Türkiye`de tırmanış yapılacak en iyi 10 zirve

1 Ağrı Dağı


Ağrı Dağı yüzyıllardır birçok insan için Türkiye topraklarındaki en ulaşılmaz ve zor konumlardan birisi olmuştur. Listeye koymamızın sebebi ise en yüksek dağlarımızdan birisi olması ve zorlu iklim koşullarıdır. Dağcılık sporuna yeni başlayanlar için ideal bir adres değilken, yine de kesin olarak söyleyebiliriz ki Dağcılığa gönül vermiş herkesin mutlaka hedeflerinden birisi Ağrı Dağı zirvesine çıkmaktadır. Bu sebepten dolayı en önemli yerlerin başında gelmektedir.
Ağrı dağı eski bir yanardağdır ve şu an pasif durumdadır. Ağrı Dağı zirvesi tam 5 bin 137 metreden oluşur. Kaba bir hesapla yerden yukarı doğru tam 5 kilometre. Yüksekliği, buzul yapısı, kar sınırına kadar bulunan yeşil alanları sebebiyle hem yaz hem de kış sezonu boyunca tırmanma imkanları bulunur. Eğlenceli bir süreç olmakla birlikte soğukluğun -30 derece civarına kadar düşebileceği unutulmamalıdır. Eli isimli köyden yola çıkıldıktan sonra yaklaşık 8 saatlik yürüyüşün ardından 2 bin metrelere kadar gelinir. Burada genel olarak kullanılan bir kamp alanı bulunur. Genel olarak dağcılar burada bir gün dinlenir ve ertesi gün 5 saatlik zorlu bir yürüyüşle birlikte 4 bin metre seviyelerine gelinir. Burada ikinci kamp alanı kurulur ve bundan sonraki gün, zirveye çıkış süreci başlar. Yaklaşık 10 saat sürebilen zorlu bir tırmanış ile birlikte Ağrı Dağı zirvesine, Anadolu’nun en yüksek noktasına ulaşılır.

Türkiye`de Dağcılık

TÜRKİYE`DE DAĞCILIĞIN GELİŞİMİ

Türkiye’de Dağcılık geçtiğimiz yüzyıl içerisinde başlamıştır. İlk olarak Dağcılık aktivitelerini Türklerden ziyade yabancı uyruklu insanlar daha çok bilimsel araştırmalar sebebiyle başlatmışlardır. Bu konuda tarih kayıtlarına geçen ilk dağcılık etkinliği 1829 yılında Alman fizik profesörü Friedrich Parrot tarafından yapılmıştır. Parrot, Ağrı Dağına tırmanmaya başlamış ve bu dağda çeşitli bilimsel araştırmalar yapmıştır. Ancak çalışmaları sürerken 1844 yılında Parrot’un ölümü sebebiyle Alman Devleti yerine iki ismi daha gönderme kararı alır. Dr. Wagner ve Dr. Herman, 1845 yılında bir kez daha Ağrı Dağının zirvesine tırmanan iki bilim adamı olarak kayıtlara geçer.

Türkiye’de ilk Türk dağcılık aktiviteleri ise çok sonraki yıllarda başlamıştır. İlk Türk dağcıları Kayseri’de bulunan Erciyes dağına tırmanarak tarihte ilk adımı atmıştır. Albay Cemil Cahit Toydemir 1942 yılında, yanındaki 7 askeri ile birlikte Erciyes dağına tırmanmıştır ve bu adımla birlikte Türkiye’de ilk yerli dağcılık aktiviteleri başlamıştır. Bu sayede Cemil Cahit Toydemir, Türkiye Dağlarında ilk Dağcılık Sporunu başlatan kişi olarak kabul edilmektedir. Albay Toydemir bu çıkışıyla birlikte zirveye ulaştığında, kendisiyle birlikte o gün zirveye çıkan 7 askerinin de adını metal bir tabakanın içine kağıtlar halinde bırakmıştır. Bu sayede de bu metal sigara tabakası ülkemizdeki ilk “zirve defteri” olarak tarihe geçmiştir.
İlk dağ gezileri ise bundan çok daha önceki tarihlerde, 1925 yılında Bursalı bir Doktor olan Osman Şevki Bey tarafından düzenlenmiştir. Osman bey Bursa’da Keşiş Dağına bir gezi düzenlemiş ve zirvesine doğru tırmanmıştır. Tırmandığı bu dağın adını ise çevresindekilere yaptığı anlatımda Uludağ olarak tanımlamıştır. Bu tanım Atatürk’ün kulağına kadar gitmiştir ve Osman Bey’in hikayesini dinleyip, dağın resmi adının Uludağ olarak değiştirilmesine karar vermiştir. Sonrasında ise Soyadı Kanununun Kabulü ile birlikte Osman Bey’e soyadı olarak Atatürk tarafından Uludağ soyadı verilmiştir.

Ağrı Dağına Yapılan İlk Tırmanış

Tarihte Ağrı Dağına ilk tırmanışlar Büyük Ağrı Dağı ve Küçük Ağrı Dağına olarak ikiye ayrılmaktadır. İlk olarak 1934 tarihinde Küçük Ağrı Dağı zirvesine 9. kolordu askerlerinden 8 kişi tırmanmıştır. Bundan birkaç ay sonra ise Eylül ayında yine 1934 yılı içerisinde Büyük Ağrı Dağına Yüzbaşı Rüştü ve Teğmen Bekir liderliğinde 14 kişilik bir askeri ekip tırmanmıştır. Bu iki tırmanış Ağrı Dağına ülkemizde, Türkler tarafından yapılan ilk tırmanışlardır.

Dağcılık Federasyonu ve Dağcılığın Örgütlenmesi

Bu yıllarda görmüş olduğunuz gibi dağcılık Askeri koldan ve Sivil koldan ilerlemekteydi. Bursa’da Gezi düzenleyen Osman Bey sivil dağcılığı temsil ediyorken Ağrı Dağı tırmanışları ise Askeri dağcılığa örnektir. Sonrasında takip eden yıllarda 1928 yılında “Türk Dağcılık Cemiyeti” adında bir resmi örgüt devlet desteği ile kurulmuştur. 1933 yılında ise “Türk Yürüyüşçülük, Dağcılık ve Kış Sporları Kulübü” adında bir dernek daha kurulmuştur ve faaliyetlerine başlamıştır. Sonrasında bu kulüp adını “Tenis, Eskrim ve Dağcılık” olarak değiştirmiştir.

1936 yılında ise ilk  federasyon olarak açılan “Dağcılık ve Binicilik Federasyonu” kayıtlara geçmiştir. Sonrasında resmi olarak 1939 yılında Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu adını halini almıştır. Uzun bir süre boyunca tüm faaliyetler bu çatı altında yürütülmüştür ve 1966 yılına gelindiğinde İsmet Ülker’in katkılarıyla Türkiye Dağcılık Federasyonu kurulmuştur ve bugün halen faaliyetlerine devam etmektedir. 1967 yılında ise Uluslararası Tırmanış ve Dağcılık Federasyonuna (UIAA) üyeliği yapılmıştır.

