddenin sonu bembeyaz kumlardan oluşan oldukça geniş bir sahile çıkıyor. Genelde içmek için sahili tercih eden insanlar çok olduğu için sahil girişinde bira satan kişiler bulabilirsiniz. Ama daha ucuz almak isterseniz hemen yan taraftaki 7 eleven`dan alıp içkinizi öyle sahile gelin. Sahil oldukça hareketli bir yer birbirinden ilginç insanları tanıyıp ilginç hikayeler dinleyebileceğiniz yerlerden biri. Yine sahilde otururken bir Bir Türk gencine denk geliyoruz, aslında burada bir çok Türk var bu arkadaş bizim biraz daha ilgimizi çekiyor ve sonraki günlerin geyik konusu oluyor. Mustafa 3 aylığına çalışmak için gelmiş genç bir arkadaş, barmenlik işi arıyordu burda barlarda. Uzun vadeli gelen bir çok insan gibi aylığı 300tl ye oda kiralamış Mustafa. Uzun süreli gelenler otelde kalmak yerine böyle odalar kiralayabilirler. Mustafayı tanıdıktan sonra sahilin adını Mustafa´s place koyuyoruz. Çünkü ne zaman gelsek mustafa sahil boyunda duvarın üzerinde oturuyordu genelde 🙂 , bizde buranın müdavimi olduk çıktık çünkü karşımızda deniz altımızda bembayaz kumlar ve ucuz içkinin tek adresi burası oldu.
Sahilde biraz oturduktan sonra tekrar mekanlara gitmek üzere Bangla road a giriyoruz Burada oldukça fazla club ve pub var en meşhurları tiger şüphesiz alt katı pub şeklinde yapılmış her masada dansçılar var bol ışıklı biranın 5tl ye satıldığı güzel bir yer, üst katıda disko olarak yapılmış gece 12 den sonra insanların gelmeye başladığı girişin ücretli olduğu bir yer buranın üst katı. Ama tiger grup otelllerinden birinde kalırsanız otelden alacağınız free ticket ile ücretsiz giriş yapabilirsiniz.
Birçok mekan olmasına rağmen benim tüm Tayland boyunca gördüğüm en iyi mekan SEDUCTİON dur. Her yeri bir kenara bırakın buranın kalitesini, müziklerini ve ambiansını asla unutamayacaksınız. Burayada giriş ücretli bira 8tl civarında chivas regal redbul ile birlikte 18tl civarında. Gece 11 den sonra insanlar gelmeye başlıyor sabah 5 e kadar eğlence devam ediyor ve eğlenceye doyacağınız tek yer burasıdır.
Phuketteki tuktuklar Pattayadakilere göre daha renkli ve daha çekici, küçük şirin araçların hepsinin arkasında müthiş bir ses sistemi bulunuyor ve bir yerden bir yere giderken mükemmel bir soundla birlikte seyehat ediyorsunuz genelde 1tl den az bir ücret ödeniyor bu araçlara (10baht)
Phukette de yapılacak o kadar şey varki hepsi için günlerimiz yetmiyor o yüzden aradan bazılarını seçmek zorunda kalıyoruz gidemediğimiz yerler için üzülüp kendimizi bir daha ki sefere inşallah deyip teselli ediyoruz. Zaten buradan sonraki durağımız Malezya olacaktı ama Phuket i çok beğenip kalan 10 günümüzüde burda geçirmeye karar veriyoruz.
PHUKET GEZİLECEK YERLER
Yaptığım araştırmalar sonucunda James bond adasını görülmesi gereken yerler arasında ilk sıraya alıyorum ve Patong da adım başı göreceğiniz tur acentelerini dolaşmaya başlayıp hepsinden fiyat alıyorum. Burada yine pazarlık gücünüz önemli, James Bond adası gezisinide 3 kişi 120tl gibi bir fiyata ayarlıyoruz. Bu turlarda iki seçeneğiniz var ya speed boat seçeceksiniz yada big boat seçeceksiniz, speed boat seçerseniz fiyat ikiye katlıyor neredeyse. Biz hem fiyat avantajı yönünden hemde speet boat ile denizde yolculuğun sarsıntılı olacağını ve hiç fotoğraf çekemeyeceğimizi bildiğimiz için big boat tercihimiz oluyor ve sonrasında da doğru seçim yaptığımızı anlıyoruz. Benim fikrim james bond adasına giderken kesinlikle big boat seçmelisiniz. Bu turlarda sınırsız meyve ve içecek ikramı ile öğle yemeği açık büfe olacak şekilde karnınızı doyuruyorsunuz. Ayrıca adaların içinde kano ile yapacağınız gezinti de bir diğer avantajınız oluyor.
James Bond adasına giden boat lar Phuket town dan kalktığı için sabah 8de otelinizde hazır olmalısınız çünkü servis gelip sizi alıyor minibüsle yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra limana varıyorsunuz. Rehberiniz size bir bant yapıştıracak ve sizi boat a bindirecek ,bindiğinizde değişk değişik tropikal meyveler tabaklara dizilmiş size hoş bir karşılama yapılıyor olacak. Bizim bindiğimiz teknede tüm çalışanlar müslüman dı. Rehberimiz Raşit işine oldukça hakim ve ilgiliydi, böyle bir tur seçerseniz çok memnun kalacağınızdan eminim.
Kanocumuz oldukça iyi kürek çeken müslüman bir arkadaşımızdı.
James Bond serisinin filmlerinden biri olan Altın Tabancalı Adam filmi bu adada çevrildiği için buraya James Bond adası ismi verilmiş. Zaten fotoğraftaki kayayı filmi izleyenler hatırlayacaktır.
James Bond adası turu Phuket e gidenlerin mutlaka görmesi gereken turlar arasındı, bu turu kesinlikle listeye almalısınız, çok memnun kalacağınızdan hiç şüphem yok. James Bond turu satın alırken mutlaka pazarlık yapın ve satın aldığınız turda neler dahil neler dahil değil mutlaka öğrenin. Kesinlikle içinde kano turu olmasına dikkat edin ve speed bot yerine orta büyüklükte bir botla gitmenizi tavsiye ederim. Kısaca gideceğiniz bot en fazla 30-40 kişilik olsun.
Phukette günler su gibi akıp gidiyor, yapacak o kadar çok aktivite varki hepsini birden yapmak için hem para hemde zaman gerekiyor, bu ikisine sahipseniz phuket size asla unutamayacağınız günler vaad ediyor.
