PAYLAŞ

2 GÜNDE VAN GÖLÜ VE ÇEVRESİ NASIL GEZİLİR

Havaların iyice ısınmaya başladığı Mayıs ayının sonlarında nereye gidebilrim diye araştırma yaparken Van gölü aklıma geldi ve şanslıyım ki tesadüfen inci kefali festivalinin de başlamakta olduğunu öğrendim.  Dünyada sadece van gölünde yaşayan ve bu gölde yaşayabilen tek balık türü olan inci kefali festivalinin 31 Mayıs -2 Haziran 2013 tarihleri arasında gerçekleşiyordu bu yıl. Geceden internet üzerinden araştırmazı yaptıktan sonra sabah 8de döküldük yollara hazırlığımız tam bir gece konaklayacağız Van´da ve gölün etrafında tam bir tur atacağız.    Güzergahımız Diyarbakır´dan çıkış Silvan-Kozluk- Bitlis-Tatvan-Gevaş-Edremit-Van-Muradiye-Erciş-Adilcevaz-Tatvan-Diyarbakır şeklinde olacak.

malabadi-koprusu   Meşhur Malabadi köprüsünü duymayan yoktur sanırım, en azından şarkılarda bile duymuşsunuzdur, malesef benim şansıma köprü tadilattaydı.

   Silvan ilçe sınırları içinde olan bu köprü Artuklu Beyliği

tarafından 1147 yılında yapılmıştır. Yedi metre eninde ve 150 metre uzunluğunda bir köprüdür. Malabadi Köprüsü, dünyada taş köprüler içerisinde kemeri en geniş olanıdır.Kemerin her iki yanında, iç tarafta kervan ve yolcular tarafından, özellikle kışın zorlu günlerinde barınak olarak kullanılan iki oda bulunmaktadır. öprü nöbetçileri tarafından da kullanılan bu odaları daha önceleri dehlizlerle yolun dipleri ile bağlantılı olduğu, gelen kervanların ayak seslerinin bu dehlizler vasıtası ile daha uzaklarda iken duyulduğu söylenir.    Köprü başında bekleyen yöre halkı çocukları göreceksiniz, hemen yanınıza gelip köprünün hikayesini size anlatacaklardır, dilerseniz videoyu izleyerek onların ağzından dinleyin birde hikayeyi, tabiki dinledikten sonra bahşiş vermeyi unutmayın.

bitlis-cayi   Diyarbakır Bitlis arasındaki bu çay size yol boyunca eşlik edecek ve çok güzel manzaralar sunacak size. Zaman zaman böyle şiddetli akan su zaman zaman çayırların arasında daha sakin ve menderesler çizerek akmakta, dikkat edin manzaralara bakayım derken gözünüzü yoldan ayırmayın.

bitlis-selale Bitlis´e yaklaştıkça Dağlar biraz daha yükseliyor ve manzaralar tabikide harika. Dağın tepesinden yavaş yavaş sızan bu su gördüğünüz bu şekilleri oluşturmuş tabikide yakından bakınca daha bi ilginç gözüküyor.

Zamanımız kısıtlı olduğundan Dolayı Bitlis merkez e uğrayamıyorum çevre yolundan transit geçip Tatvana geliyorum, o kadar dağ havasından sonra karnınız acıkabilir, Biz tatvan öğreten evi bahçesinde yanımızda getirdiğimiz yiyeceklerle birlikte kısa bir mola vererek yemey yemeye koyuluyoruz. Tatvan Van gölünün kıyısında oldukça güzel bir ilçe. Öğretmen evinin konumu harika hemen sahilde bulunan öğretmen evinin yemyeşil bahçesindeki kamelyalarda oturup yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemeğimizi yedikten sonra bundan sonraki durağımız Akdamar adası olacak.       Gevaş a 2km kala Akdamar adasını görüyoruz yol boyunca parketmiş arabalardan inen turistler iskeleden teknelere biniyorlar Akdamara gitmek için. Hemen bizde arabamızı otaparka bırakıp iskeleye iniyoruz. Burada dolmuş gibi çalışan tekmeler mevcut çok fazla beklemeden Akdamar adasına doğru yola çıkabilirsiniz. Kişi başı 15tl gibi bir ücret alıyorlar.

Yaklaşık 20dk lık bir yolculuktan sonra Akdamar adası ve Klisesi görünüyor karşımızda. Yavaş yavaş iskeleye yaklaşırken rüzgarın hızını kesen ada sayesinde su oldukça  durgun ve berrak.
akdamar-adasi-klise

akdamak-adasinda
Tekneden indikten sonra Giriş için kişi başı 3tl ödeyerek kliseye doğru uzanan merdivenlerden çıkıp giriş noktasına geliyorsunuz.  Müze kartınız varsa ücret ödemezsiniz.

