Kaya içine veya yamaca doğru uzanan geniş kovuk. Yeraltı sularının tesiriyle, yer içinde meydana gelen büyük oyuklar şeklinde olanlarına yeraltı mağarası denir. Eğer su içinde teşekkül ederlerse, sualtı mağarası adını alırlar. Mağaralar görev ve yapılarına göre düden veya obruk diye tarif edilir
Yerüstü sularının kalker tabakalarına girişi ile yeraltında akarsular hasıl olur. Bu suların kayaları eritip aşındırması sonucu, yeraltı dehlizleri meydana gelir. Zamanla suların çekilmesi ile, genişlikleri yüzlerce metreyi bulan, uzunlukları ise kilometre ile ifade edilen mağaralar teşekkül eder.
Kayaların sertleşmesi esnasında meydana gelirse bunlara birinci grup mağaralar denir: Volkanik mağaralar, lav tüpleri, lav mağaraları, mercan mağaraları bu tip mağaralardır. Kayaların mekanik ve kimyasal aşınması sonucunda meydana gelirse bunlara da ikinci grup mağaralar ismi verilir: Erime mağaraları, deniz mağaraları, rüzgar mağaraları, kaya sığınakları, çöküntü mağaraları, buzul mağaraları, tektonik mağaraları ise bu gruba girmektedir.
Türkiye, arazi yapısı itibariyle küçüklü büyüklü birçok mağaraya sahiptir. Antalya bölgesinde Beldibi, Beltaşı, Karan Damlataş mağaraları, Kars, Hakkari ve Burdur’da İnsuyu, Silifke yakınlarında cennet ve Narlıkaya mağaraları, Elazığ (Harput, Keban), İstanbul (Yarımburgaz) bölgelerinin mağaraları önem arz eder.
Dünyada bilinen belli başlı mağaralar şunlardır: ABD’de Mammoth ve Carisbard mağaraları, bunlar 100 ve 50 km uzunluğundadır. İsviçre’de 62 km uzunluğunda Höll-Loch (Cehennem Ağzı) Mağarası, Avusturya’da 40 km uzunluğunda Eisriesen-Weit Mağarası, Fransa’da 17 km’lik Glaz Mağarası, Yugoslavya’da 20 km’lik Postoyna Mağarası.
Mağaralarda, arazi yapısına göre uçurumlar da bulunur. Fransa’daki Glaz Mağarasında 600 m’lik düzey farkı bulunmaktadır. Belçika’da Han Mağarasında Dome adlı oda 150 m uzunluğunda ve 129 m yüksekliğindedir.
Duvarlardaki kalker birikintilerinden, tabii süs olan, dikit ve sarkıtlar meydana gelir. Bu mağaralardan bir kısmı, turistleri çekmek için ıslah edilmektedir. Havalandırma ve elektrik tesisleri kurulmakta, hatta küçük elektrikli trenler dahi işletilmektedir.
Bazı mağaralar insanlar tarafından sun’i olarak yapılabilmektedir. Mesela; İstanbul surları inşa edilirken ihtiyaç duyulan taş ve kireçlerin yeraltından çıkartılması sonucu Yarımburgaz mağaralarının meydana geldiği, nitekim bunların Yarımburgaz’dan başlayarak sur içine kadar uzandığı bazı tarihçiler
tarafından ifade edilmektedir.
Mağaralarda araştırma yapılmasının teşvik edilmesi sonucu, “mağara ilmi” denen bir ilim dalı vücuda gelmiştir. Bu sahada, Avusturyalı Schidt, Müller, Hanke, Fransız Edward Alfred Martel, Cezayirli A. Belin isim yapmışlardır. ilim adamları, mağara hayvan ve bitkilerini, NBC silahlarına karşı mağaralardan faydalanma yollarını, soğuk hava deposu, santral, fabrika kurulabilme imkanlarını, yeraltı geçidi olarak kullanabilme durumlarını, sel baskınlarının mağaralara aktarılması imkanlarını, elektrik enerjisi üretimi gayesiyle yeraltı sularının toplanması konularında araştırmalar yapmakta ve araştırma sonuçlarının tatbik edilmesine çalışılmaktadır.