Dağcılığa Başlangıç ve Gerekli Ekipmanlar

Dağcılık günümüzde en çok sevilen ve doğal sporlar arasında yer alan alanlardan birisidir. Özellikle de Türkiye gibi dört tarafı dağlar ve engebelerle dolu bir yerde yürüyüş, tırmanma ve dağcılık birçok insanın ilgisini çekmektedir. Geçmişimizden bugüne kadar birçok defa atalarımız da Dağlarda yaşamış ve dağlarla içli dışlı olmuşuzdur. Bu nedenden dolayı insan doğasına en çok uyan bu spor ve özel ilgi alanına başlamak için gerekli ekipmanları sizler için derledik.

Dağlarda yapılacak olan etkinlikler için temel eşyalar bulunmaktadır. Bunlar;

Harita, Pusula, Güneş gözlüğü, güneş kremi, yedek yiyecek, yedek kıyafet, kafa lambası ve el feneri, ilk yardım malzemeleri, ateş yakma malzemeleri, kibrit, kesici alet, bol miktarda su olarak sıralanabilir.
Eğer uzun süreli bir yolculuktan ve konaklamaktan bahsediliyorsa da çantanız daha büyük hale getirerek birkaç eşya daha alınmalıdır.

Sırt çantası ve yağmurluk, Çadır, Uyku tulumu, Bol miktarda yiyecek, Çöp torbası, naylon poşet, gibi eşyalar yer almalıdır. Bunun yanı sıra kişisel bakım eşyaları, diş macunu, diş fırçası, sabun, önemli kıyafetler örneğin çorap gibi şeyler de unutulmamalıdır.

Türkiye`de tırmanış yapılacak en iyi on zirveyi görmek için tıklayın.

Alaçatı gezilecek yerler- en iyi on

0

Alaçatı Gezilecek Yerler Rehberi

Alaçatı bildiğiniz gibi Türkiye’nin en güzel tatil beldelerinden birisi konumunda. Özellikle yılın her döneminde yoğun ziyaret almasına rağmen yaz aylarında gidilebilecek en uygun doğal ortamlardan birisi haline geliyor. Binlerce insanın akın ettiği Alaçatı doğal güzellikleri, rüzgarı, denizi ve temizliğiyle ön plana çıkıyor. Özellikle de Alaçatı’nın yerli halkı da bölgenin korunmasına ve temizliğine oldukça dikkat ediyor diyebiliriz.

Alaçatı Çeşme ilçesinin içinde bulunan en popüler yerlerden birisi diyebiliriz. Taş evleri, doğal ve tarihi dokusuyla birlikte yılın neredeyse 350 günü rüzgarlı olması sebebiyle de sıcak yaz günleri için ilk akla gelen limandır. Özellikle de Sörfçülerin uğrak noktası sebebiyle Türkiye’de sörf sporuna en el verişli yerlerden birisi haline gelmiştir.

10 Alaçatı Sokakları

Alaçatı sokakları sabahtan çıkıp akşama kadar dolaşabileceğiniz, birbirinden güzel mahallelere ve dükkanlara ev sahipliği yapmaktadır. Arnavut kaldırımı sokakları, begonvil kokulu caddeleri ve tamamen yeşillikle donatılmış olan bu sokaklarda hiç yorulmadan gezmek isteyeceksiniz. Alaçatı’nın dar sokaklarında dolaşırken restoranlarından, butik dükkanlarından, tarihi eserlerinden ve tüm evlerin taş dokusundan son derece etkilenmeniz muhtemel olacaktır. Bu tarihi yerde gezerken istediğiniz zaman oturup çay, kahve içebilecek imkanınız olması sebebiyle tüm ihtiyacınız olanlara anında ulaşabileceğinizi garanti edebiliriz.

Doğu ekspresi

0

Doğu Ekspresi Turu

Sosyal medya sayesinde çok meşhur olan ve herkes tarafından çok merak edilen Doğu Ekspresi hem özlem duyduğunuz uzun tren yolculuğunu yapabildiğiniz hem de mola verilen yerlerde tarihi ve doğal güzelliklerin fotoğraflarını çekebildiğiniz bir tur haline gelmiş durumda. Bu kadar meşhur hale gelmesinde başlıca etken bloggerların ve instagram fenomenlerinin Doğu Ekspresi turu sonrasında hesaplarında ve kişisel web sitelerinde yapmış oldukları paylaşımlardır. Tabi bu kadar meşhur bir tur haline geldiği için rağbetin çok artması da oldukça normal. Bu neden bilet bulmak, konaklayacak otel bulmak daha da zor bir hale geliyor. Peki Doğu Ekspresi için bilet türleri neler, bilet fiyatları ne kadar ve bilet bulabilme olasılığı nedir ?

Bilet türleri

Doğu ekspresi biletleri yataklı vagon,  pulman ve örtülü kuşetli bilet olarak üçe ayrılıyor. Bu bilet türlerini sırasıyla açıklayalım:

Pulman;

 Pulman bileti aldığınızda standart bir vagonda otobüs yolculuğu yapar gibi yolculuk yapıyorsunuz. Uzun bir Doğu ekspresi yolculuğu düşündüğümüzde standart bir koltuk hem eşyalarınızı muhafaza edebilmek hem de rahat bir yolculuk yapabilmek için yetersiz kalıyor.

Örtülü kuşetli:

Dört kişilik kompartman bileti olan örtülü kuşetli bileti dört kişilik kompartman bileti. Ranza haline gelebilen koltukları ile yataklı vagondan farkı kalmıyor. Dört kişi aynı anda yolculuk yapmanıza imkan sağlayan örtülü kuşetli bileti  aldığınızda yolculuk sırasında size temiz nevresim takımları da veriliyor. Bu bilet diğer biletlere göre en hızlı tükenen bilet türü. Pencere kenarında 2 kişinin oturabildiği tek bilet türü olan örtülü kuşetli bileti diğerlerine göre daha avantajlı bir yolculuk sağlıyor.

Örtülü kuşetli bileti almak için dört bileti birden almanız gerekiyor. Ayrı bir kompartman bileti satılmadığından dört ayrı bilet satın alma işlemi yapıyorsunuz. Eğer dört bileti de siz ve arkadaşlarınız satın almamışsa gece belli bir saatte kondüktörler gelip kadın ve erkeklerin aynı kompartmanda kalamayacağını sizlere söylüyor ve ayrı kompartmanlara gitmenizi istiyorlar.

Yataklı vagon;

İçinde lavabosu ve masası olan yataklı vagon konfor açısından en rahat olanı. Bir tarafında iki kişili koltuk olan yataklı vagonların üst tarafında açılıp kapanan yataklar mevcut. Yataklı vagonun tek dezavantajı ise fazla eşyanız varsa koyacak bir yerinizin olmaması. Bu durumda yapmanız gereken pencere kenarında yer alan masanın üzerine eşyalarınızı yerleştirmek. Bu durum hem masayı kullanmanızı engelliyor hem de pencereden manzarayı istediğiniz gibi izlemenizin önüne geçiyor.