Bizde imkanlarımız doğrultusunda elimizden geldiği kadar aktivitere katılmaya çalıştık ve 2.seçeneğimiz Phi Phi adası oldu, zira bu herkesin dilindeki ada ününü Leonardo Di Caprio nun başrol oynadığı The Beach filminde alıyor. The Beach filmi bu adada çevrildikten sonra adaya adeta turist yağmaya başlamış ve gerçektende bu ada müthiş güzelliğiyle sizi büyüleyebilir.
James Bond adası turunda büyük bottan çok memnun kaldığımız için bu turu satın alırkende büyük bot tercih ediyorum ama bu sefer hata yaptığımı gidince anlıyorum. Phi Phi adası Turu Biraz daha Pahalı James Bond turuna göre kişi başı 60-70tl gibi bir paraya büyük bot ile gidebilirsiniz. Ancak bu ada Phuket e oldukça uzak olduğundan dolayı gidiş için bizim bildiğimiz yenikapı-bandırma arası gibi büyük bir feribot kullanıyorlar oldukça hızlı gittiğinden dolayı gidiş hiç manzaralı olmuyor ve bot içine 100kişiden fazla yolcu aldığından dolayı kalabalıktan adım atamıyorsunuz. Diğer bir dezavantajı ise büyük olduğundan dolayı speed botların girdiği koylara giremiyor ancak açık denizden tur attırabiliyor size. Bu adaya kadar gitmişken birbirinden güzel koyları yakından görüp onlarda yüzüp güneşlenmemekte olmaz. Büyük bot bizim için hayal kırıklığı oluyor.
Phi Phi adası birbirine yakın 3 adadan oluşuyor bir tanesinde yerleşim var diğer ikisinde yerleşim yok, tamamen filmlerdeki gibi bembayaz kumlar, zümrüt yeşili deniz ve yağmur ormanlarının güzelliği karşısında donup kalabilirsiniz. Büyük botumuzla adalar etrafında dolaştıktan ve 1 saatlik bir yüzme molası ardından ana adaya geliyoruz burada öğle yemeği ve 2 saatlik bir mola veriliyor, yemeğinizi yedikten sonra biraz plajda güneşlenebilir veya küçük çarşısında dolaşaşıp hediyelik eşyalara bakabilirsiniz. Phi phi adası diğer adalara göre oldukça sakin ancak doğal güzelliği hepsinden fazla bir ada, başbaşa vakit geçirmek isteyen çiftler veya balayı için kesinlikle tercih edilmesi gereken bir yer.
Bu adaya günübirlik tur yapacaksanız biraz daha fazla para verip mutlaka speed bot ile gitmelisiniz. Ama bi 3 günlük zamanınız varsa kesinlikle phuketten buraya tur bileti değilde sadece yolcu bileti alıp gelmeniz. Biletinizi gidiş dönüş alırsanız biraz daha uygun alabilirsiniz, tek yön bilet fiyatı 20-25tl arası, dönüş biletinide istediğiniz farklı bir güne kestirebilirsiniz. Adada çok fazla otel olmadığından dolayı phuket e göre konaklama biraz pahalı olabilir ama fazla seçici değilseniz Bungalovlarda konaklayabilirsiniz.
Ada içirsinde resimlerde gördüğünüz 6-7 kişilik teknelerle civardaki ıssız adalara turlar düzenleniyor hemde daha ekonamik oluyor, bunun yanı sıra ıssız adada gece yılzıdların altında uyumak içinde turlar var, yine dalış turları, balık tutma turları ve mağara turları Phi Phi adasında hemen feribottan indiğiniz gibi çarşıda bulabilirsiniz. 3 günlük gelirseniz hem adayı daha iyi gezme şansınız olur, hemde böyle uzak bir adaya günübirlik gelerek aşırı yorulmazsınız.
Eğer sadece tek yön bilet aldıysanız Phi Phi adasından diğer adalara ve Krabi tarafına geçme şansınız var hatta Malezyanın Langkawi adasına bile geçebilirsiniz.
Büyük bot ile tura çıktığımızdan dolayı adayı tam anlamıyla gezemiyourz o yüzden biraz hayal kırıklığı oldu bu tur ancak adanın güzelliği karşısında büyüleniyoruz. Bence James Bond adasından daha güzel bir ada ancak tur seçimiin çok iyi yapmalısınız.
Phukette bir diğer görülmesi gereken ada ise Similan adası bu adanın çok güzel olduğunu duyduk ancak anakaraya en uzak ada bu olduğundan dolayı fiyatı oldukça yüzsek geldi bize ve 2 ada turu yeter deyip bu adayı pas geçtik. Vaktiniz varsa bu adayada mutlaka gitmelisiniz. Phukette yapabileceğiniz diğer etkinliklerde , yağmur ormanları içinde fil üstünde safari, rafting, atv ile dolaşma, fishing , şeklinde sıralayabiliriz.
Phukette hayat o kadar güzel ki günler su gibi akıp geçiyor, bizde yoğun tempo içersinde 10 günü bu şekilde geçiriyoruz. Bütün zamanımızı son dakikaya kadar Phukette dolu dolu geçirdikten sonra Bangkok´a dönüşümüz uçakla oluyor, dönüş için fiyatları daha uygun olan Air Asia havayollarını tercih ediyoruz. Uçağımız sabah 7 de , Patong sahilden havaalanı taksiyle yaklaşık 50dk sürüyor, taksiler genelde 50tl alıyor havaalanı için.
Otelimizin penceresinden Bangkok manzarası.
Uçak yolculuğumuz yaklaşık 1,5 saat sürdükten sonra Bangkok a varıyoruz. Havaalanında bizi Ufuğun Bangkoklu kız arkadaşı June karşılıyor. son 2 günümüzüde Bangkokta geçireceğimizden dolayı hemen Booking.com da ki otellere havaalanından iner inmez göz gezdirmeye başlıyorum. Bir gece kalacağımız için ucuz bir otel tercih ediyorum ve şansımız yine yüzümüze gülüyor kişi başı 20tl den çok konforlu ve şık bir otelde konaklıyoruz. Bangkok Phuket e göre oldukça ucuz bir yer.Otele yerleşir yeşleşmez iki saat uyuyup hemen dışarı atıyoruz kendimizi çünkü zamanımız çok kısıltı ve gezmek istediğimiz yerler var. Öğleden sonra Ufuğun kız arkadaşının arabasıyla ve yine onun önerisiyle Bangkok´un kuzeyinde bulunan eski bir yerleşim yeri olan Ayutthaya´ya doğru yola koyuluyoruz.
Ayutthaya oldukça tarihi bir yer Taylandy´ın her yerinde olduğu gibi buradada bol miktarda tapınak ve Buda heykeli görmek mümkün.