Yapılan araştırma ve kazılarda, mağara duvarlarında motif ve resimlerin bulunması, mağaraların yüzyıllarca insan ve hayvan barınağı olarak kullanıldığını delilli olarak değerlendirmektedir.
Dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak da kabul edilen mağaranın içinden küçük bir dere akmakta olup, mağaranın üzerinde tarihi bir kale bulunmaktadır.Mağaranın Yeri Çal Mağarası Trabzon İli Düzköy İlçesi’nin 5km. güneybatısında denizden1050m. Yüksekte Çal köy Beldesi içerisinde yer almaktadır. Mağara girişi, Çal köy’ünden Çayırbağı Beldesi’ne giden stabilize yolun 1.km’sinden Kulaklık deresi üzerinde bulunmaktadır. Mağaranın Şekli Çal Mağarası bir yer altı su kanalıdır. Mağaranın girişi, geniş olmakla birlikte içerisindeki genişlik sürekli değişmektedir. Tavan yükseklikleri kırık sistemlerine bağlı olarak büyük değişkenlik göstermektedir. Girişten sonra 200.m.’de iki kola ayrılmaktadır. Sola ayrılan kol yaklaşık 150 m. Uzunluktadır. Bu kolun sonundaki odada dolinden gelen suyun aktığı bir baca vardır. Sağ kolun ulaşılabilen kısmı yaklaşık 400 m.’dir. Bu kolun yaklaşık 60.m.sinde küçük bir göl ve çağlayan yer almaktadır.
Mağaranın Su Varlığı
Mağaranın içindeki yer altı nehrinin taşıdığı su mevsimsel olarak değişmektedir. Yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği 50 cm.’ye kadar yükselirken, yaz aylarında bu seviye 25-30 cm.’ye kadar düşmektedir.
Mağaranın Havası
Mağaranın içinde, dış atmosfere dolinlerle olan irtibat nedeniyle, rahat bir hava hareketi vardır. Girişte kuru olan mağara atmosferinin nemi, iç kısımlarda bir miktar artmaktadır
Mağaranın Bugünkü Durumu
Çal Mağarası 2000 yılında Trabzon İl Özel İdaresi tarafından çeşitli düzenlemeler yapılarak turizme açılmıştır. 2003 yılında halkın ziyaretine açık hale getirilmiştir.
Mağara Ve Yakın Çevresinin Jeolojisi
Çalışma alanının en yaslı birimi tortul birimlerle ardalanmis bazaltik, andezitik, dastitik lav ve piroklastlardan oluşan Kretase yasli Düzköy formasyonudur. Bu birim üzerine masif kireçtaşlarından oluşan Üst Kretase-Paleosen geçisli Tonya formasyonunun Şahinkaya üyesi uyumlu olarak gelir. İnceleme alanının en genç birimini tortul birimlerle ardalanmis andezit, bazalt ve piroklastlarindan oluşan Eosen yasli Foldere formasyonu oluşturur. Bu birim uyumsuz olarak alttaki birimleri üstlenmektedir
Mağaranın Olusumu
Çal Mağarası kireçtaşları içindeki kirik (çatlak-fay) sistemlerine bağlı olarak gelişmiştir. Mağaranın oluşumuna neden olan ana fay NE-SW istikametindedir. Bunu kesen ikincil faylar ise NW-SE yönünde uzanırlar. Mağara bugünkü sekline iki aşamada ulaşmıştır. Birinci aşamada yüzeyden sızan sular toprak zorunda ki CO2’yi bünyesine katarak asidik karakter kazanmaları sonucunda kireçtaşını daha fazla çözerek kırıkları genişletmiş ve bir yer altı su kanalı oluşmasını sağlamışlardır. İkinci aşamada ise bölgesel yükselmeye bağlı olarak mağara gelişimini sağlayan su akimi azalmış ve mağaranın gelişimi durmuştur. Bu dönemde başlangıçta daha yukarı kotlardaki düdenlerle bağlantılı olan su kanallarından sızan sular, yer yer sarkıt ve dikitleri oluşturmaya başlamıştır.