Doğu Eksperi Biletini nasıl alabilirim ?

TCDD, kurumsal planlaması gereği tüm biletleri 30 gün önceden satışa çıkarıyor. Yani 7 eylülde yolculuk yapmak istiyorsanız 6 ağustosu 7 ağustosa bağlayan gece yarısı 00:00 da satışa çıkan biletlerden almanız gerekiyor. Bilet almak için bir tek siz bilgisayar başında veya telefon başında beklemiyorsunuz. Bu nedenle biletler satışa çıktığı andan itibaren bitebilir. Yapmanız gereken biraz daha beklemek ve bilet satın almak için sepete eklenmiş olan biletlerin boşa düşmesini beklemek. Sepete atılan biletler alınmaktan vazgeçildiği için tekrar boşa çıkıyor. Bu durumda biletleri almak size kalıyor. Bu yöntem de bilet alma şansınız yüksek olsa da bazen tur seferleri ve seyahat acentaları biletleri toplu bir şekilde alabiliyor. O zaman yapmanız gereken ek vagonların biletlerinin satışa çıkarılmasını beklemek. TCDD, bilet satış yoğunluğuna göre ek vagon uygulaması yapıyor. Ertesi gün saat 12.00 da satışa sunulan ek vagonlara ait biletleri almak için yine bilgisayar başında veya telefon başında olmanız gerekiyor. Bu yöntemler ile bilet satın alabiliyorsunuz. TCDD mobil uygulaması telefonunuzda yüklü olduğunda her saat başı kontrol edebilir, iade edilen, boşa çıkan biletleri alma şansına da sahip olabilirsiniz.

Doğu ekspresi bilet fiyatları

Ankara Garı’ndan başlayan bir yolculuk için bilet almak istediğinizde ödemeniz gereken ücretler bilet sınıfına göre farklılık gösteriyor. Ankara’dan Kars’a kadar yapacağınız yolculuklarda bileti siz kendiniz alırsanız şu ücretleri ödemeniz gerekiyor:

Yataklı Vagon 1 kişilik bilet ücreti: 147.00 TL

Yataklı Vagon 2. Yatak ücreti ise 105.00 TL olarak belirlenmiş. Yani iki kişilik yataklı vagon yolculuğu için 252.00 TL ödemeniz gerekecek.

Örtülü kuşetli kompartman bileti satın almak istediğinizde 1ç kişi için ödemeniz gereken ücret 75.00 TL. Kompartmanın tamamını almak istediğinizde ise ücret değişmiyor ve 4 kişi için 300.00 TL ödüyorsunuz.

Pulman bileti almak isterseniz ve otobüs yolculuğuna benzer bir yolculuk yapmak isterseniz 1 kişi için 46.00 TL ödemeniz gerekiyor. Bu bilet türünde istediğiniz kadar bilet alsanız da kişi başı ödeyeceğiniz ücret yine aynı.

Eğer bilet almayı başaramadıysanız ( ki bu çok mümkün bir durumdur )  yapmanız gereken bu biletleri sizden önce satın alan seyahat acentalarına başvurmaktır.  Seyahat acentaları anlaşmalı oldukları turlar için biletleri önceden satın alabiliyorlar. Satın aldıkları bilet fiyatlarının üzerine kar paylarını ekleyerek satışa çıkarıyorlar. Ocak – Şubat – Mart aylarında yataklı vagon bilet fiyatları 147.00 TL iken seyahat acentalarından 900.00 TL ye bilet alan arkadaşalarımız var. Buraya tıklayarak ta bilet alabilirsiniz

Doğu Ekspresi’nde nereleri görebilirsiniz ?

Ankara garından hareket eden Doğu Ekspresi ana istasyonlar olarak Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan, Erzurum gibi illerin merkez tren garlarında duruyor. Bu istasyonlarda sadece yolcu indirme ve bindirme amaçlı duran tren Kars’a vardığında ise bir sonraki tren hareket saatine kadar bekliyor. Bu zaman aralığı sizin için Kars’ı gezmek, görmek ve fotoğraflamak için ideal bir zaman aralığı olduğu gibi dilerseniz konaklamanızı daha da uzatabilir ve birkaç gün daha Kars’ta kalabilirsiniz.

Kars geziniz için size bir rota önerisinde bulunabiliriz. Kars’ın 45 km dışında yer alan ve çok eski bir yerleşim yeri olan Ani Harabelerini mutlaka gezmeli ve fotoğraflamalısınız. Zaten Ani Harabelerine gittiğinizde  fotoğraf çekmekten zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. Hele birde karlar harabelerin üzerinde muhteşem bir görsel oluşturmuşsa deymeyin keyfinize.

KARS`T A GÖRÜLECEK ÖNEMLİ YERLER

Ani Harabelerinden sonra yüzeyi buz tutmuş Çıldır Gölünü mutlaka görmelisiniz. Çıldır gölü yüzeyi kış aylarında en az 45 cm buzla kaplı olduğu için dilediğiniz gibi göl yüzeyinde dolaşabiliyorsunuz. Gün batımının göl yüzeyinde oluşturduğu renk cümbüşünü mutlaka görmelisiniz.

Kars merkezini gezmek için yeterli zamanınız kalmayabilir. Eğer tatilinizi biraz daha uzatırsanız Kars merkezde yer alan ve Cumhuriyet Dönemi mimarisi ile yapılmış olan tarihi konakları ve evleri mutlaka görmelisiniz. Tarihi konaklar ilk günkü özgünlüğü korunarak restore edilmiş ve özgün dokusu ile tüylerinizi diken diken edecek bir güzelliğe sahip. Kars merkez gezisini bitirdikten sonra Kars’ın yöresel lezzetlerini tadabilirsiniz. Kars mutfağı Doğu Anadolu Bölgesinin lokomotifi sayılmaktadır. Kars’ın meşhur kaz dolmasını mutlaka tatmalısınız. Ayrıca Erzurum’a özgü meşhur cağ kebabını Kars’ta tatmanızı da öneririz.

Doğu ekspresi ile Ankara’dan başlayacağınız yolculuğun süresi 1 gün 8 saattir. Yani 32 saatlik bir tren yolculuğu geçireceksiniz. Ancak bu yolculuk sırasında hiç sıkılmayacağınız garanti. Gerek ara istasyonlarda gerekse gün doğumu ve sonrasında seyahat güzergahında göreceğiniz ve hayranlıkla izleyeceğiniz güzellikler yer alıyor. Vereceğiniz paraya hayli hayli değecek olan bu seyahat bir bakımdan da size farklı bir tecrübe yaşama imkanı sunacak. Bu tecrübeyi doya doya yaşamak için ekspresteki yerinizi almak için çok beklememelisiniz.