Akdamar kilisesi duvar resimleri, İsa’nın başına gelenleri, çarmıha gerilişini, yıllara meydan okuyan bir “çağdaşlık”ta anlatıyor. O tasvirlerden biri gözü yaşlı kadınlar. Bu kadınlar, kralın İsa’nın gelmesinden korktuğu için katlettiği oğulları için ağlayan kadınlar…

akdamak-klisesi-resimleri

Kilisenin içindeki tarihe şahit olduktan sonra birazda dışarı çıkıp hemen arka tarafdaki kafetaryada çayınızı içip yemeğinizi yerken manzarayı seyredebilirsiniz.

On yıllar boyunca bakımsız olarak kalan kilise 2005-2007 döneminde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türkiye Ermenileri ve komşu Ermenistan ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir adım olarak, 1.5 milyon dolar harcanarak restore edilmiştir. Restoran çalışmalarını Ermeni mimar Zakariya Mildanoğlu yürütmüştür.

Akdamar Kilisesi’nin de 1951’de hükümet emriyle yıkımı kararlaştırılmış, 25 Haziran 1951’de başlatılan yıkım çalışması o dönemde genç bir gazeteci olan ve tesadüfen olaydan haberdar olan Yaşar Kemal’in müdahalesiyle durdurulmuştur.

Kilisenin arkasından manzara bu şekilde gözüküyor, ama dilerseniz biraz yürüyerek adanın en yüksek noktasına çıkıp bölgeyi daha iyi görebilirsiniz bunun için 15dk lık bi tırmanış gerekiyor, ben yorgun olduğum için çıkmadım tepeye.

   Akdamar Adasındaki Surp Haç kilisesi, Kudüs’ten İran’a kaçırıldıktan sonra 7. yüzyılda Van yöresine getirildiği rivayet edilen Hakiki Haç’ın bir parçasını barındırmak maksadıyla Kral I. Gagik’in emriyle 915-921 yıllarında Mimar Manuel tarafından inşa edilmiştir. Adanın güney doğusuna kurulmuş olan kilise, mimari açıdan Ortaçağ Ermeni sanatının en parlak eserleri arasında sayılır. Kızıl andezit taşından inşa edilmiş olan kilisenin dış cephesi, alçak rölyef şeklinde işlenmiş zengin bitki ve hayvan motifleriyle ve Kutsal Kitap’tan alınma sahnelerle bezenmiştir. Kilise bu özelliğiyle de Ermeni mimari tarihi içinde eşsiz bir konuma sahiptir.

Burada geçireceğiniz zamanın bir sınırlaması yok isterseniz gün boyu kalabilirsiniz, sizi getiren tekneyle dönme zorunluluğunuz yok iskeleyedeki herhangi bir tekneye binip geri dönebilirsiniz o yüzden zamanınız varsa dilediğiniz kadar vakit geçirin.
akdamar-adasi-ulasim

van-edremit

Edremite e az kaldı, Edremit gölün kenerına kurulmuş Van ın bir ilçesi, tipik sahil kasabalarını andırıyor. Köftesi meşhur buranın, sahil  kenarıda bir sürü köfteci görebilirsiniz, bende köftecilerin çok olmasına aldanıp köfte yedim ama sanırım kendi kendilerini meşhur etmişler köftesi hiç güzel değil, şimdiye kadar yediğim köftelerin yanına bile gelmez, inanın evde daha iyisini yapabilirsiniz, ben tavsiye etmem kesinlikle yinede sizin bileceğiniz iş.