Dim mağarası 1.649 metre yüksekliğindeki Cebel-i Reis dağının yamacında, Alanya’nın 12 kilometre doğusunda yer alır. Mağara 1998 yılında ziyarete açılmıştır ve Türkiye’nin ikinci büyük mağarasıdır. 1 milyon yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Mağara iki bölümden oluşmaktadır, biri 50 metre diğeri 360 metre uzunluğunda olan iki koridordan patika yolu ile mağaranın derinliklerine ulaşmaktayız. 360 metre lik koridorun sonunda küçük bir göl hayranlık uyandırıyor. Işıklandırma sayesinde dikit ve sarkıtlar ziyaretçiler için muazzam bir manzara ve keyifli bir gezi sağlamaktır.
DİM mağarasını 2007 de görme fırsatım olmuştu, gerçektende içinde kaybolacağınız kadar büyük ve size eşsiz güzellikler sunan bir mağara. Bu mağaranın bir diğer güzel yanıda hemen altında bulunan Dim çayının buz gibi sularında yüzme imkanınız olması. Dim çayı üzerine birçok restaruran kurulmuş ve bir çok restaurantın küçük aqua parkı bulunmakta. Bu restaruranlarda lezzetli yemekleri yedikten sonra buz gibi sularda yüzmenin keyfini çıkarabilirsiniz. Su tertemiz akıyor , manzarayı söylemeye gerek bile yok, fiyatlarda oldukça makul durumda. Dileyen arkadaşlar işe biraz heyecan kapmak isterlerse Alanya Merkezden ATV kiralayıp buraya ATV ile gelmelerini tavsiye ederim.
Antalya’nın 30 km. kuzeybatısında eski Antalya-Burdur karayoluna 5-6 km. uzaklıkta bulunan Yağca Köyü sınırları içinde bulunur.
Özellikleri: Türkiye’nin en büyük doğal mağaraları arasında yer alan Karain mağarası, önünde bulunan traverten ovasından 150 m., denizden ise 430-450 m. yüksekliktedir.
İnsanlık tarihinin başlangıcındaki süreç içinde mağara, alt Yontmataştan başlayarak, orta ve üst Yontmataş evreleri, Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç gibi Protohistorik Çağlarda ve Klasik Çağda insanlar tarafından sürekli bir biçimde iskan edilmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak da yaklaşık 11 m. yi bulan kalın bir kültür dolgusu içermektedir. Ancak mağaranın en uzun süren ve en önemli iskanı Paleolitik (Yontmataş Çağı) ile ilgilidir.
Klasik dönemlerdeki kullanım daha çok Adak Mağara (tapınak) niteliğinde olup, mağara alnı ve dış duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır. Karain Mağarasında yapılan kazalarda elde edilen arkeolojik buluntular, Antalya Müzesi
Batı Toros Dağları’nın Göller Bölgesi’nde ve Burdur-Antalya karayolunun güneydoğusunda deniz seviyesinde 1200 m. yükseklikte yer alan İnsuyu Mağarası, Burdur şehir merkezine 11 km uzaklıkta bulunmaktadır. Mağara, 597 metre uzunluğuyla hayal dünyasına açılan bir pencere gibidir. Mağara içinde temiz ve serin bir hava bulunmaktadır.
Mağara ilk kez mağarabilimci jeolog Dr. Temuçin AYGEN tarafından bulumuş ve dönemin Valisi Vefik KİTAPÇIGİL’in çabalarıyla 1966 yılında turizme açılmıştır. Mağara civarında İl Özel İdaresi tarafından kurulmuş bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Mağaranın işletmesi, “Burdur İli İnsuyu Mağarası Tesisleri Koruma ve Yaşatma Birliği” tarafından yürütülmektedir.
İnsuyu Mağarası’nın gezilebilen uzunluğu 525 m’dir. Kalker tortulanmalarından türlü şekil ve yapıda meydana gelen sarkıt ve dikitlerin, yaklaşık 10-15 bin yılda, suyla erimesi ve aşınması sonucu oluşmuş bir doğa harikasıdır. Mağarada etkileyici güzellikte sarkıt, dikit ve sütunların yanı sıra değişik boyutlarda 9 adet gölcük yer almaktadır. Bunlardan “Büyük Göl” adıyla anılan göl 512 m2’lik alanıyla, Türkiye’nin en büyük yeraltı gölüdür.
