28 Haziran 2011 Salı Günü, Paris’te yapılan UNESCO Dünya Mirası Komitesi toplantısında Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi’nin Dünya Mirası Listesi’ne adaylığını değerlendirdi ve komite oybirliğiyle Selimiye Camii ve Külliyesi’nin Dünya Mirası Listesine girmesine karar verdi.
Sultan III Murat (1574-1595) camiye gelir getirmesi için Mimar Davut Ağa’ya yaptırmıştır Yapı topluluğunun dış avlusunun batı kenarı boyunca uzanan arasta, arazinin batıya doğru eğimli olduğundan ötürü avlu zemininden 5 metre daha aşağıdadır.Avludan buraya iki merdivenle inilmektedir.
Bir imparatorluğa başkentlik yapmış Edirne´de bir çok tarihi eser bulunur. Selimiye camiinden başka başlıca tarihi camiler şu şekildedir;
ESKİ CAMİ: Selimiyenin hemen karşısında, şehir merkezinde bulunur eski cami.Edirne’de zamanımıza ulaşmış ilk orjinal abidevi yapı olarak da bilinir. Caminin yan kapısı üzerindeki kitâbeye göre mimarı Konyalı Hacı Alâaddin, kalfası ise Ömer ibn-i İbrahim’dir. Caminin, kuzey ve kuzeydoğu kısımlarında birer minaresi bulunur.Osmanlı tarihinde Fetret Devri diye anılan dönemde Süleyman Çelebi tarafından 1403 yılında inşaasına başlandı. I. Mehmed tarafından 1414’te tamamlandı. Osmanlı padişahlarından II. Ahmed ve II. Mustafa’ya bu camide kılıç kuşanma törenleri yapıldı. 1749 yılında yangından, 1752’de ise depremden zarar gören cami; I. Mahmud döneminde onarıldı. Cumhuriyetin kuruluşunun ardından, 1924-1934 yıllarında tekrardan restorasyona uğradı.
ÜÇ ŞEREFELİ CAMİ: Şehir merkezinde bulunan bu cami 1443-1447 arasında, Sultan II.Murat yaptırmıştır. Cami Osmanlı sanatında erken ile Klasik dönem uslübu arasında yer alır. Burada,ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır. 24 m. çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar payesi olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanlarda daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak, enine dikdörtgen bir yapıdır. Böylece enine gelişen mekana ulaşılmak istenmiştir. Bu planı Mimar Sinan İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimiyle uygulamıştır. Ayrıca, Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu Camide kullanılmıştır. Avlunun dört köşelerine minareler yerleştirilmiştir.Üç Şerefeli Cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü olan anıtsal bir yapıdır. Basamaklı üç kapıdan girilen avlunun Sütunları, serpantinli breş,granit ve mermerdendir. Avlu pencerelerinden ikisinin alınlıkları çini süslemedir. Lacivert ve ak renkli çiniler, bitkisel kıvrık dal bordürü ile çevrilidir. Burada Sultan II.Murat’ın adı geçmektedir. Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri, Osmanlı Camileri’ndeki en eski örneklerdir. Camiye adını veren üç şerefeli anıtsal minare, 67.62 m. yüksekliğindedir. Her şerefeye ayrı yollardan çıkılması ilginçtir. Minare gölgesi kırmızı kaştan zikzaklar ve ak karelerle devinim kazanmıştır. Kaidesinde Bursa Kemerli sağır nişler vardır.
NE YENİR hemen tahmis meydanına gelin ve şimdiye kadar birçok yerde duyduğunuz o meşhur Edirne ciğeri ile ödüllendirin kendinizi, Edirnede bir çok ciğerci olmasına rağmen Ciğerci Aydın diğerlerinden bir adım öne çıkmıştır Tahmis meydanında bulunan Ciğerci Aydına geldiğinizi önündeki kuyruktan anlarsınız. Burası dar uzun bir salondan oluşan küçük bir işletme ve başka şubeleride yok, servis mükemmel ve oldukça hızlı. Kişi başı 10tl ye kendinize güzel bir ziyafet çekebilirsiniz.