van-kedisi
Van kedilerini görmek isterseniz Van´dan Muradiye istikametine giderken Van ın çıkışında Üniversiteyi uğramanız gerekir.
van-kalesi
Saat 17.00 sıralarında Van´a ulaşıyoruz, Mayıs ayının sonu olmasına rağmen oldukça serin neredeyse soğuk denecek bir hava karşılıyor bizi, ilk durağımız hava kararmadan Van kalesi oluyor.
  Van Kalesi, Urartu Krallığı tarafından kütle halindeki taştan yaptırılan ve Urartu başşehri Tuşpa’yı kuş bakışı gören bir istihkam yapıdır. Van Gölü kıyısında olup, Van şehrine 5 km uzaklıkta bulunan bu kale sarp bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Yapı 1800 m uzunluğunda, 120 m genişliğinde ve 80 m yüksekliğindedir. Kale MÖ 9. yüzyılda Lutipri’nin oğlu Sarduri tarafından MÖ 840-MÖ 825 tarihleri arasında kurulmuştur.
Hava soğuk ve Rüzgarlı olduğundan burada fazla vakit kaybetmeden ve iyice hava kararmadan Van merkeze gidip bir otel aramaya başlıyoruz, şehir merkezinde her bütçeye uygun otel var, yeni yapılan oldukça lüks oteller de mevcut parası çok alan arkadaşlar için, ama ben çok fazla para harcamıyayım derseniz şehir merkezinde 50-60tl ye kahvaltı dahil mütevazi oteller bulabilirsiniz, eğer kamu personeliyseniz buranın öğretmen evi yeni yapılmış ve oldukça güzel tabi ki yer bulabilirseniz.
Kahvaltısıyla meşhur olan Vanda kahvaltıyı otelde yapıyorum çünkü daha önceden buraya gelmiş kişilerden okuduğum gerçekçi yazılara dayanarak dışarda kahvaltı yapma gereği duymuyorum, Edremit in köftesi gibi buranın kahvaltısıda sadece isim yapmış çeşit çok ama sorgularsanız hangisi Van a ait düşünmek gerekir, bildiğimiz her yerde bulabileceğimiz türden şeyler, sadece otlu peynir yöreye özgü, bence fazla abartmamak gerekir ama illa Kahvaltı etmeden gitmeyeyim diyorsanız,  Bak hele bak Yusuf Konak kahvaltı salonuna gidebilirsiniz sanırım en meşhuru burası.
Yorgunluktan dolayı Van ın gece hayatına katılmıyoruz, gece ne oluyor ne bitiyor o yüzden bi yorum yapamıyacağım, erkenden yatıp sabah erken kalkıp otelde kahvaltımızı ettikten sonra nihayet inci kefallerini görmek üzere Muradiye istikametine devam ediyoruz.

muradiyeAna yoldan 15km kadar saparak Muradiyeye ulaşabilirsiniz, Muradiye Depremde en çok etkilenen yerlerden biri. İlçenin girişinden iki km kadar daha ileri giderek Muradiye şelalesine ulaşabilirsiniz, eğer yanınızda piknik malzemesi varsa buradaki mesire yerinde pikniğinizi yapabilirsiniz ona göre hazırlıklı gidin.
muradiye-selalesi

Vaktiniz varsa şelale karşısında güzel mesire yerinde vakit geçirebilirsiniz, dinlendirici olacaktır, ben fazla vaktim olmadığından dolayı, Muradiye girişine 1km kala Balık bendine doğru inci kefallerini görmek için geri dönüyorum.

Ana yoldaki köprüyü geçer geçmez mermercinin yanından giriş yapıyorsunuz buraya 200m kadar ilerledikten sonra Balık bendi karşınıza çıkacak. Arkamda gördüğünüz suyun içi balık dolu ama resimde belli olmuyor, biraz daha ilerde balıkların karşısına yükselti çıkıyor ordan balıklar suyun ters istikametine doğru Bendi aşmaya çalışıyorlar burada dilediğiniz kadar balık görebilirsiniz.
inci-kefali

Tam bu noktaya gelince balıklar burada yoğunlaşıyorlar adeta elinizi daldırdığınız her yer inci kefali, burdaki akıntıyı geçmek için sıraya girmişler ve hemde biraz enerji topluyorlar kendilerine, akıntıya karşı kürek çekmek gibi birşey bu.
Buradaki balıkları gördükten sonra asıl balığın çoğunlukta olduğu Erciş balık bendine doğru yolumuza devam ediyoruz, tabi ki festivale de katılmış olacağız Ercişte.

   Erciş balık bendinde balıklar daha çok suyu baktığınız her yer içini annelik içgüdüsü kaplamış inci kefalleriyle dolu.

İnci kefalı, tuzlu-sodalı sulara sahip Van Gölü’nde yaşayabilen endemik tek balık türüdür. İnci kefalı, sazangiller familyasını mensup, dünyada sadece Van Gölü Havzası’nda yaşayan bir balık türüdür. Genelde parlak gümüşî, sırtı gri-yeşil ve karın bölgesi gümüşî renktedir. Vücut küçük pullarla kaplı olup, gözler iridir. Üreme zamanı Nisan başından Temmuz sonuna kadar olup, bu dönemde büyük sürüler oluşturarak akarsulara göç eder. Bu göç esnasında, tuzlu-sodalı sudan tatlı suya doğrudan geçiş yapamadığı için hem yumurtlamaya giderken hem de dönerken akarsu ağızlarında osmotik ayarlama için bir süre bekler.