Zamanınız varsa Ayutthaya´ya bir gün ayırıp dolaşın ama mutlaka görülmesi gereken yerler arasında değil benim için.
Gün çok yorucu şekilde sonar eriyor ve bir an önce otelimize gitmek için sabırsızlanıyoruz. Otelimize gidip duşumuzu aldıktan sonra bir parçada olsun yorgunluğumuz gidiyor ve akşam yemeği için Ufuğun kız arkadaşı bizi güzel bir yere götürüyor oldukça memnun kalıyoruz yemekten. Yemek sonrası bizar dolaştıktan sonra uyumaya çekiliyoruz çünkü çok yorgunuz artık.
Ertesi gün saat 10 gibi kalkıp Bangkok un ünlü AVM lerini dolaşmak için yola koyuluyoruz. İlk durağımız Bangkok un en büyük ve dünyanın sayılı AVM lerinden olan Central World oluyor.
Central World gerçektende inanılmaz büyük bir Avm, içerisinde dünyaca ünlü bir çok markayı bulmak mümkün ve en üst katında inanılmaz restauranlar bulunuyor. Daha önce Pattaya da gidipde tadına doyamadığımız Japon lokantası AKA ya buradada rastlıyoruz ve hemen içeri dalıp karnımızı doyuruyoruz.
İkinci durağımız Central World a yaklaşık 500m mesafede bulunan MBK center oluyor. Bulunduğumuz dönemde Tayland ta seçimler olduğundan dolayı sokaklar protesto yapan insanlarla dolu ama bize bir zararları olmuyor. Hatta sokaklar kalabalık olduğu için göstericilerin olduğu yerde bir çok pazar kurulmuş bu da bizim lehimize oluyor yerli pazarlardan birşeyler alma şansımız oluyor.
MBK center da biraz daha pazar havası var, mağazalardan çok küçük küçük dükkanlardan oluşmuş, Central Worldteki gibi markaların büyük mağazaları yerine burada genelde çakma ürünler bulabilirsiniz. Avm nin en üst katı tamamen elektronik satan dükkanlarla dolu.
Mağaza mağaza dolaşırken akşam oluyor ve Türkiyeye dönmek için Bangkok un ünlü havaalanı Suvarnahnimiye doğru yola koyuluyuroz. Talimiz bittiği için biraz üzgünüz.
TAYLAND GEZİSİ NE KADARA ÇIKAR
Tayland`ta ne kadar harcanır diye merak edenler için söylüyorum 15 günlük bir Tayland gezisi için 1000$ fazlasıyla yetecektir. Bu miktarı aşağı çekmekte mümkün elbet ama iyi bir tatil için 1000$ işinizi görecektir. Tayland için günlük harcamalarınız için yani günlük yaşam maliyetiniz otel ve yemek dahil 50$ yeterli oluyor.
Senanik kalesi karşısında birbirinden güzel teknelerle yarım saatlik turlara katılıp Selaniği denizden görme şansını yakalayabilirsiniz. 8€ gibi uygun bir fiyatla yarım saatlik bi tur satın alıp hoşça vakit geçirebilirsiniz, ayrıca bir bira ve wifi ücretsiz olarak verilmektedir.
Endonezya’nın en ünlü adası olan Bali‘nin kültürel zenginliğini eşsiz doğasıyla buluşturuyor ve balayı destinasyonu olarakta cazip bir yer olduğunu kanıtlıyor.
Endonezya’nın 17,500 adasından sadece biri olan Bali, 4 milyon bulan nüfusuyla ülkenin en zengin yeri. 20 bin tapınağın olduğu ada, su altı güzelliklerini keşfetmek, uzun yürüyüşler yapmak, masaj yaptırmak gibi aktiviteleriyle biliniyor. Endonezya vizesini, kapıda vize uygulamasıyla Bali havalimanında hemen alabiliyorsunuz. Yeşil pasaportunuz varsa da herhangi bir vize gerekmiyor.
Bu güzel ülkeye henüz 2 defa gittim ve toplam 40 gün kaldım. Tayland yolculuğumu tamamen kişisel deneyimlerimle ve bol fotoğraflarla dayanmaktadır.Milyonlarca turistin ziyaret ettiği Tayland, inanılmaz güzellikte doğası, büyüleyici plajları , harika mimariye sahip budist tapınakları ve dünyaca ünlü masajıyla size inanılmaz bir deneyim yaşatacaktır.
Gitmek için en iyi mevsim Aralık, Ocak ve Şubat aylarıdır, bu aylarda yağmur neredeyse hiç yoktur, ve Tayland sokakları turistle dolup taşar. abiki diğer aylardada gidilebilir, sonbaharda hava biraz daha sıcak ve muson yağmurlarına rastlayabilirsiniz ancak bu yağmurlar birden başlar ve biter çok rahatsız edici değil, aksine serinlettiği için sizi mutlu eder.
Bangkok alışveriş merkezleri
Nasıl gidilir, İstanbul Atatürk hava alanından direk uçuşla Bangkok Suvarnabhumi uluslar arası hava alanına 10 saatlik bir uçuşla uçabiliyorsunuz. Eğer kampanya bulamazsanız , mil yada uçuş hakkı veren kredi kartlarından kullanmıyorsanız bilet fiyatları cep yakar. Ucuza gitmek istiyorsanız Türkmenistan hava yolları ile aktarmalı şekilde 550$ a gidiş dönüş bilet alabilirsiniz.
TAYLAND HAKKINDA BİLGİLER
Ülkenin nüfusu 70 milyon civarındadır, yılda yaklaşık 25 milyon turisti , 30 civarı etnik grubu topraklarında barındırır. Ülkede budizm en yaygın inançtır. Yönetim biçimi Anayasal Monarşidir. Ekim 2016 da çok sevdikleri kralları öldü. Yeni kralın kim olacağı tartışma konusu şu günlerde.
Tayland´a uçağınız uluslararası Suvarnabhumi havaalanına iniyor ve gerçekten çok gelişmiş, büyük bir havaalanı göreceksiniz karşınızda. Yanınızdaki dolarların çok az miktarını burada bozdurun çünkü dışardaki dövizcilerde kur daha yüksek. İlk iş olarak kendinize içinde internet paketi olan bir gsm hattı edinin , bu hatlar hemen havaalanının çıkış kapısı yanında gsm şirketleri tarafından satılmakta içinde 4gb internetiyle birlikte yaklaşık 40tl para ödersiniz.