Tabiki ciğer yemeye mecbur değilsiniz herkes ciğer yemeyebilir, ciğer sevmeyenler yine tahmis meydanında hemen Aydının karşısında Kırkpınar Lokantasına girsinler, burası oldukça şık dizayn edilmiş 3 katlı bir yer. İçerisi ferah geniş, Girişte kasap reyonundan ne tür et istiyorsanız kendiniz seçip ızgaraya atırıyorsunuz etinizi, etin yanında ciğerde bulmanız mümkün burada.
Unutmadan şunuda belirteyim canınız işkembe corbası çekerse benim en favori yerim olan Köfteci TAŞKIN ı mutlaka gidin. Tahmis meydanına inişte Antik parkın karşısında bulunan 10 metrekarelik bu iki masalık dükkan çok uzun yıllardan beri işkembe çorbası, kuru fasülye ve köfte yapmakta. Şunu kesinlikle söyleyebilirim Türkiyenin başka hiç bir yerinde bu adamın çorbasından daha güzelini bulamazsınız. Ama erken davranın çoğu zaman işkembe öğlene kalmaz biter.
Kırkpınar zamanı gelirseniz bu caddede birçok etkinliğe rastayabilirsiniz, özellikle gece ünlü sanatçıların konserleri burada olmaktadır. Kırkpınar Yağlı Güreşleri, geleneksel Türk yağlı güreş turnuvası. Her sene Haziran ayı sonu ila Temmuz ayı başında Edirne’de düzenlenir. Pehlivanlar üç gün süresince er meydanında mücadele ederler. Son gün yapılan finallerde her boyun (kategorinin) birinci, ikinci ve üçüncüleri belirlenir. Bunlardan en önemlisi başpehlivandır. Güreşler esnasında Kırkpınar Festivali düzenlenir ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir.
Kırkpınar zamanı Akşam saatlerine yakın saraçlar caddesinde Belediye Bandosu öncülüğünde, arkasında Kırkpınar davulcuları ve birçok Balkan ülkelerinden gelen kafilelerle birlikte Edirne stadı istikametine geçit töreni düzenlenir, Stada varınca her ülkenin gençleri kendi foklorlerini bizlere sergilerler, Kırkpınar zamanı kaçırılmaması gereken bir etkinlik.
Aslında Kırkpınar, Edirne’yi Ortaköy’e bağlayan 35 kilometrelik yolun üzerinde, Simavina (Samona) ile Sarı Hızır Köyleri arasında bulunan ve Balkan Savaşından sonra Yunanistan sınırlarında kalan Nazif Ağa tarlası da denilen çimenlik bir yerin adıdır. Bu alanın bir tarafı Topçu Ali Ağa’nın tarlası, bir tarafı çayırlık, bir tarafı Tikio’lu Recep Ağanın tarlası, bir tarafı Çilingiroğlu’nun sebze bahçesi ve bir tarafı da Kırklar çeşmesidir.
Güreşler, 1923 yılından itibaren Edirne’nin “Sarayiçi” denilen yöresinde yapılmaya başlanmıştır. Yağlı güreşin en önemli öğelerinden olan davul ve zurnada Kırkpınar’a has bir melodi bulunmaktadır. Yağlı güreşlere çalacak olan müzisyenlerin güreş ezgilerini çok iyi bilmeleri, güreşin gidişatına göre müziğin ritmini ayarlamaları gerekmektedir.
Kırkpınar güreşlerinin en temel öğelerinden biri ağalık müessesesidir. Önceleri pehlivanları güreşe çağıran, yarışmaları düzenleyen, gelen konukları ağırlayan, yemek ve yatacak yerlerini temin eden, örf ve adetlere uygun olarak güreşlerin yapılmasını sağlayan, ödüller veren Kırkpınar Ağaları idi… Ancak şimdi “Kırkpınar Ağası”, saydığımız bu faaliyetlerin hepsini karşılayamadığından ve bir etkinlik çerçevesine toplandığından, masrafların büyük bir çoğunluğu Belediyelerce karşılanmaktadır. 2013 yılında 652. si yapılan güreşler tam bir panayır havasında Edirneye renk katmaktadır.
Geldik ermeydanına; resimde gördüğünüz yer Sarayiçinin ön girişidir ve arka planda Adalet Kasrı gözükmektedir. Aslında Sarayiçi bir ada şeklindedir Bir yanında Tunca Nehri, diğer yanında yine tuncanın bir kolu olan İki akarsu tarafından çevrelenmiştir. Sarayiçine giriş önden Sarayiçi köprüsü vasıtasıyla,arkadan ise Fatih köprüsü vasıtasıyla sağlanmaktadır.