Yeraltı dereleri ve gölleriyle gerek ülkemizin gerekse Burdur İli’in ulusal ve uluslararası turizm pazarında en etkili turistik ürünü ve çekim kaynağı olan İnsuyu Mağarası, maalesef bu özelliğini son yıllarda büyük ölçüde kaybetmeye başlamıştır. Uzun yıllar yerli ve yabancı ziyaretçilerinin ilgi odağı olan ve uğuruna inanıp madeni para attıkları “Dilek Gölü” ve “Gazlı Göl” son yıllarda kurumuş, yaklaşık 20 m derinliği olan ve 80’li yıllara kadar üzerinde sandalla gezilebilin “Büyük Göl” ise seviyesinin yarısından fazlasını kaybedip üç küçük göle dönüşmüştür.
Burdur Belediyesi tarafından, her yıl geleneksel hale gelen ve İnsuyu Mağarası’nın tanıtımını esas alan bir festival düzenlenmektedir. Burdur’un tarım ve sanayi ürünlerini, kültürel ve folklorik özelliklerini tanıtması bakımından, İnsuyu festivali bir fuar özelliği taşımaktadır.
İstanbul il merkezinin yaklaşık 22 km kuzeybatısında, Altınşehir’in 1 km kuzeyinde bulunan Yarımburgaz Mağaraları, güneyindeki Küçükçekmece Gölü’nün kuzey sahilinde 1.5 km kadar uzakta. Mağaraya Halkalı-Altınşehir’den gelen karayolu ile ulaşmak çok kolay.
Antik çağlarda İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden olduğu belirlenen Yarımburgaz Mağaraları’nda, bugüne dek birçok ulusal ve uluslararası kazı yapıldı ve 2001 yılında 1. Derece Arkeolojik-Doğal Sit Alanı ilan edildi.
Yarımburgaz Mağarası Eosen kökenli kalker oluşumlu bir kayalık tepenin Sazlıdere’ye bakan batı yamacında; yeraltı suyunun aşındırması ile açılmış; birbirinden farklı kotlarda ayrı ayrı ağızları olan; birbiri ile bağlantılı; farklı biçim ve büyüklükte iki bölümden oluşmuştur. Marmara Denizi’nden yaklaşık olarak 11-18 m yüksektedir. Kabaca kuzeydoğu-güneydoğu istikametinde uzanan bu bölümlerden kot olarak yukarıda yer alanı (Yukarı Mağara/B Galerisi); yaklaşık 15×52 m boyutlarında günümüzde 10 m yüksekliğinde büyük bir hol (boşluk) görünümündedir. Bu mağara olasılıkla Bizans döneminde yer yer düzeltilerek kilise olarak kullanılmıştır. Duvarlarındaki hatıl deliklerinden içinde üstü kiremitle örtülü çekme katın yapıldığı da anlaşılmaktadır. Bu kilisenin mağaranın dışındaki manastır yapısı ile ilgili olduğu kesindir. Yukarı mağaradan; alttaki galeri biçiminde başlayan daha sonra kayalığın derinliklerine doğru tünel görünümünde; menderesler çizerek; yer yer geniş salonlarla devam eden alt bölüme (Aşağı Mağara/A Galerisi) ağız kısmına yakın bir yerde bir rampa ile geçilmektedir. Yukarı mağaranın hemen körlenmesine karşıt aşağı mağara yaklaşık olarak 600 m kadar devam etmektedir. Aşağı mağarada ağızdan yaklaşık 240 m uzakta meydana gelen çatallaşmadan sonra sağdaki kol soldakine nazaran daha fazla uzayarak en sonda genişce bir dehlizden sonra takip edilemeyecek kadar daralmaktadır. Mağaranın oluşumunun izlerini; kayalığın dışında doğu tarafında Sazlıdere’ye dik bir vadinin varlığıyla açıklamak mümkün olmaktadır. Olasılıkla bu çökelmiş vadi Alt Paleolitik Çağ’da aşağı mağaranın bir uzantısı olmalıdır. Yarımburgaz Mağarası’nda yapılan kazılarda aşağı mağarada ana kayaya yalnız ağız kısmında ulaşılmış; iç kısımda inilemediği için mağaranın gerçek yüksekliği saptanamamıştır. Paleolitik çağlarda mağaranın çevre şartlarının günümüzden çok farklı olduğu tahmin edilmektedir.