TAYLAND GEZİLECEK YERLERİ
Bangkok; Tayland ın başkenti yani melekler şehri 7 milyon insana ev sahipliği yapıyor. En sıcak başkent olma ünvanına sahip Bangkok turistlerin en önemli uğrak noktalarından biridir. Bunaltıcı sıcak, trafik ve kokular sizi hemen korkutmasın görünenlerin altında inanılmaz bir macera yatıyor. Alışveriş konusunda uzman bir şehir olan Bangkok özellikle ucuz elektronik eşya alacaklar için tercih edilir. Diğer yandan şehir çok önemli budist tapınaklarına ev sahipli yamaktadır. En önemli tapınakların başında Wat Arun, Wat Phra Kaew, Wat Pho budist tapınakları gelmektedir. Şehirde çok sayıda tarihi eser ve müze bulunmaktadır.
Chao Phraya nehri ve etrafındaki kanalların çevresinde toplanan yaşamlar tartışmasız görülmesi gereken yerlerden. Masaj salonları, sex turizmi, yerel pazarlar, tekne gezintileri ve alışveriş olanaklaı ile milyonlarca turist tercihini Bangkok` tan yana yapıyor.
Ayutthaya Bangkok un kuzeyinde 1 saatlik mesafede Unesco Dünya mirası listesinde yer alan çok eski tarihi tapınaklara ve yerleşim yerlerine ev sahipliği yapan Tayland`ın ünlü destinasyonlarından biridir.
Pattaya; Andaman denizinin kıyısında kurulu bu şehir Bangkok a 150 kilometre mesafesi ile turistlerin en çok tercih ettiği destinasyondur. Burada eğlence 24 saat bitmez, birçok bar, masaj salonu, go go barlar ve Dünyaca ünlü Walking steet burada bulunur. Ayrıca dünyaca ünlü ve devasa büyüklükteki Nong Nooch botanik bahçesinde bitkiler arasında kaybolun.
Phuket; Tayland ın en ünlü adası doğal güzellikleri ve inanılmaz plajlarıyla dünyanın her yanından turistleri kendine çekmektedir.
James Bond İsland: James Bond filmlerinden altın tabancalı adamın bu adada çevrilmesinden sonra ününe ün katan bu ada daha çok Phuketten kalkan günübirlik turlarla gidilip görülmesi gereken bir yer.
Phi Phi İsland; Leonarda Dicaprio nun The beach filmi bu adada çevrilmiştir. Ada 3 kısımdan oluşur ve her biri yerel teknelerle gezilebilir. Phuket`ten günübirlik turlarla 2 saatte ulaşılabilir.
Koh Phangan adasına giderek dolunay gecelerinde düzenlenen Full Moon Party ye katılın, onbinlerce kişi kumsalda toplanıp sabahlara kadar nasıl eğlendiğine şahitlik edin.
Chiang Mai, Taylandlıların geleneksel yaşamını yerinde görmek için en ideal yerlerden biridir. Burada Tayland mutfağını ve yemeklerini öğrenme kurslarına katılıp Tayland mutfağını test edebilirsiniz. Fil safarisi, kaya tırmanışı, masaj ve spa gibi aktivitelere katılabilirsiniz.
Krabi Tayland ın en güney şehirlerinden birisidir, inanılmaz güzellikte plajlara, irili ufaklı birçok adaya. Tiger Cave Temple (Wat Tham Sua) tapınağını ev sahipliği yapar.
Ne yenir,
Tayland da aç kalırım diye asla düşünmeyin, yeme içme çok çeşitli ve herkesin damak tadına hitap edecek yiyecekler bulmakta hiç güçlük çekmezsiniz. Adım başı burger king, mc donalts, pizza hut var, bir çok deniz ürünleri lokantası bulabilirsiniz. Mercimek çorbası, kuru fasülye bile yapan Türk lokantaları var, en iyileri ve en meşhurları Central world alışveriş merkezi içindeki Alaturka Türk restauranttır. Burada rakı , fasülye , adana kebap, pide ve birçok türk lezzetini bulabilirsiniz.
Biraz ekonomi yapmak isterseniz 7 eleven marketlerden hamburger 3tl , sosisli 2tl, noddle 1tl gibi yiyecekler yiyebilirsiniz. Dilerseniz alışveriş merkezlerinin içinde bulunan büyük marketlere gidip oradan hazır yemek alabilirsiniz, zira bu marketlerde her şeyi hazır olarak bulmak mümkün, çünkü Tayland`ta büyük marketlerde aldığınız bir çok şeyi anında pişirtebilir veya önceden hazır olarak pişmiş ve paketlenmiş yiyeceklerden alıp afiyetle yiyebilirsiniz. Örneğin balık ızgara, tavuk ızgara, poğaça , börek, kek, aklınıza gelecek her türlü tropikal meyve hazır dilimlenmiş ve tabaklanmış olarak satılmaktadır. Böylece hem ucuza yemiş hemde kaliteli yemek yemiş olursunuz.
Tayland sokaklarında bol miktarda seyyar yiyecek içecek satan yer göreceksiniz, bu seyyarlar oldukça ucuz ama yiyecekler gerçekten kokuyor damak tanınıza hitap edeceğini sanmıyorum, ama gitmişken bir kere deneyin derim. Seyyar satıcılardan tek hoşunuza gidecek yiyecek hamburger olacaktır , genelde İranlı müslümanlar yapıyor ve bizim hamburgerin aynısı oldukçada lezzetli tavsiye ederim.
pek fazla tercih edilmesede kurt böcek akrep gibi yiyeceklerde bulunuyor
Tayland da içki su gibi akıyor ama ilginçtir buna rağmen hiç kavga eden kişi görmedim. İsterseniz adım başı bulunan 7eleven marketlerden içkinizi alıp yürürken içebilir, isterseniz yol üzerlerinde olan minibüs publarda ayak üstü içebilir ilerleyen saatlerde de gece kulüplerine doğru yol alabilirsiniz. Marketlerde bira 2tl civarı satılmakta, ama özellikle 33cl lik şişede satılan (4tl civarı) ve içersinde %7 votka bulunan smirnof ice ı sizi iyi serinletecektir.
TAYLAND HAKKINDA PRATİK BİLGİLER
Para birimi baht tır, 1 TL yaklakış olarak 13-14 baht civarındadır.
Tren, tuktuk, motor taksi ve taksi oldukça ucuz sayılır.
Thai halkı genelde güleryüzlü ve sıcakkanlı olduğundan sizde güler yüzlü olmayı unutmayın
Bankatamiklerden 3$ komisyonla para çekebilirsiniz. ( her para çektiğinizde bankanız 3$ keser)
Kredi kartınızı pos olan heryerde rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Konaklama seçeneği çok fazla her bütçeye uygun otel bulabilirsiniz
Sokakta alışveriş yaparken mutlaka pazarlık yapın.