Marmaris`in en güzel 10 plajı

MARMARİS VE ÇEVRESİNDEKİ EN GÜZEL 10 PLAJ

Marmaris Muğla il sınırları içinde kalan Türkiye’nin en önemli tatil yerlerinden biridir. Akdeniz ikliminin hâkim olduğu bu bölgede yazlar çok sıcak ve kurak geçmektedir. Yeşilin mavi ile buluştuğu eşsiz güzellikteki koyları ve tarihinde birçok medeniyeti barındırdığından ötürü sergilediği tarihi eserleri ile mutlaka gezilip görülmesi gereken yerlerden biridir. Marmaris’e gidip ünlü koylarını görmeden, serin sulara dalmadan olmaz. Yazımızda sizler için Marmaris’in en güzel 10 plajını derledik.

11İçmeler Plajı

Tayland a girişte dikkat etmeniz gerekenler-Hayati bilgiler

TAYLAND POLİSİ TÜRKLERE ZORLUK MU ÇIKARTIYOR ?

Son yıllarda Tayland’a gidip girişte  sorgu odasına alınan, problem yaşayan , hatta geri gönderilen birçok Türk vatandaşı olduğunu duymaktayım. Bunun neden böyle olduğunu ne yapmanız gerektiğini, nelere  dikkat etmeniz gerektiğini aşağıda detaylarıyla size anlatacağım.

Öncelikle şunu belirteyim  Tayland’a girişte herkes sorun yaşamıyor. O yüzden bazı vatandaşlar elini kolunu sallayarak girerken bazıları sorgu odasına alınıp saatlerce soru soralabiliyor, arkadaşınızın söylediği  ben hemen girdim sende girersin gibi sözlere bakıpta hemen tedbiri elden bırakmayın.  Siz sorun yaşamadınız diye başkası da yaşamayacak anlamına gelmiyor. Sizinde bildiğiniz gibi  Tayland Türk vatandaşlarından vize istemiyor, vizesiz şekilde 30 gün ülkede kalabilirsiniz.  Yalnız bu demek olmuyor ki vizesiz ülke, elimi kolumu sallayarak  hop direk içeri girerim. Eğer ki gümrük polisi sizi istemezse almama gibi yetkisi var. Tayland 3. dünya ülkesi olup Türkiye’den gelişmemiş bir ülke olarak bilinsede son zamanlarda bu işler tersine dönmeye başladı, Türk pasaportunun değeri iyice azaldığı için  bu olaylar yaşanıyor. İşte bu yaşanan  olayların hepsinin 3 nedeni var okumaya devam edin  bunları anlatayım ve buraya gelirken ne gibi önlemler almanız gerektiğini size söyleyeceğim.

TAYLAND`A GİRERKEN ZORLUK YAŞARMIYIM

2015 yılında  Tayland’ın başkenti Bangkok’ta  şehir merkezinde bulunan Erawan Tapınağında bomba patlatıldı. Patlama sonucu 4-5 kişi öldü ve çok sayıda insan yaralandı. Türkiye ile patlamanın ne alakası var diyebilirsiniz. Onu da açıklıyayım; Tayland polisi bombacıyı  1 hafta sonra evinde yakaladı, bombacının evinde  yapılan araştırmalar sonucunda evden Türk pasaportu çıktı ve bombacının Türk pasaportu ile Tayland`a giriş yaptığı ortaya çıktı. Tabi bu arada medya boş durmadı, bütün Tayland medyası, tv programları, gazeteler, dedikoduların yazdığı ve attığı manşetler şöyle idi; “TAYLAND BOMBASICISI TÜRK!” Bu olay Türkiye için çok kötü bir imaj oldu. Türkiye neden kimi bombalasın değil mi? Sonraki haftalar hep bu konu konuşuldu ve gündemi oluşturdu, tapınağın etrafı güvenlik önlemleri ile kapandı. Patlamadan sonra  Tayland’da giriş yapan Türk vatandaşlarının çoğu geri gönderildi ve ülkede  yaşayan Türkler baya sorun yaşadı. Taylandlılar artık Türkleri  IŞIDÇI , terörist, veya Türkiye’yi Suriye, Irak gibi görmeye başladılar. Bu olaylardan sonra Türk konsolosluğu pasaportu alarak inceledi ve pasaportun sahte olduğu, bombacının Türk olmadığı hemen anlaşıldı,Pasaporttaki bazı yanlışlar şöyleydi

-Veren Makam: İ(Ş)TANBUL
-Doğum Yeri: İ(Ş)TANBUL

-Doğum Tarihi: 08 Nİ(Ş)

POLİSİN DİKKATSİZLİĞİ TÜRK VATANDAŞLARINA  PAHALIYA PATLADI

Birkaç yanlış daha vardı. Bu kadar yanlış olan bir pasaport nasıl polisin gözünden kaçmış ap ayrı bir konu. Ama medya günlerce Tayland Bombacısı Türk dedikten sonra insanların hafızasından bunu silmek çok zor.  Şuan üzerinden 5 sene geçmesine rağmen hâlâ orada yaşayan Türklerin  ve Tatile giden vatandaşların ülkeye girişte sorun yaşamalarının en büyük sebeplerinden birisi budur.  Ülkede  yaşayan Türkler`e genel de çalışma izni, oturum izni vb. gibi işlemlerde Tayland hükümeti ya sorun çıkarıyor ya da ekstra belgeler istiyorlar. Kısacası Türkiyeyi Irak, Suriye, İşid ülkesi ile aynı kefeye koyuyorlar.  Buraya turist olarak gelen arkadaşlarda ülkeye girişte ya geri gönderilme ya da sorguya alınma sorunu yaşıyorlar. İşte bunların olmasında ki en önemli nedenlerin başında bu bombalama olayı gelir.

Bir diğer neden ise Tayland hükümeti ve Taylandlılar ve hemen hemen Asya ülkelerinin hepsi Türkiye’yi, Türk insanını Arapça konuşan, aşırı dinci bir Arap ülkesi hatta az bir kısmı İşidi savunuyor sanarlar. Asyada bir ülkede Türk olduğunuzu söylediğinizde aşağıdaki gibi sorularla karşılaşmanız olası.

-Arapça konuşuyor musun?

-O zaman senin 4 tane eşin olabilir?

-Şehir içinde deve sürmek yasak mı yoksa normal mi?

-Ülkenin % kaçı çöl?

-Türkiye’ye seyehat etmek güvenli mi?

vb. olarak devam ediyor. Bunlar genelde sorulan sorular.  Aslında pekte yadırganacak bir konu değil Nasıl ki Asyada bulunmamış Türkler her çekik gözlüyü Çinli sanıyorsa börtü böcek yediğini düşünüyorsa onlar içinde aynı şey geçerli. Tabi bu algı Asyalıların Türkiyeye geldikten sonra hemen değişiyor, ne kadar yanlış düşündüklerini ve yanlış bildiklerini her fırsatta karşılaştıkları Türk arkadaşlarına anlatırlar.