SARAYİÇİ KÖPRÜSÜ: Kanuni Sultan Süleyman devrinde inşa edilmiştir. Sarayiçi semtini Edirne’ye bağlayan güzel bir köprüdür.Kanuni Köprüsü 1553-1554 yıllarında yapılmıştır. 60 metre uzunluğunda olup, açıklıkları 9.75 metre, köprü yolu genişliği 4,5. metredir.Dört gözlüdür. Düzgün köşe planlı, başlık kısmı piramit şeklindedir. Köprü gözleri orta ayağın sağ ve solunda yer alır. Ayaklarda boşaltma gözleri yoktur. 1902 yılında selde zarar gören köprü o dönemde; son olarak ise 1990 yılında onarılmıştır.Sarayiçi denilen bölgeyi ve Tunca Adasını şehre bağlayan bu köprüye halk arasında Saray Köprüsü denir.Bazı kitaplarda Sultan Süleyman Köprüsü olarak anılan yapı Mimar Sinan’ın şaheserleri arasında sayılır.
Fatih Sultan Mehmet devrinde 1452’de yaptırılmış taş bir köprüdür. Tunca Adasından bu köprüyle çıkılır. Tunca’nın Fatih Köprüsü yakınları ve Adalet, Bostancıbaşı ile İftar Kasırları arasından geçen kolu boyunca kesme taştan yapılma rıhtımlar ilgi çekicidir.Tunca ve Meriç Nehri etrafına sıralanmış 450 kadar olduğu söylenen köşklere adına zevrak denilen büyüklü küçüklü sandallarla gidilir ve bu rıhtımlar kullanılırdı.
Adalet Kasrını görmektesiniz, Kanuni’nin kanunlarını burada yazdırdığı söylenir. Kasrın önünde iki taş vardır. Bunlardan sağdaki, seng-i arz, halkın dilekçelerini değerlendirilmek için üzerine bıraktığı taştı. Soldaki, seng-i ibrette ise ölüm cezasına çarptırılanların kelleleri sergilenirdi. Günümüzde Edirne Müzesi Müdürlüğüne ait bir yapı olup, zaman zaman resim sergileri açılmaktadır.
Meriç Köprüsü : Mecidiye Köprüsü veya diğer adıyla Meriç Köprüsü; Bu köprünün yapımı 1832 yılında Edirne’yi ziyaret eden Sultan II.Mahmut’un emriyle gündeme gelmiştir. O yıllarda burada ahşap bir köprü bulunmaktaymış. Köprünün yapımı bütçe sıkıntıları nedeniyle 1842’de Abdülmecit zamanında yapımına başlanmış ve 1847’de bitirilmiş köprüdür.Edirne – Karaağaç yolunda, Meriç Nehri üzerinde yer alır. 263 metre uzunluk, 7 metre genişlikte, 13 ayak üzerinde 12 sivri kemerli olup yanlara doğru eğimli özellikler taşımaktadır. Mermer yazıtlı köşkü olan köprünün kubbesinde daha önceleri güneş motifi olduğu bilinmektedir.Bitiminde köprüye konulan kitabe, Yunan İşgali döneminde işgalciler tarafından söktürülmüştür. Edirne’nin en yeni Osmanlı yapısı köprüsüdür. 12 kemerli olup, güzel bir görünüşü vardır. Günbatımının dünyada en güzel izlenebildiği noktalardan olduğu söylenir.
Tunca Köprüsü: Edirne’de Tunca Nehri üzerindeki Edirne’nin Karaağaç ile bağlantısını sağlayan köprüyü Sultan II.Mehmet zamanında defterdarlık görevinde bulunmuş olan Ekmekçizade Ahmet Paşa 1608-1615 yıllarında yaptırmıştır. Köprünün mimarı İstanbul’da Sultanahmet Camisi’ni de yapmış olan Sedefkâr Mehmet Ağa’dır.
Meriç Köprüsünü geçktikten sonra iki yanı ağaçlarla kaplı taş yoldan 1km kadar devam ederseniz Karaağaç a ulaşırsınız. Bu ismi eminim herkes tarih kitaplarında duymuştur. Ayrıca bu yol üzerinde Kent orman piknik alanıda bulunmaktadır, bunun yanında bir çok kahvaltı edebileceğiniz yerler vardır.