Bankamatikten çektiğiniz para yüksek kurdan çevrileceğinden yanınızda yeteri kadar dolar götürün, mümkün olduğunca az bankamatik kullanın.
Genelde güvenli bir ülkedir , hırsızlık azdır ama yinede tetbiri elden bırakmayın.
Trafik soldan akıyor ve hız limit 120 kilometre. Sürücüler yayalara saygılı.
TAYLAND`A GİTMEK İÇİN HANGİ BELGELER GEREKLİ
Tayland`a gitmek için vize almanıza gerek yok Bordo pasaport (umumi) sahipleri uçakta verilecek olan bilgi formunu doldurarak ülkeye rahatlıkla girebilir. Bir diğer değişle Pasaportunuz varsa başka birşeye ihtiyacınız yok demektir.
NE KADAR BÜTÇE AYIRMALIYIM
En çok merak edilen bir konuda Tayland gezisi için gereken para miktarı. Para harcama konusu tamamen kişiye bağlıdır ve Tayland paranızı cebinizden almak için size çok fazla olanak ve aktivite sunacaktır. Geceliği 1000$ dan daha fazlaya konaklayabileceğiniz yer olduğu gibi 10$ a da konaklayabilirsiniz. Benim görüşüm Uçak biletini aldıktan sonra 15 günlük bir gezi için 1000$ yeterli olacaktır.
Vlatava nehri öğleden sonraları adeta bir karnaval yerine döner.
PRAG GEZİLECEK YERLER
Çek cumhuriyeti`nin başkenti Prag 1.2 milyonluk yerel nüfusuna karşılık dünyanın heryerinden yılda 10 milyon turistin geldiği en önemli destinasyonlardan biridir. Şehrin ortasından geçen Vlatava nehri Prag a can vermiştir. Nehrin kenarı günün her saatinde ama en çokta akşam üzeri birçok Praglı´nın biraz alkol almak için uğrak yeridir. Bol miktarda alkol içilmesine rağmen oldukça nezih bir yerdir nehir kenar,ı kimse kimseye karışmaz kavga gürültü olmaz.
Türkiyede ancak şık ve kalburüstü mekanlarda görebileceğiniz bakımlı ve güzel kızların aksine birbirinden güzel çek kızlarını sıradan bir taşın üzerine oturmuş bira içerken görürsünüz burada. Egoları yoktur, bilgileri fazladır. Çek biraları adeta su gibi akar bu şehirde.
Vlatava nehri öğleden sonraları adeta bir karnaval yerine döner.
PERİ MASALLARI ŞEHRİ PRAG
Şehrin birçok yeri ortaçağdan kalma ama bakımlı binalar sayesinde peri masallarından fırlamış bir animasyon filmi havası katmıştır Prag´a. Old Town meydanına ulaştığınızda kendinizi büyülenmiş hissedebilirsiniz. Şehrin hemen her yerinde birçok tarihi bina ve köprü bulunuyor. Vltava nehri üzerinde 14 adet köprü bulunmakta ve en ünlüsü 1402 yılında yapımı tamamlanmış Charles köprüsüdür.
Vlatava nehri
Prag`ta Nerede Kalınır:Düşük bütçeli gezginler için kesinlikle Art Hole Hostel´ı öneririm. Hem merkezi konumu ve her yere yakınlığıyla hemde fiyat ve temizlik konusunda oldukça iyi bir yer. Personel oldukça yardımsever ve güleryüzlü.
Otelde kalmak isterseniz B&B Prague Hotel konum fiyat/denge açısından oldukça iyi ve yeni bir otel.
Prag´ta Gezilmesi Gereken Yerler
Prag´ta gezilip görülecek çok fazla yer var ama bazıları biraz daha öne çıkmaktadır,
-Charles Köprüsü, şehrin en ünlü köprüsü nehir kenarına ulaşırsanız bulmakta zorlanmayacaksınız. Köprü üzerinde ilginizi çekebilecek bir de yeniçeri heykeli bulunmaktadır.
-Prag Kalesi; Charles köprüsüne vardığınızda karşınızda duran görkemli yapı Prag kalesidir Charles köprüsünden yürüyerek ulaşabilirsiniz. Köprünün üzerinde Osmanlı dönemini anlatır bir yeniçeri heykeli bulunmaktadır.
-Kraliyet sarayı: Dünyada tek örneğidir geçmişte krallık olan binada bugün parlemanto vardır.
-St. Vitus Katedrali: Kale bölgesinde olan devasa bir tarihi yapıdır. Burasıda yine kale bölgesindedir. Bu gotik katedral 1344 senesinde 4. Charles tarafindan yaptirilmistir. Asıl dizayni bir Fransızın yapmasina ragmen, mimarın ölümünden sonra dizayn ve insaat islerine Peter Parler bakmistir.
Old town meydanda bulunan astronomik saat kulesi.
-Astronomik saat kulesi: Old town meydanında yer alan bu saat orta çağdan kalma tarihi bir saattir. Saatin üzerinde yer alan 12 saat dilimini 12 burcun sembolleri göstermektedir. İşte bu özelliği de saatin ciddi anlamda turist çekmesini sağlamaktadır. Burası Old Town meydanında bulunur. Özellikle saat başlarındaki anmasyonu izlemek için önü çok fazla kalabalık olan bir yerdir. Prag city kartınız varsa yada bilet alırsanız saat kulesinin tepesine çıkıp bütün şehri görebilirsiniz.
-Kafka müzesi: Charles köprüsü üzerinde yürürken sağ tarafa bakarsanız müzeyi görürsünüz. Dışarıdan sıradan bir müze gibi gözüksede içerisindeki labirent yapısıyla kendini sıradışı bir müze yapmıştır.
–Prag ulusal müze : Wenceslas meydanının üst tarafına baktığınızda meydanın başında görkemli bir bina göreceksiniz işte burası ulusal müze.
-Sex müzesi: Old Town meydanına 50m mesafede olan bu müzeyi birçok yerde okumuşsunuzdur ama kesinlikle 25tl verip girmenize değmiyor bence hiç vakit kaybetmeyin.
-Grevin :Burada birçok ünlünün balmumundan yapılmış heykelini bulabilirsiniz. içerde gerçekten farklı bir ambians var gidip görülmesi gereken bir yer . Prag city kartınız varsa 20tl ye girebilirsiniz.