TÜRKİYE ASYADA NEDEN KÖTÜ İMAJA SAHİP

Şimdi Asyalıların bizi neden böyle gördüklerini anlatayım; Asyanın Müslüman kısımlarında bulunmuş arkadaşlar bilirler, Asyalı Müslümanlar her zaman burada ibadetlerini tam yerine getiremediklerinden yakınırlar. Çünkü Asyanın çoğunluğu Budist ülkelerdir ve çoğunluğu Budistler oluşturur. İşte bu yüzden genelde Asyalı Müslümanlar aşırı dinci olurlar ve Araplaşmayı severler. Şimdi bunu benim başka yere çektiğimi sanmayın. Başka bir örnek vereyim Asyalı Hristiyanlarda aşırı dincilerdir. Onlarda ibadetlerini tam yerine getiremediklerini savunurlar. Nedeni aynıdır. Şimdi bunların gene Türkiye ile ne alakası var diyeceksiniz. Bildiğiniz üzere Malezya ve Endonezya Asyadaki 2 büyük Müslüman ülkesi. Tayland’ın %100’ü Budist olmayıp güney kısımları, Malezya’ya yakın 5-6 şehrinin %90’nını Müslümanlar oluşturur. Tayland’a genel olarak bakıldığında ise çoğunluğunu Budistler oluşturur. Malezya ve Endonezya’nın çoğunluğu Müslümanlar oluşturur. Şimdi arkadaşlar bu Taylandlı Müslümanlar Tayland’da hiç bir zaman mutlu olamazlar ve ibadetlerini tam yerine getiremekdiklerini ve Tayland hükümetinin onlara sürekli din üzerinden baskı yaptığını söylerler. O yüzden Tayland’dan ayrılıp Malezya’ya katılıp din özgürlüğüne kavuşmak isterler. Aslında  öyle değildir Tayland’ın güneyinde Surat Thani ilinde ve diğer güney illere baktığınızda her şehirde  camiileri olup ve ibadet etmeleri için her türlü imkan sağlanmaktadır. Kadınlar ve erkekler istediği dini kıyafeti giyip sokakta gezebilir, kadınların %100’ü kapalıdır ama onların kapanması aşırı bir kapanmadır. Nedeni ise dediğim gibi burada Asyada Budistlerin arasında ibadetlerini tam yerine getiremediklerinden bahsederler o yüzden aşırı bir dincilik vardır. Hem Asyalı Müslümanlarda hemde Hristiyanlarda. Şimdi konuya geliyorum. O yüzden Asya ülkelerinin çoğu Müslümanları ve Müslüman ülkeleri 2 şekilde bilirler;

1)Ya Arapsın

2)Yada Asyadaki Müslümanlar ile aynısın

durum böyle olunca Türkiye’de Müslüman bir ülke olunca bizi nasıl gördüklerini açıklanıyor. Ve dünyada Müslüman ülkelerinin imajı ortada olunca burada Türk pasaportunda nasıl bir tepki görüldüğüde ortaya çıkıyor. Yukarıdaki sorulan sorular ve ya bize ülkeye girişte nasıl davrandıkları. Yanlış anlamayın bunun Müslümanlıkla alakası yok çünkü Asyalıların aklında Müslüman ülkeler ve insanlar = İşid, terörist, tehlikeli Arap, aşırı dinci. Yani bütün Müslümanlar ve Müslüman ülkeler aynıdır akıllarında. Asya`da ben Kosovalıyım desen, orası neresi derler eğer ki Kosava Avrupada Müslüman bir ülke desen Kosova’yı Arapça konuşan bir ülke ilan ederler.

Son neden ise basit. O yüzden diyoruz gittiğiniz ülkede kendi ülkenizdeymiş gibi davranın. İyi izlenimleri bırakın. Ben gideceğim zaten 2 gün sonra demeyin. 2016 da 2 Türk ileri zekalı arkadaşımız uyuşturucu ile yakalandı. Tayland da uyuşturucu kesinlikle yasaktır ve ağır cezaları vardır, son neden olarak bu gibi davranışları örnek gösterebilirim.

Tayland’a gidecek arkadaşlar ne gibi önlemler almalıdır

neler getirmelidir; Eğer ki turist vizesi ile geliyorsanız. . Turist vizesi ile gelecek arkadaşlar için yazıyorum;

Herkese sormuyorlar ama genelde soruyorlar. O anki gümrük polise kalmış. Muhakkak ki Tayland’dan dönüş biletinizi ayarlayın. İsterseniz Tayland’dan Avustralya`ya  gidin isterseniz Tayland’dan Türkiye’ye gidin isterseniz Tayland’dan İrlanda`ya  gidin. Eğer ki sorarlarsa elinizde bir biletin çıktısı olsun. Bunu kanıtlayamazsanız %90 ülkeye alınmama veya sorun çıkarma ihtimalleri var. Bu biletin gerçek alınmış bir bilet olmasına gerek yok. Bileti ödemeden çıktısını alın sonra iptal edin veya Photosop’dan bile ayarlıyabilirsiniz. Çünkü Tayland polisi hiç bir zaman PNR numarısına veya bilet numarasına kadar araştırma yapmaz. Sadece o kağıtta dikkat edeceği 2 şey vardır;

-Tayland’dan nereye gidiyor

-Tayland’dan ne zaman ayırlıyor

İnternette birçok vebsitesi mevcut. Ödeme yapmadan size bilet çıktısı veriyorlar. www.airpaz.com‘dan ödeme yapmadan bilet çıktısı alıp daha sonra iptal edebilirsiniz.

TAYLAND`TA YANIMA NE KADAR PARA ALMALIYIM, NE KADAR HARCARIM

Dikkat edeceğimiz bir diğer konu da 20,000 Baht para gösterme. Bu sizin Tayland’a yeteri kadar harcayacak paranız var mı yok mu onu kanıtlar. İsterseniz 2 gün kalın isterseniz 20 gün kalın bu para miktarı sabittir. Çok nadir bu ama gümrük polisi sorabilir. Sizden burada harcayacak paranız var mı onu görmek isteyebilir. Gene siz hazırlıklı olun. Bu 20,000 Baht’ı karşılayacak parayı ister Dolar olarak ister Euro ile gösterin o size kalmış. Zaten Tayland’a gelirken Tayland parasına çevirmek için Dolar veya Euro getirmeniz lazım. Türk Lirasını burada çeviremezsiniz. Bu para konusuna son zamanlarda çok dikkat ediliyor nedeni ise;  bildiğiniz üzere geçen sene Bangkok dünyanın en çok turist gelen şehri idi. Şimdi ise Tayland hükümeti fakir(begpacker) dediğimiz turist tayfası istemiyor. Ülkeye para harcayacak turist istiyorlar.