Karaağaç Tren İstasyonu Mimar Kemalettin Bey’in “Şark Demiryolları Şirketi” adına tasarladığı dört tren istasyonundan birisidir. Mimar Kemalettin Bey’in tasarımını yaptığı diğer istasyon yapıları arasında Filibe Garı, Selanik Garı ve Sofya Garı bulunmaktadır. Bunlardan Selanik Garı’nın yalnızca temelleri atılabilmiş, Sofya Garı II.Meşrutiyetten önce tamamlanmıştır.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra demiryolunun 337 km.lik bir bölümü Türk toprakları içerisinde kalmıştır. Bunun için de karaağaç Tren istasyonuna İstanbul’dan ulaşabilmek için Yunan sınırından geçme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Türk sınırı içerisinden geçen yeni bir demiryolu yaptırınca da Karaağaç tren İstasyonu önemini yitirmiş ve terk edilmiştir. 1974 Kıbrıs harekâtı sırasında istasyon bir süre ileri karakol görevini üstlenmiş ve daha sonra da Trakya Üniversitesi’ne verilmiştir. Bu istasyon binası bugün Trakya Üniversitesi rektörlük binası olarak kullanılmaktadır. Edirne için son derece önemli olan Lozan Antlaşmasını simgeleyen bir anıt ve bir de müze üniversite tarafından tren istasyon binasının yanına yapılmıştır.
Lozan Antlaşması’yla Yunanistan’dan savaş tazminatı olarak alınan Edirne’nin Karaağaç yöresinde Trakya Üniversitesi Rektörlüğünce yaptırılmıştır. Yunanistan sınırına yaklaşık 3 km mesafede olan anıt Yunanistan’dan da görülebilinmektedir. 36,32 ve 17 metre yüksekliğindeki üç sütun ile barışı simgeleyen kadın heykelinden oluşan anıttaki 32 ve 17 metre yüksekliğindeki sütunlar arasına yerleştirilen kadın heykeli Mimar Sinan Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Tamer Başoğlu tarafından yapılmıştır. Burada aynı zamanda Lozan Meydanı ve Lozan Müzesi’de yer alır.
Yünanistan´a geçmek isteyenler Rektörlükten sonra 3km daha giderek Pazarkule sınır kapısına ulaşabilirlir, yeşil pasaportu olanlar vize almadan geçibilir. Ayrıca burası Arda nehri ile Meriç nehrinin birbiriyle buluştuğu noktarı ancak askeri bölge olduğu için göremezsiniz, bu noktadan öte Meriç nehri Türkiye sınırını belirlemektedir. Hal böyle oluncada bu noktada çok sık göçmen kaçakçılığı olur, çeşitli yollarla Edirneye ulaşan göçmenler eğer Meriç nehrini geçibilirlerse kendilerini Avrupada bulurlar.
Edirne´de gece kalacaksanız gece hayatınıda seviyorsanız Edirnenin gece hayatı size unutulmaz anlar yaşatabilir, en başta akla gelen yerler Zindanaltı Meyhanesi ve Gazibaba Meyhanesidir. Bu meyhanelerde ocak başına oturup kebabınızı yerken rakınızı yudumlayabilir, esmer vatandaşların çaldığı müzikleri dinleyebilirsiniz, ilerleyen saatlerde enerjinizi göbek atarak harcamaya hazırlıklı olun.
En kaliteli malzemelerle hazırlanan soğuk ve sıcak meze seçenekleri, seçkin Türk Sanat Müziği parçalarını ve uygun fiyatlarıyla bu meyhanelerde hoşça vakit geçirebilirsiniz.
Meyhane beni açmaz ben daha çok gençlerin arasında olmak isterim derseniz o zaman Ayşekadın kampüsü karşısında Efes Pilsen´in yaptığı sokakta hayat var tabelasının olduğu yere gideceksiniz. Edirne bir öğrenci şehri olduğundan burada öğrencilik çok zevkli geçecektir. (ben kendimden biliyorum) Tüm gençlerin bu sokakta toplandığını göreceksiniz.
Edirne´de mutlaka görmemiz gereken bir yerde Şükrüpaşa anıtıdır. Edirneye tepeden bakan bu anıtın tarihteki önemi çok büyüktür.