Genel olarak şehirde başlıca iki meydan vardır ve birçok kafe, restaurant, müze, eğlence yeri bu meydanlar civarında toplanmıştır. 1.si Old Town meydanı 2. si Wenceslas Meydanı.
Şehri gezmenin en kolay yollarından biride turist otobüslerine binmektir. Koltukların arkasında bulunan kulaklarda Türkçe menünün mevcut olması gezerken gezdiğiniz yerler hakkında önemli bilgileri daha iyi anlamanızı sağlayacaktır. Prag city kartınız varsa bu otobüslere ücretsiz binebilirsiniz.
Prag city card: Bu kartın istediğiniz gün kadar seçenekleri mevcut. Ben 3 günlük olanını 50$ a aldım. İnternet te satıldığı gibi turizm bürolarından da alabilirsiniz. Kartın avantajlı yanı birçok gezilmesi gereken yere bedava giriyorsunuz birçoğunda da tamamen bedava olmasa bile çeşitli oranlarda indiriminiz oluyor. Ayrıca bu kart şehirdeki tüm otobüs tramvay ve metroda ücretsiz ulaşım sağlıyor. Aslında Prag`ta toplu taşıma araçlarına binerken bilet sorulmuyor biraz risk alırsanız bütün toplu taşıma araçlarına bedava binebilirsiniz, ben bir çok kez bindim ancak metro çıkışında kontrol edildim bir kere ve şehir kartım sayesinde 50 € ceza ödemekten kurtuldum.
Prag`da yeme içme :Şehrin hemen her tarafı çeşitli konseptlerde kafe ve restaurantlardan oluşuyor. Dünyanın her mutfağına rastlayabilirsiniz. O yüzden seçiminizi kendiniz yapmanız canınız ne çekiyorsa onu yemenizi tavsiye ederim.
-Kobe restarunat, Wenceslas meydanında oldukça şık bir yer ve lezzetli etleri var ama fiyatlar pahalı minimum 20$ hesap ödersiniz kişi başı.
-Krcma : Burasını kesinlikle tavsiye ederim, ortaçağ hanları havası verilmiş bu restaurantta fiyat/kalite dengesi çok iyi iyi bir yemeği 7-8 $ a yiyebilirsiniz.
-Nodle tarzı uzakdoğu yemekleri yemek isterseniz Wenceslas meydanında Kitchen a gidebilirsiniz.
-Şehrin her yerinde Burgerking, Mc Donalts ve KFC mevcut fastfood sevenler Burger da Angus menüyü kesinlikle denesinler Türkiye´de bu menü yok.
-Düşük bütçeliyseniz alışverişinizi marketlerden yapıp oldukça uygun fiyata günü bitirebilirsiniz. Restaruantlarla marketler arasında oldukça fiyat farkı olduğunu söyleyebilirim. Wenceslas meydanına yakın Palladium alışveriş merkezinin zemin katında büyük bir market bulabilirsiniz.
-Çeklerin biraları ünlü olduğundan burada heryerde bira bulabilirsiniz büyük marketlerde 1tl civarı satılan bira nehir kenarında 3tl restarunlarda 3-5tl arası gece külüplerinde ise 5-10tl arasındadır. Şehir genelinde alkollü her türlü içecek Turkiye ile kıyasladığınızda yarı fiyatından aşağıdadır.
PRAG EĞLENCE VE GECE HAYATI
Şehrin her tarafı pub ve barlarla doludur, bunlardan bir kaçı turistlerin daha çok tercih ettiği yerlerdendir.
Duplex: Wenceslas meydanında bulunan Duplex iki katlı bir yer, şehirdeki en büyük dans pistine sahip ve bence hem kalite hemde club arıyorsanız kesinlikle buraya gitmelisiniz, DJ ler inanılmaz çalıyor ve sabah 5 e kadar açık. Eğleneceğinizin garantisini veririm. Diğer bir artısı da binanın en üst katında olamısından dolayı güzel bir Wenceslas meydanı manzarası var. Buraya gidecek olursanız kapının önünde discount kartı dağıtan bir adamdan bu kartlardan alın 30tl yerine 10tl giriş ücreti ödersiniz, çoğu zamanda free drink ticket ta dağıtıyorlar klübe girmeden bu kartlardan mutlaka edinmeye çalışın ki ilk içkiniz bedavaya gelsin.
Karlow Lazne: Charles köprüsünün hemen girişinde bulunan bu club 4 kattan oluşmakta, her katında farklı bin müzik çalıyor. Özellikle 20-25 yaş gurubun uğrak yeri olan Karlow Lazne kaliteden biraz uzak ama yinede eğlenceli bir yer. Dezavanajı içerisinin çok fazla kalabalık olması ve Duplex kadar temiz ve nezih değil. Giriş 200 kron içerde bira 1,5 $ dır.
Hot Peppers: Duplex ile yan yana olan Hot Peppers bir strip klub. Giriş ücreti yok bira 9tl içersi oldukça güzel gelmişken uğramadan gitmeyin.
Darling Cabaret: Burası Prag ın en ünlü strip klübü içerde bir sürü show yapılıyor ancak giriş ücretli 15tl ile 30tl arasında değişen fiyatlarla içeri girebilirsiniz.
Cross Klub: Burası Nehrin öbür tarafında, Merto C ile kapısının önüne kadar ulaşabilirsiniz. Birçok makine parçasından yapılmış olan mekanın konsepti oldukça farklı. Burası ne tam Pub nede tam club ikisinin ortası bir yer bence. Kapının önünde narkotik satıcılarını görebilirsiniz burada. İçerde daha çok techno tarzı müzik çalıyor.
Türkiye´den bir çok tur firması orta avrupaya tur düzenlediği gibi kendinizde gelip gezebilirsiniz. Birkaç destinasyon arasında kaldıysanız kesinlikle Prag`ı seçin derim ve en az 5 gün ayırın. Genelde Budapeşte ile arasında kararsızlık oluyor bu güzergahta. Budapeşte de güzel ama 3 gün yeter, eğer ikisi arasında tercih yapacak olsam benim seçimim Prag olurdu.
Diyarbakır ismini duyduğumuzda şüphesiz aklımıza ilk önce PKK gelir, ama bu kötü nam salmış şehirde bir o kadarda gezilip görülecek yer vardır ve yemeklerinin tadına doyum olmaz. Buraya yolu düşmeyenlerin çoğu bu şehrin ismini duyunca bile tüyleri diken diken olur, bir çoğumuz buraya gelmek istemeyiz. Nihayetinde benimde yolum iş gereği Diyarbakır`a düştü ve tam 4 yıl geçirdim bu şehirde.