TAYLAND`A VİZESİZ NASIL GİRİLİR NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR

Departure ve Arrival Card. Arkadaşlar bu kart sizi Tayland’a girmeden ya uçakta verilecektir yada gümrük polisinden önce verilir. Doldurmak için  mavi tükenmez kalemlerinizi hazırlayın. Şimdi bu kart neyin nesidir. Birisi arrival card(varış kağıdı) diğeri ise departure card(gidiş kartı) bu kartları doldurmadan kesinlikleri ülkeye giriş yapmaya kalkmayın geri gönderirler. Bu kartlarda sizden bilgiler isteyecekler. Misal; pasaport numarası, ad, soyad, doğum tarihi, nereden geliyorsunuz, neyle geldiniz, turlar mı gezeceksiniz, yıllık geliriniz, kalacağınız yerin adres ve ismi vb. Bu bilgileri dikkatle ve düzgün bir şekilde doldurun. Ve bu kağıtlardan birini gümrük polisi Tayland’a girişte sizden alacak diğerini size verecek. Diğerini sakın kaybetmeyin veya atmayın. Çünkü ülkeden çıkışda o diğer kartı da sizden isteyecekler. Eğer ki kaybettiniz bildiğim kadarıyla belli bir ücret ödemeniz gerek ve uğraştırıyorlar.

TAYLAND A GİRERKEN OTEL REZERVASYONU GEREKLİMİ

Otel çıktınızı hazırlayın. En kötü 3-4 günlük bir otel ayarların. Bu otel çıktısı da dönüş biletiniz gibi olabilir. Zaten otel çıktısı olmadan gelirseniz ülkeye giremezsiniz. Otel çıktınızı muhakkak getirin. Çünkü ülkeye giriş yapmadan önce size bir kağıt verecekler onuda 3. maddedeki kağıda yazacaksınız. O kağıda nerede kalacağınızı adres olarak belirtmeniz lazım. Eğer belirtmezseniz gene sorun yatatacaklardır veya ülkeye almayacaklardır.

Gümrük polisine girerken, siz seçin. Demek istediğim; önce bir polislere bakın. İmkanınız varsa genç yada 30-35 yaş arası erkek sonra kız gümrük polisinin olduğu sıraya girin. Kesinlikle ama kesinlikle yaşlı bayanın veya erkeğin olduğu gümrük polisine girmeyin. Çünkü onlar her şeyi ve bizim pasaportu biliyorlar anca uğraştırıyorlar.

Son olarak söyleyeceğim arkadaşlar Tayland’a girişte gümrük polisine güler yüzlü olun pasaportu vermeden bir selam verin. Kesinlikle cep telefonuyla oynayıp fotoğraf falan çekmeyin. Bu sizin içinde iyi olur. Adamın en azından işlem yapmadan aklında iyi bir izlenim yatatırsınız. Pasaportu aldıktan sonra teşekkür edin. Burada tatil ederken ülkenin kurallarına uyun, illegal bir şey yapmayın, insanlara iyi davranın. Dediğim gibi bu hem sizin için iyi olur hem biz burada yaşayan arkadaşlar için hemde ülke imajı açısından.

Düğün Dış çekim fotoğraflarınız için en iyi on yer (yurt içi)

0

Düğün Dış Çekim İçin En İyi 10 Yer

Düğün; hayatımız boyunca unutamayacağımız anılar bırakan önemli törenlerdir. Düğün öncesinde yapılan hazırlıklar kadar düğün öncesinde yapılan dış çekimlerde çok önemlidir. Dış çekimlerin yapıldığı mekanlar tarihi mekanlar olabileceği gibi doğal güzelliklere sahip mekanlar da olabilir. Düğün fotoğrafları çekebileceğiniz özel stüdyolar günümüzde düğün hazırlığı yapan çiftlere hizmet vermektedir. Türkiye’de düğün dış çekimi yapabileceğiniz en iyi 10 yeri birlikte inceleyelim.

10Emirgan Korusu

İstanbul’da dört mevsim özelliklerini bir arada görebileceğiniz bir mekan arıyorsanız Emirgan Korusu aradığınız mekan konumunda. Muhteşem doğası, köşkleri, göletleri, sahip olduğu peyzajı ve boğaz manzarası ile muhteşem düğün fotoğrafları çekebilirsiniz.

KAPUTAŞ PLAJI

Kaputaş Plajı

Plaj denince akla gelen belli başlı noktalar vardır. Şehrin merkezine yakın plaj da var koylarda gizlenmiş güzellikler de var. Sıradan bir plajda beklentiler ortalamadır. Deniz, kum, şezlong ve benzeri şeyler diyelim.

Ancak saydığımız ve akla gelen her şeyi bir kenara bırakarak ezber bozan, nadir yerlerden Kaputaş Plajı’nı keşfe çıkıyoruz. Bu denli farklı, doğa harikası, hala bakirliğini kaybetmemiş plajımız görülmesi gereken yerler listesinde olmazsa olmaz diyebiliriz.

Kaputaş Plajı Neden Bu Kadar Ünlü

Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili, Akdeniz iklimine sahip bir yarımadadan oluşmaktadır. Hal böyleyken deniz turizmi ülkede oldukça önemli bir yere sahiptir oluyor. Koylar, plajlar, sahiller havanın ısınmaya başlaması ile dolup taşıyor. Bunlar arasında Kaputaş Plajı da adından söz ettirmeyi başarmış ender yerler arasında göze çarpıyor.

Peki nedir Kaputaş’ ı bu kadar meşhur eden? Diğer plajlardan ayıran? Yanıtı elbette yazımızın içerisinde yer alıyor. Dilerseniz plajımızı şöyle bir keşfedip hem de sorularımızı yanıtlamış olalım.

İlk olarak bulunduğu konumun farklılığına değinelim. Kaputaş’ ı ayıran en önemli taraflarından bir tanesi diyebiliriz aslında. Dağların arasında, denize baka baka seyahat ettiğiniz bir anda yolun kenarında park halinde duran araçları görmeye başladıysanız, araçlarını metrelerce ötede bırakıp yol kenarında yürüyen insanları gördüyseniz dikkat! İşte orası Kaputaj Plajı diyebiliriz. Aracınızı, bulabildiğiniz en yakın yere park edin ve hazır olun.

Fotoğraflardaki O Yer

Evet, başlığımızda da söylediğimiz gibi, ünlülerin turkuaz mavisi denize karşı verdikleri pozların çekildiği yer burası, Kaputaş. Aracınızı bırakıp Kaptaş’ın girişine doğru yol almadan önce birkaç şey söylemek istiyoruz. Aracınızı plajın yakınlarına park edemeyeceğinizi var sayarak birkaç hatırlatmada bulunmamızda fayda var. Bunlardan ilki,

Araçtan inmeden önce plaj çantanızı yahut poşetinizi yanınıza almanız.
Çantanıza mutlaka su koyun. Plajda fiyatı biraz tuzlu gelebilir.
Denize girmeyi düşünüyorsanız terlik, mayo, güneş kremi, havlu almayı ihmal etmeyin.