Balkan Savaşı sırasında Edirne’yi kahramanca savunan Şükrü Paşa ve Balkan Savaşı şehitleri anısına, savunma mevzilerinden biri olan Kıyık Tabya’da inşa edilmiştir. Kentin en yüksek yerinde bulunan Kıyık Tabya’da 28 Kasım 2000 tarihinde açılan Balkan Savaşı Müzesi, 14 bölüm ve 23 bonetten oluşmaktadır.
Bunun üzerine Edirne müstahkem mevkii kumandanlığına getirilen Mehmed Şükrü Paşa, Edirne kuşatması başlamadan bir hafta önce kente gelebildi. Edirne’nin savunması görevi verilen Şükrü Paşa’ya şehrin kuşatılması halinde 50 gün savunulması emri verilmişti. Bu sürede ya Bulgar ordularının geriletileceği ya da İstanbul’dan destek gönderileceği öngörülmüştü. Ancak Mehmed Şükrü Paşa, kurmayları Kâzım (Karabekir), Remzi (Yiğitgüden) ve Fuat Bey ile, İstanbul’dan destek alamamasına rağmen, Bulgar ve Sırp ordularının saldırılarına 5 ay 5 gün süreyle direnerek tarihe geçen bir savunma gerçekleştirdi.
Kısa bir belgeselini buldum Şükrüpaşanın dilerseniz buradan izleyebilirsiniz.
Şehri kahramanca savunması Avrupa basınında büyük yer bulduğu ve kamuoyunda takdir uyandırdığı için eğitim gördüğü Almanya’da adına küçük çaplı anıtlar dikilmiş; Fransız milleti adına bir kılıç ve hayranları tarafından binlerce imza ile bezenmiş bir altın kitap hediye edilmiştir.
JAPONYADA SİZİ ŞAŞIRTACAK 8 ŞEY Japonyaya gitmeden önce sadece oranın muhteşem yemek kültürünü , sayısız…
Ağrı Dağı Ağrı Dağı yüzyıllardır birçok insan için Türkiye topraklarındaki en ulaşılmaz ve zor konumlardan…
TÜRKİYE`DE DAĞCILIĞIN GELİŞİMİ Türkiye'de Dağcılık geçtiğimiz yüzyıl içerisinde başlamıştır. İlk olarak Dağcılık aktivitelerini Türklerden ziyade…
Alaçatı Gezilecek Yerler Rehberi Alaçatı bildiğiniz gibi Türkiye'nin en güzel tatil beldelerinden birisi konumunda. Özellikle…
Doğu Ekspresi Turu Sosyal medya sayesinde çok meşhur olan ve herkes tarafından çok merak edilen…
MARMARİS VE ÇEVRESİNDEKİ EN GÜZEL 10 PLAJ Marmaris Muğla il sınırları içinde kalan Türkiye’nin en…
View Comments
I loved as much as you'll receive carried out right here.
The sketch is attractive, your authored material stylish.
nonetheless, you command get bought an impatience over that you wish be delivering the following.
unwell unquestionably come more formerly again as exactly the same
nearly a lot often inside case you shield this hike.
You ought to be a part of a contest for one of the most useful websites on the internet.
I most certainly will highly recommend this website!
I am sure this piece of writing has touched all
the internet visitors, its really really good piece of writing on building up new webpage.
Hey! This is my first visit to your blog! We are a team of volunteers and starting a
new project in a community in the same niche. Your blog provided us beneficial information to work on. You have
done a outstanding job!
This website was... how do you say it? Relevant!! Finally I have found
something that helped me. Cheers!
My spouse and I stumbled over here from a different web page and thought I might as well check
things out. I like what I see so i am just following you.
Look forward to looking over your web page repeatedly.
magnificent submit, very informative. I'm wondering why the other
experts of this sector don't understand this.
You should proceed your writing. I'm sure, you
have a huge readers' base already!
I relish, lead to I found just what I used to be taking a look for.
You've ended my four day lengthy hunt! God Bless you man. Have a great day.
Bye
It's in point of fact a nice and helpful piece of info. I'm
happy that you shared this helpful information with us.
Please keep us up to date like this. Thank
you for sharing.
Thanks , I've recently been searching for info approximately this topic for a while
and yours is the best I have found out till now.
But, what about the conclusion? Are you sure about the supply?