Ağustos ayının ortalarında gece yarısı uçaktan indiğimde oldukça sıcak bir hava karşılıyor insanı, gece yarısı olmasına rağmen derece 33 ü gösteriyordu. Yaz aylarında 3 ay bir damla yağmur düşmediğine şahit oldum ve sıcaklık gündüzleri 38 derecelere kadar yükselmektedir. Ancak sıcaklığın bu kadar yüksek olmasına rağmen deniz kenarlarındaki şehirlerimiz gibi bunaltıcı bir hava yoktur Diyarbakır`da. Burada nem oldukça azdır o yüzden güneşin altında yanarsınız ama gölgede güneş o kadar rahatsız edici değildir, havası insanı terletmez.
Nitekim yerel halkta böyle yapıyor, Diyarbakır`da ki ilk günümde çift şeritli yolların arasında orta refüjde bile ağaç altlarında yatan şalvarlı amcaları görünce insan şaşırıyor ama daha sonra bu manzara size hiç yabancı gelmemeye başlıyor. Batıdan bu şehre gelen bir çok kişinin içini bir parçada olsa tedirginlik kaplar, çünkü basında sürekli Diyarbakır`da yaşanan olayları ağzımız açık dehşetle izleriz.
Diyarbakır Gece Kuşbakışı Görüntüsü
DİYARBAKIR`DA GEZİLECEK 13 YER
1-Diyarbakır surları ve Keçi burcu.
2-Meryem ana süryani kadim klisesi.
3-Saint Georgi Klisesi
4-Mar Petyun Klisesi
5-Tarihi on gözlü köprü
6-Hasan paşa hanı
7-Sülüklü Han
8-Ulu cami
9-4 ayaklı minare
10-HZ. Süleyman camisi
11-Eski cezaevi
12-Peygambelre diyarı Egil ilçesi ve Eğil barajı
13-Gazi köşkü
Dicle nehri üzerindeki on gözlü köprünün gazi köşkünden görünümüHasan Paşada hanında bir akşamüstü
Diyarbakır 1 milyon civarı olan büyük bir şehir, şehir merkezi bağlar,kayapınar,sur ve yenişehir olmak üzere 4 ilçeden oluşuyor. Çok fazla göç alan ve bir o kadarda kozmopolit olan bu şehire turist olarak geliyorsanız gezip görülecek Sur`da yer almakta. Buraya sur içi de denilmektedir çünkü etrafı tamamen surlarla çevrilidir.
Sur Diyarbakırın ilk yerleşim yeridir, tarihi çok eskilere dayanır o yüzden adım attığınız heryerde tarihi bir yapıya denk gelebilirsiniz. Burada sokaklar çok dardır araba girmez ancak iki insan yan yana geçebilir. Bir zamanlar Diyarbakır`ı oluşturan bu ilçe bugün yerini terkedilmiş evlere, eski bakımsız yapılara boynunu bükmek zorunda kalmıştır. Bugünlerde buralarda daha çok Suriyeden göç edenler ve Diyarbakır`a civar illerden ve köylerden göç etmiş genellikle fakir halk yaşamaktadır. O yüzden bu bölgede dolaşıyorken çantalarınıza ve cep telefonlarınıza sımsıkı sarılın Diyarbakırda en çok kapkaç olan bölgelerden biriside burasıdır.
Diyarbakır`da uzun süreli kalacak ve ev tutacaksanız o zaman Kayapınar tarafına bakmanız gerekir. Burası gerçektende modern bir şehir havasında bir yer. uçsuz bucaksız parkları, yeşil alanları 10-15 katlı lüks siteleriyle Kayapınar oldukça rahat edebileceğiniz hatta kendinizi İstanbul Beylikdüzün`de sanabileceğiniz bir yer
DİYARBAKIRDA DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER
+ Abi Diyarbakır nasıl bir yer?
– Valla süper bi yer!
+ Anlatsana biraz?
– Bak şimdi derin bir nefes aliysen gözlerini kapatiysen!
+ Ee?
– Açiysen bakiysen cüzdanın yoğ
1-Diyarbakır`da altın kural ; buraya turist olarak geldiyseniz ve bayansanız kesinlikle cep telefonunuza ve çantanıza sımsıkı sarılın. Her an kolunuzdan çantanızı çekip alabilirler, motorsiklet ile arkanızdan yanaşıp cebinize dalıp çantanızı veya cep telefonunuzu kapkaç yapabilirler, hatta boynunuzdan kolyeyi bile çekip alırlar, mümkünse altın kolye bileklik gibi şeyler takmayın.
2-Diyarbakır`da çok fazla miting, protesto, yol kesip ateş yakma, lastik yakma gibi eylemler olduğundan Yolunuz düşmedikçe Bağlar ilçesinenden geçmeyin, zaten turistseniz burayla işiniz yok çünkü burada görmeniz gereken birşeyde yok.
3-Başınıza birşey geldiğinde polisi aramaktan çekinmeyin, Diyarbakır`da olan miting vb. gibi olayları ve yol durumlarınıda polisten öğrenebilirsiniz.
4-Her kavşakta her kırmızı ışıkta duran dilencilere ve cam silen çocuklara dikkat edin. Dilencilere para vermeyin yarım günde 150tl hasılat yaptığını gözümle görmüşlüğüm var bir dilencinin.
DİYARBAKIRDA NE YENİR, NE İÇİLİR
Diyarbakır`ın en sevdiğim tarafı yemekleri, kebaplarıdır. Bu şehirde kebapçıdan bol birşey daha yoktur sanırım ama siz güne önce Hasan Paşa Hanında kahvaltı ederek başlayın. Han içersinde bir çok kahvaltıcı bulunmakta ancak bunlardın bir kaçı daha ön plana çıkmışlar. Önerebileceğim isimler arasında Mustafa`nın Kahvaltı Dünyasıve Kahvaltıcı Kadri yer alır. Masada yer kalmayana kadar tabaklarla doldururlar masanızı ortayada kavurmalı yumurtanız gelir, çay zaten sınırsız hepsine kişi başı 20tl ödersiniz burada.