Yukarıda bahsettiğimiz hususlar küçük ayrıntı gibi görünse de sıcak havada araç ile plaj arasında gidip gelmemenizi sağlayacak diyebiliriz. Kısacası, iyi ki dedirten cinsten bilgiler olduğu kanaatindeyiz.

Kaputaş Plajı’nda Neler Bulacaksınız

Kaputaş plajı’ nın sıradan plajlardan farklı olduğuna değinmiştik. Dilerseniz bu farklılıklara ve plaja şöyle bir göz atalım.

Plaj için ilk belirgin farkı söylemek gerekirse, bir kanyon ağzında bulunduğunu söyleyelim.
Bir taraftan denizde keyifle zaman geçirirken diğer yandan kanyon manzarasını seyretme şansı yakalıyorsunuz.
Aracınızı park edip plajın girişine geldiğinizde hiçbir ücret ödemiyorsunuz.
Plaj yolun aşağısında olduğu için seksen adet civarında mini bir merdiven yolculuğunuz oluyor. Ancak gözünüz korkmasın, manzaraya karşı basamakları nasıl indiğinizi anlamaya fırsatınızın olmayacağı gibi her adımda fotoğraf çekme arzunuz da kabaracak.
Plaja inerken sağ tarafınızda belediyeye ait olan şahane bir terasa sahip mini restoran yer alıyor. İster fastfood ister normal yemek çeşitleri seçeneğiniz var. Yer bulabilir de terasın denize bakan tarafında oturursanız ne kadar şanslı olduğunuzu düşünmeye hakkınız var.Gelsin pozlar, patlasin flaslar…

Denizden, çevreden bahsetmisken kanyon aktivitesini geçmek olmaz. Evet oldukça yüksek kanyonun iki tarafinda da iplere tutunan, tirmanmaya çalisan insanlari görmeniz olasi.

Özellikle de profesyonel tirmanicilar buralara sikça geliyor. Halatlarini sabitleyip kanyonun zirvesine kadar çikiyorlar. Bu spor dali ile ilgilenmeseniz dahi, macera severleri izlemek bile kalp atislarinizi hizlandirabilir.

Kaputas’ da Deniz ve Su
Turkuaz renginin suya yansimasini Kaputas’ da tüm çıplakligi ile görmek mümkün. Burasını görmeden önce fotograflarda abarti oldugunu düsünebilirsiniz. Fakat bu güzellige kadrajin yetmedigini geldiginizde anlayacaksiniz.
Deniz oldukça berrak ve temiz diyebiliriz. Gelgit etkisi burada fazla oldugundan çöpü, pisligi alip götürüyor. Dalgalar ögle saatlerinden sonra etkisini epeyce hissettiriyor. Iyi bir yüzücü olsaniz dahi Kaputas’ da çok fazla açilmayi denemeyin. Derinligi kisa mesafede kendini gösteriyor. Akdeniz’in genel özelligi olsa da burasi için ayrica dikkat (!) seklinde uyarimizi yapmis olalim.
Denize birkaç adim ilerleyebiliyorsunuz ancak yüzme konusunda fazla iyi degilseniz, dalga sizi hemen geldiginiz noktaya ativeriyor. Ege bölgesindeki yahut Akdeniz çevresindeki dalgali denizler akliniza geliyorsa unutun gitsin. Kaputas’i Kaputas yapan belki de en büyük özelligi denizinin kuvvetli dalgalara sahip olmasi denebilir. Yüzmekten çok eglenmek için denize giren sayisi epey fazla.
Denizde ilerlemek fazla mümkün olmuyor. Çok dikkatli olmazsaniz dalgalar sizi iç kesime çekebilir. Ayaginizin basmadigi yerlere kadar ilerlemeyin. Zaten içerisinde de kayalar, kaygan taslar var. Aman dikkat!
Plajda yeteri kadar şezlong mevcut. Ayrıca soyunma kabini de bulunuyor. Kalabalik oldugu zamanlarda yetersiz kalsa da genel olarak sayısı iyi denilebilir. Denizden çıktıktan sonra duş almanız için de alanlar mevcut. Kabinlerin karsı tarafinda ise lavabolar bulunuyor.
Akdeniz’ e göre deniz suyu soguk ancak girilmeyecek gibi degil. Havasi da oldukça serinletici, bunlarin en önemli nedeni ise kanyon agzinda bulunmasi denebilir.
Burasi Bahama Adalari, Miami, Phi Phi gibi denizleri dünyaca ünlü denizlerden pek farki yok. Turkuaz rengi, berrak, temiz sahane görüntüsü ile hayran kalacaksiniz.

Kaputas Plaji Nerede

Yol üstünde, kanyon ile plaj arasinda otoyolun bulundugu gizli, kuytuda kalmis sakli cennet diyebilecegimiz bir alanda konumlaniyor. Akdeniz Bölgesi’nde Antalya’nin Kas ilçesine yakin yerdedir. Aslinda Kas ile Kalkan ilçeleri arasinda kalan bölge desek daha dogru olacak. Kas ilçesine 20 kilometre, Kalkan ilçesine ise 7 kilometre mesafededir.

Kaputas Plaji’nda Konaklama

Böylesine güzel, serin bir yerden ayrilmak istemeyebilirsiniz. Bu isteginizde de oldukça haklisiniz. Ancak size üzücü bir haberimiz var. Kaputaj, konaklama için müsait bir alanda yer almiyor. Yol kenari plaji oldugundan konaklama yerleri bulunmuyor. En yakininda villalari ile ünlü Kalkan bulunuyor. Tatil için Kalkan’i seçtiyseniz Kaputas Plaji komsunuz demektir. Onun disinda günü birlik ziyaret edebileceginiz yerlerden.

Kiev gece hayatı

1KİEV İN EN İYİ BARLARI

Kiev, tarihi ve turistik yerleri yanında gece hayatı ile de meşhur olan bir şehirdir. Şehirde eğlencenin tavan yaptığı çok sayıda gece kulübü yer alıyor. Kiev’e gittiğinizde nerede eğlenmeliyim diye düşünüyorsanız bu gece kulüplerinden birini tercih ederek eğlencenin tadını çıkarabilirsiniz.

Kiev Ukrayna gezilecek yerler

Ukrayna’nın başkenti olan Kiev; vize almadan, pasaporta ihtiyaç duymadan gidebileceğiniz şehirlerden biridir. Avrupa’nın en eski şehirlerinden biri olma özelliğine de sahip olan Kiev; Ukraynalılar tarafından Kyiv olarak adlandırılmaktadır. Dnipro nehri yanında yer alan şehrin yapıları arasında 5. yy’dan kalma yapıların yanı sıra geleneksel mimariye sahip yapılar da yer alıyor. Ukrayna’nın en büyük şehri olan Kiev; gezilecek turistik yerlerinin yanında meşhur altın kubbeli kiliseleri, müzeleri, sanat galerileri, plajları, kumsalları ve gece hayatı ile turistleri büyüleyen bir şehir olma özelliğine de sahiptir. Geniş parklara ve caddelere sahip olan Kiev’de gezilmesi ve görülmesi gereken yerleri şu şekilde sıralayabiliriz.