Yeri: Antalya, Alanya İlçesi
Alanya şehir içinde ve deniz kıyısında bulunmaktadır. Merkeze 3 km. dir.
Özellikleri: Toplam Uzunluğu 30 m. olan mağara kuru, yatay mağara tipindedir. 200 m’.lik bir alanı kaplamaktadır. Çok sayıda sarkıt ve dikitin eşsiz bir görüntü verdiği mağara 15 m. yüksekliktedir. Karbondioksit gazı, yüksek ölçüde nem, düşük ısı ve radyoaktif havasıyla astım hastaları için son derece yararlıdır. Bu nedenle astım hastaları mağaranın en yoğun ziyaretçi gruplarını oluştururlar. Mağaradaki sarkıt ve dikitlerin İ.Ö. 20.000-15.000 yılları arasında meydana geldiği sanılmaktadır.
Akseki İlçesine bağlı Ürünlü köyünün doğusunda derin ve sarp Manavgat Vadisinin batı yamacında bulunur. Köyden mağaraya ancak bir saatlik yürüyüşle gidilebilir.
Özellikleri: Toplam uzunluğu 2500 m. olan mağaranın girişe göre en yüksek noktası +101 m. dir. Yatay ve kısmen aktif mağaradır. Mağaranın alt ve orta seviyesinin zaman zaman aktif olması nedeniyle kurak mevsimlerde de büyük ölçüde göletler oluşmaktadır. Üst seviye devamlı kurudur. Mağara havası çok rutubetli ve ortalama ısısı 16-18ºC civarındadır. İçeride dikkati çekecek hayvan topluluklarına rastlanmamıştır.
Altınbeşik Mağarası Türkiye’nin en güzel mağaralarından biridir. Çevrenin karstik topoğrafyası ve çam ormanları güzel manzara oluştururlar. Mağara çok uzun ve büyük bir yeraltı sisteminin çıkış ucunda bulunmaktadır. Kızılova, Kambos ve Söbücesuyunu çeken bu büyük sistem, Oruç Düdeni Mağarası altında Altınbeşik – Düdensuyu Mağarasında son bulur. Böylece bu büyük yeraltı su sistemi, kuş uçuşu 100 km.den fazla uzunluğu ile, dünyadaki en uzun ve büyük karst sistemlerinden biridir.
Aktivitesinin tamamen yitirmiş olan üst seviyede büyük kaya blokları dikkati çeker. Bunun yanında sarkıt ve dikitler vardır. Mağaranın girişinden itibaren ilk 200 m. mağaranın alt seviyesini oluşturur ve devamlı sular altındadır. Alt seviyenin bitiminde 40 m. lik dik bir çıkışı vardır. Bu çıkış ve bitişik duvarlar beyaz renkli kalın travertenlerle kaplıdır, mağaranın en güzel bölümünü oluşturur.
Türkiyenin en uzun 3.mağarası olan Kızılelma mağarası Zonguldak’a bağlı Ayiçi Mahallesi’nde bulunur. Kilimli’nin 7-8 km güneydoğusunda konumlanmaktadır. Mağaraya en kolay olarak Zonguldak- Kilimli-Gelik-Ayiçi yolu takip edilerek ulaşılır.
Toplam 6630 metre uzunluğunda girişe göre 114 metre derinliğinde bulunan mağara, değişik özellik ve görünüme sahip olan yan kol ve ana galeriden meydana gelmiştir. Bu bölümler her renkten damlataşlar ile ( sarkıt, dikit, sütun, perde ve bayrak damlataşları, makarna ve eksantrik damlataş havuzu) süslenmiştir.Ayrıca yer altı deresi ve gölleri mağaraya değişik bir görünüm vermektedir. Mağaranın girişe yakın fosil bölümlerinde tek tek yaşayan cüce yarasalar vardır.
Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı Sarpdere köyünün sınırları içersindedir. Köyün 5-6 km güneybatısındadır. Mağaraya kuzeyden Kırklareli-Dereköy-Sarpdere, Kırklareli-Üsküp-Çukurpınar-Sarpdere veya güneyden de Vize-Poyralı-Demirköy-Balaban-Sarpdere yollarıyla gidilebilir.