Kebap deyince alternatif çoktur Diyarbakır`da ama siz yinede benim söyleyeceğim isimlere kulak verin derim, dile kolay tam 4 yıl geçirdim hepsinde bir çok kez yedim. Onur ocakbaşı listemin başında yer alır, burası sur içinde Çarşı karakolunun arkasında dar bir sokak içersinde küçük bir yer, ne zaman gitsem kebaplarının lezzetinden olsa gerek içerisi ağzına kadar dolu. Diyarbakır`da kebap yemenin bir güzel yanı da kebamın yanında 5-6 tabak çeşit çeşit salata ve soğan çeşitleri gelmesidir. Hem karnınız hem gözünüz kesinlikle doyacaktır. Közlenmiş soğan, sumaklı soğan, soslu soğan salatası, roka, çoban salata, acılı ezme, közlenmiş domates hepsi kebabın yanında ücretsiz olarak servis edilmekte. Yanına birde maşrapada köpüklü ayran söylediniz mi kendinize güzel bir ziyafet çekersiniz. Yine sur içinde gazi caddesi üzerinde alternafit kebapçılar mevcut en ünlülerinden bir tanesi de Ciğerci Remzidir 4 katlı büyük bir yer remzi ustanın yeri. Ama illa ciğer yiyecekseniz o zaman seçiminiz Diyarbakır`ın en meşhuru olan Umut Ciğercisinden yana olsun. Ama Adana Kebap seviyorsanız kesinlikle ve kesinlikle Nasır Usta`ya gitmelisiniz, burada yediğiniz adana kebabın lezzeti damağınızı çatlatabilir. Diyarbakır`a gelmişken Lahmacun yemeden de dönmeyeyim derseniz hiç düşünmeyin ve doğru Buket Lahmacun unun yolunu tutun ama parmaklarınızıda yemeyin.
Kebap değilde mahalli yemekleri yemek istiyorsanız o zaman Haşim Usta, Mustafanın Kahvaltı Dünyası ve ünlü Kaburgacı Selim Amcayı öneririm. Selim amcada Kaburga dolması, kibe bumbar ve içli köfte yiyebilirsiniz.
DİYARBAKIR YEMEK DEYİNCE AKLA GELEN İLK 11 RESTORAN
1-Onur Ocakbaşı
2-Ciğerci Umut
3-Buket Lahmacun-Buket alacarte
4-Haşim Usta
5-Kaburgacı Selim Amca
6-Nasır Usta
7-Mustafanın kahvalı ve yemek dünyası
8-Chefy Dünya Mutfağı
9-Keyf-i Kebap
10-Ciğerim Ocakbaşı
11-Dedecan Ocakbaşı (asıl merkezi Urfa`dır Diyarbakır`a da şube açmıştır)
Tatlı deyince ilk akla gelen tabikide meşhur Diyarbakır`kadayıfı olacaktır. Yemekte olduğu gibi tatlı konusundada alternatifiniz çoktur bu şehirde. Sokakta yürürken ayak üstü tane ile halka tatlı, baklava, havuş dilimi tatlı alıp atıştırabileceğiniz gibi oldukça lüks ve şık tatlıcılardan birine oturup dondurmalı künefe veya fıstıklı , peynirli kadayıf yiyebilirsiniz.
Diyarbakır`da gece hayatının kalbi Ofis semtinde atmaktadır. Gece hayatı deyince burada sabahlara kadar eğlence beklemeyin kafeler genelde saat 23 ü gösterdiğinde boşalır, sayısı az olan barlarda gece 1 de kapanır daha geç saatlere kadar eğlence sunan 2 yer vardır Diyarbakır`da, tabiki şimdilik, Diyarbakır`ın çok hızlı gelişen ve büyüyen bir şehir olduğunu düşünürsek ileride ne olur bilemem ama 2014 için durum böyle.Canınız kafede oturmak istiyorsa kafelerin çoğu ofis semtinde sanat sokağı denilen yerde sıralanmıştır ancak son zamanlarda bir zamanlar Diyarbakır`ın en meşhur yeri olan Sanat sokağı önemini yitirmeye başlamıştır. Şimdilerde Kayapınar tarafında Dicelekent Bulvarı üzerine açılan ünlü kafeler daha çok ön planda olmaya başlamıştır. Burada Robert kafe, kahve deryası, mado, özsüt ve daha birçok modern ve şık kafeleri bulmak mümkün.
Biraz alkol alıp eğlenmek isteyenler içinde yerler var elbette Diyarbakır`da. İlk akla gelen isimlerden bir tanesi Diyarbakır`ın en ünlü eğlence mekanı Roll Live Performance Home dür. Zaman zaman ünlü sanatçılar konser verir burada, hafta sonları canlı müzik vardır, Pazartesi geceleri de Tango Med Dans ve Sanat Merkezi tarafından düzenlenen Tango geceleri olur. Tango biliyorsanız mutlaka gitmelisiniz.Yemek eşliğinde alkol alıp müzik dinlemek istiyorsanız yine ofis semtinde Rızvan ağa caddesi üzerinde Chefy DünyaMutfağına gitmelisiniz. Burası gerçektende dünya mutfağı, balık ızgarada dahil olmak üzere çok farklı lezzetler bulabilirsiniz burada, ben fajitayı yada bonfile ızgarayı önenirim. Genellikle insanlar Roll ün açılış saatine kadar burada yemek yiyip bir iki kadeh içtikten sonra saat 21.00 gibi Roll ün yolunu tutmayı tercih ederler. Roll 01,00 da kapanır ama üzülmeyin eğlenceye doymadıysanız Kırklar dağının tepesinde bulunan Rubarr a gidebilirsiniz (damsız girilmez). Bugünlerde bu barda dünyaca ünlü pop şarkıcısı İnna konser verecek.Sakinlikten ve manzara eşliğinde içmekten hoşlanıyorsanız o zaman on gözlü köprü manzaralı Erdebil Köşkü`ne gitmelisiniz. Buranın ızgaraları ve mezeleride oldukça lezzetli. Pavyon kültürünü seviyorsanız Diyarbakır`da pavyon çok; Yelken, milenyum, gece yıldızı, cadde 21, helin, curcuna, saray gazinosu ilk akla gelen isimlerden bazıları.
Bilmeniz gereken bir ayrıntıda Diyarbakırda içki fiyatları biraz pahalıdır, boğazın kenarındaki Reina ile Roll de biranın fiyatı kıyasıya kapışır. Bir diğer ayrıntıda gece hayatında erkeklerin ezici bir çoğunluğuyla karşı karşıya kalırsınız, bir oranlama yapacak olsak %70 erkekler %30 kızlar diyebiliriz.
Geceyi noktalamadan önce kesinlikle yapmanız gereken şey Chefy nin yanında bulunan Anzale Paçada kelle paça çorbası içmek, isteyenler Akkoyulu Caddesinde bulunan paçacı Fazıl Usta`yı da tercih edebilirler, Unutamayacağım nadir lezzetlerden biridir Diyarbakır`da paça.