Kreşatik Caddesi

Kiev halkının Bağımsızlık Meydanı olarak adlandırdıkları  Maidan Nezaleshnosti meydanı Kreşatik Caddesinde yer alıyor. Taksim Meydanı olarak düşünebileceğiniz Bağımsızlık Meydanı ülkenin geleceğine etki eden bir çok protestoya da ev sahipliği yapmış bir meydan. Bağımsızlık Meydan’ının yer aldığı Kreşatik caddesi 1.5 km uzunluğunda olan cadde boyunca kafelerin ve restoranların ye aldığı bir caddedir. Caddenin sonunda büyükçe bir havuz yer alıyor ve havuz etrafında oturup canlı müzik eşliğinde anın tadını çıkarabiliyorsunuz.

Aziz Sofya Katedrali

Unesco Dünya Mirasları Listesinde yer alan Aziz Sofya Katedrali 1000 yıllık bir tarihe sahiptir. Geçmişte Ortodokslar ve Katoliklerin ibadethane olarak kullandıkları bu katedral günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Altın kubbeli kilise olarak bilinen bu katedral günümüzde din adamlarının unvan törenlerinde, elçi karşılama, siyasi liderlerin onuruna yemekler verilen bir mekan olarak da kullanılmaktadır.

Andrevski Yokuşu

 Andrevski Yokuşu olarak adlandırılan bu yokuş geçmişte halk ile elit tabakanın yaşadığı yerleri birbirinden ayıran bir yokuştur. Arnavut kaldırımlarına sahip olan bu yokuş 1300’lü yıllarda inşa edilmiş, 1711 yılında genişletilerek at arabalarının geçebileceği genişliğe ulaşmıştır. Yokuşun üst bölümünde yer alan ve elit kesimin yaşadığı yer olarak bilinen Podil semtinde St. Andrevs Kilisesi de yer alıyor.

Mağaralar Manastırı

 1051 yılında inşa edilmiş olan orijinal adı  Pechersk Lavra, Türkçe ismi Mağaralar Manastırı Ortodokslar için çok önemli dini yapılardan biri. Klasik dini yapılardan ve mimarilerden farklı olarak kompleks bir yapılar bütünü olan Mağaralar Manastırı 18 adet farklı kiliseden meydana geliyor.  Kompleks içinde sadece dini yapılar ve kiliseler yer almıyor. Manastır içinde Mikro Minyatür Müzesi, freskli salon gibi farklı yüzyıllarda yapılmış olan yapılarda yer almaktadır. Mağaralar Manastırına girebilmek için turistik, öğrenci, tam biletler dışında manastırın tamamını gezebilmek için tüm bilet türlerinden birini almanız gerekiyor.

Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi

 2. Dünya Savaşı Müzesi olarak da bilinen Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi Kiev gezisinde mutlaka gezmeniz gereken yerler arasında yer alıyor. 1974 yılında açılan müze, devasa açık hava müzesi konseptine sahip. Müze içerisinde savaş dönemlerinde kullanılan savaş araç ve gereçleri, iç savaş sırasında tarafların kullandıkları silahlar, propaganda araç ve gereçleri, Ukrayna tarihinde yer alan askerlerin, devlet adamlarının kıyafetleri, günlük olarak kullandıkları eşyalar yer alıyor. Müze içerisinde yer alan kapalı müzede ise  etkileyici bir fotoğraf sergisi ile karşılaşıyorsunuz. Resmi belgelerin, madalyaların, yazışmaların, istihbarat mektuplarının yer aldığı kapalı müze  mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Açık hava müzesinin ortasında yer alan 102 metre yüksekliğindeki Anavatan Heykeli Sovyetler Birliğinin Hitler zaferi sonrasında diktirdiği bir anıt.

Altın Kapı ( Golden Gate )

11 yüzyılda Kiev prensliği tarafından yaptırılmış olan bu kapı zaman içinde yıkılmış olsa da 1982 yılında özgünlüğü korunarak aslına uygun bir şekilde restore edilmiş. Altın kapıdan geçerek Kiev Prensliğinin yaşamış olduğu şehrin kalıntılarını görebiliyorsunuz. Kiev gezisi sırasında mutlaka gezmeniz gereken yerler arasında yer alan Altın Kapı gezi güzergahınızda bulunan bir yer olduğu için ulaşım konusunda zorlanmıyorsunuz.

St. Michael Altın Kubbeli Katedral

 1113 yılında yapımı tamamlanmış olan Altın kubbeli katedral sahip olduğu mozaikler, freskler, tavan kalemleri ile göz kamaştırıyor. Baş melek Mikail’e adanmış bir anıta da ev sahipliği yapan Kiev barok tarzı mimariye sahip bir dini yapı olarak Kiev’de yer alan diğer dini yapılardan ayrılıyor. Kreşatik caddesinin sonunda yer alan bir dini yapı olması nedeniyle gezi güzergahına mutlaka eklemeniz gereken bir yer olan Altın Kubbeli Katedral’i gezdikten sonra Andrevski yokuşuna ulaşabiliyorsunuz.

Mariinsky Parkı ve Sarayı

1874 yılında inşa edilen park Rus İmparatoriçesinin yaptırmış olduğu ve  yönetim binası olarak kullandığı sarayın parkının aslına uygun olarak inşa edilmiş. Geniş ve büyük bir park olmasından dolayı bu alanı gezerken ginger kiralayabilir ve yorulmadan gezinizi tamamlayabilirsiniz.

Pirogovo Açık Hava Müzesi; Kiev 

şehir merkezinin dışında bir yerleri gezmek istiyorsanız köy yaşantısını tüm detayları ile görebileceğiniz Pirogovo Açık Hava Müzesi’ni gezebilirsiniz. 300 adet ahşap köy evinin yer aldığı ve 70000 parça eser ulunan açık hava müzesi yel değirmenleri ve çiftlikleri ile göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahip.

Kiev kalınacak yerler

Kiev gezisi planlıyorsanız kalacak yer olarak Kiev merkezde yer alan otelleri, pansiyonları, kalacağınız süre boyunca kiralık evlerden birini tercih edebilirsiniz. Gezi güzergahında yer alan oteller hem gezerken yorulduğunuzda size dinlenme imkanı veriyor hem de ekonomik olarak sizi yormuyor. Eğer Kiev’i gezmeye gidecekseniz 3 * 4 yıldızlı otellerden birini tercih ederek gezi bütçenizi daha ekonomik olarak kullanabilirsiniz.

 

Takip edin

164HayranlarBeğen
0TakipçilerTakip et
12TakipçilerTakip et
0AbonelerAbone ol

Kaçırma