Birbirine bağlı iki kat ve gelişim özellikleri farklı üç mağaradan oluşan Dupnisa Mağara sisteminin toplam uzunluğu 2750 metredir. 70 metrelik bir yükselti içinde gelişen bu mağaraların hidrolojik özellikleri, gelişim dönemleri, damlataş çökelleri birbirinden son derece faklıdır. Birbirine tezat üç mağaranın üst üste bulunması son derece ilginçtir. Üstte yer alan kuru mağara, damlataş birikimi yönünden son derece zengindir. Özellikle sarkıt, dikit, sütun ve duvar damlataşları büyük boyutlara ulaşmıştır. Buna karşılık altta bulanan Dupnisa mağarası , içindeki yer altı deresi ve gölleriyle saçaklar şeklinde göllerin üzerine inen duvar ve perde damlataşları mağarayı daha cazip bir hale getirmiştir.
Daha Büyük Görüntüle
Benimde memleketim olduğu için Her yaz Dupnisa mağarasına giderim. Dupnisa mağarası kış mevsiminde genelde kapalı olur. Istıranca ormanlarının göbeğinde olan mağaranın önünde piknik yapabilirsiniz. Erken giderseniz belki şansınıza boş piknik masası bile bulma imkanınız var. Mağara önü kalabalık geldiyse Mağaraya gelmeden 2km uzaklıkta üzerinden geçtiğiniz çay kenarındada pikniğinizi yapabilir, balık tutmaktan anlayanlar balık tutma girişiminde bulunabilirler.
JAPONYADA SİZİ ŞAŞIRTACAK 8 ŞEY Japonyaya gitmeden önce sadece oranın muhteşem yemek kültürünü , sayısız…
Ağrı Dağı Ağrı Dağı yüzyıllardır birçok insan için Türkiye topraklarındaki en ulaşılmaz ve zor konumlardan…
TÜRKİYE`DE DAĞCILIĞIN GELİŞİMİ Türkiye'de Dağcılık geçtiğimiz yüzyıl içerisinde başlamıştır. İlk olarak Dağcılık aktivitelerini Türklerden ziyade…
Alaçatı Gezilecek Yerler Rehberi Alaçatı bildiğiniz gibi Türkiye'nin en güzel tatil beldelerinden birisi konumunda. Özellikle…
Doğu Ekspresi Turu Sosyal medya sayesinde çok meşhur olan ve herkes tarafından çok merak edilen…
MARMARİS VE ÇEVRESİNDEKİ EN GÜZEL 10 PLAJ Marmaris Muğla il sınırları içinde kalan Türkiye’nin en…
View Comments
Everything is very open with a very clear explanation of the challenges.
It was definitely informative. Your site is very helpful.
Thanks for sharing!
Link exchange is nothing else except it is just placing the other person's web site link on your page at suitable place and other person will also do
similar for you.
Hello it's me, I am also visiting this web page daily, this website
is truly good and the users are truly sharing good thoughts.
Just want to say your article is as surprising.
The clarity in your post is simply great and i could assume you're an expert on this subject.
Well with your permission let me to grab your feed to keep updated
with forthcoming post. Thanks a million and please continue the enjoyable work.
Nice blog here! Also your web site loads up very fast! What host are you
using? Can I get your affiliate link to your host?
I wish my website loaded up as quickly as yours lol
This is a great tip especially to those fresh to the blogosphere.
Brief but very precise info… Thank you for sharing this one.
A must read article!
Wow that was unusual. I just wrote an very long comment but after I clicked
submit my comment didn't show up. Grrrr... well I'm not
writing all that over again. Anyways, just wanted to say superb blog!
We are a group of volunteers and opening a new scheme
in our community. Your website offered us with valuable
info to work on. You have done a formidable job and our whole
community will be thankful to you.
I really like your blog.. very nice colors & theme. Did you design this website yourself or did
you hire someone to do it for you? Plz answer back as I'm looking to design my own blog and
would like to find out where u got this from.
thanks
First off I want to say awesome blog! I had a quick question that I'd like
to ask if you don't mind. I was curious to find out how you center
yourself and clear your mind prior to writing.
I have had a difficult time clearing my thoughts in getting my thoughts out.
I truly do enjoy writing but it just seems like the first 10 to 15 minutes are lost just trying to figure out how to begin. Any
suggestions or hints? Cheers!