 Akarsulardaki su sıcaklığı 13 °C civarına ulaştığında akarsulara girerek yumurta bırakmaya başlar. Yumurtalarını akarsuların yayıldığı, hızının düştüğü bölgelerdeki hafif çakıllı, kumlu bölgelere bıraktıktan sonra tekrar göle döner. Yumurtadan çıkan yavrular 1-2 hafta içinde göle dönmeye başlarlar. Yavrular yaz boyunca gölün besince bol kıyı kesimlerinde sürüler halinde dolaşarak beslenirler. İnci kefalı yaz aylarında gölün 25 m derinliklerini geçmemek üzere her tarafında, kış aylarında ise 60 m derinliğe kadar olan kısımlarında dağılım gösterir. Türkiye’nin gölleri, akarsuları, göletleri, baraj göllerinden avlanan toplam 43 bin ton balığın tek başına yüzde 36’sını Van Gölü sağlıyor.

 ercis-panayiri

Küçük bir lunepark kurmuşlar festival alanına , burada bir hata yapıp hayatımda ilk kez gondola biniyorum ama sanırım gondol bana göre değilmiş pek sevmedim. Festival alanında da bir tur attıktan sonra yavaş yavaş dönüşe geçerek Adilcevaz istikametine yola çıkıyoruz.

Bir yanımızda Van gölü Karşımızada Süphan dağını alarak kıyıdan kıyıdan Adilcevaz istikametine yolumuza devam ediyoruz.

patnos

4058 metre yükseklikte sönmüş bir volkan olan Süphan dağı, Anadolu’nun üçüncü yüksek doruğudur. Doruk bir örtü buzulu ile kaplıdır. Süphan dağına genellikle doğu yüzünden tırmanış yapılır. Tırmanış, sırasında Van gölü her an birbirinden değişik ve güzel görüntüler sunar. Doruk tırmanışına Aydınlar köyünden başlanır. Buraya 6-7 km. uzaklıkta ve 2500 m. yükseklikte Şekerpınarı yada Süphan yaylasında kamp kurulur, kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş 8-10 saatlik zamanınızı alır.
adilcevaz

   Süphanı geçtikten sonra Bitlise 90km uzaklıkta olan Adilcevaz ilçesine varıyoruz, çoğunluğun Türk ve Türkmen olduğu oldukça yeşillik gördüğümüz Adilcevazda kısa bir mola verip yemek yemeye karar veriyoruz.
Burası ceviziyle dünyaca ünlü bir yer, ilçede 30 bin civarı ceviz ağacı bulummaktadır. Burada cevizle ilgili birçok ürün bulabilirsiniz, reçelini denemenizi tavsiye ederim.
İlçenin sahil kenarı boydan boya park yapılmış durumda burada oturup çayınızı içebilir, ilçenin içindeki fırından aldığınız cevizli çörekleri çayla birlikte yiyebilirsiniz, dilerseniz burada göle girmekte mümkün.
Adilcevaz-Ahlat yol üzerinde,göl kenarında, Adilcevaz Kalesi’nin altında bulunan Adilcevaz Paşa Camisi 16.yüzyılda Zal Paşa tarafından yaptırılmıştır.Burada yemeğimizi yedikten sonra Ahlat istikametine devam ediyoruz, Zamanımız kısıtlı olduğundan dolayı Ahlatta hiç durmadan transit geçiyoruz. Ahlatı geçtikten sonra Gördüğümüz kahverengi bir tabela hiç planımızda yokken  bizi yolumuzdan döndürüyor ve Nemrut dağı kalderasına doğru tırmanmaya başlıyoruz.
Oldukça zorlu dağ yollarından geçtikten sonra krater in içine kadar inip gölün bir ucuna varıyoruz, burasın gerçektende bir tabiart harikası oldunun farkına varıyorum aracımızdan iner inmez. Kendinizi dev bir çanağın içindeymiş  gibi hissedeceksiniz. Burada çadır kuran, karavanla gelen insanları görebilirsiniz, ama tavsiyem buraya ya motorla yada arazi aracıyla gelin yol toprak yol ve çok bozuk bir yol.  Göle gelmeden biraz sağ tarafa doğru giderseniz tüten bacalarıda görebilirsiniz.nemrut-dagi-tatvan
Burası gölün sadece küçük bir kısmı gölün öbür ucu çok büyük.nemrut-ve-ben nemrut-krater-goluNemrutun tepesinden Va gölünün manzarası harika, birazdan buradan aşağı doğru 13km inip Tatvan´a varacağız.   Burada hummalı bir yol çalışması başlamış vaziyette, Buradaki turizmi canlandırmak için oldukça güzel bir yol yapıyorlar ve teleferik hattı hazır vaziyette, umarım bi daha ki gittiğimde Tatvandan teleferiğe binip öyle çıkarım buraya. Ayrıca buraya gelecekler Mutlaka Tatvan´dan yola çıksınlar hem 13km gibi kısa bir yol katederek ulaşrlar hemde düzgün bir yoldan gelmiş olurlar, ben 35km lik çok zor bir yoldan geldim malesef yolu bilmediğim için.Nemrut a da hoşçakal dedikten sonra bu kadar yorgunluğun üstüne yolda hiç mola vermeden Diyarbakır a tekrardan geri dönüyoruz.

BİR CEVAP BIRAK